Mutfakta çatlak bir kadın/anne var!

Kız çocuklu bir evdi bizimkisi, rahmetli babam da öyle abartılı yemek yemezdi, annem de Başak burcu kadını olarak ev ahalisinin hiçbir öğünü kaçırmasına müsaade etmez, maddi yeterliliğe bağlı olarak hem ekonomik hem de dengeli beslenmemiz için elinden geleni ardına koymazdı.

Ege mutfağında zaten eti sebze ile birleştirmek geleneksel bir lezzet halini almıştır; ekonomi yapan anneler birazcık da abartmışlardır!

Ya da basit bir kek üç yumurtadan yapılıyorsa, maddi yönünü düşünen anne iki yumurtadan da gayet güzel kek yapar, arttırdığı diğer yumurta ile üşenmez mücver yapar, falan…

Çeşit-çeşit yemek yapılan ve tüketilen bir evde büyüdüm; kahvaltı hep önemliydi, akşam yemeği de öyle; öğle yemeği ise akşamdan kalan yemeklerin ısıtılması, gerekirse yanına yumurtalı patates falan eklenmesi ile olurdu ama bir süre sonra meyvesi, akşamüstü atıştırmalığı mutlaka olurdu!

Ne meyvesiz, ne de tatlısız büyüdük; oysa ne muhallebiyi severim ne de sütlacı!

Yedik!

******

Oğlumu büyütürken gıda konusu çok kolaydı; lök-lök emzir (Ailede sütü acayip besleyen tek kadın bendim, annem dahil!), sebzeli etli mamalar, ev yapımı yoğurtlar, meyve pürelerini daya, ohhh!

Büyüdüklerinde bu erkek çocuklarına gel de sebze, meyve yedir!

Yemiyorlar şekerim!

Nerede pizza var, hamburger, öğürürcesine yiyorlar; hani dedim ya kız çocuklu ailede yetiştik diye, kız çocukları ve kadınlar azar-azar yiyorlar, çeşit olsun istiyorlar. Erkek çocukları en sevdiklerini tıka basa yemek istiyorlar!

Evde köfte yapıyorsun, mesela, yanına patates, bir kap sebze, falan…

Mesela köfteyi bol tutuyorsun, ertesi güne de kalsın diye… Kız çocuklu ailede büyüdük ya, o nedenle…

Erkek çocuğu köfteyi ve patatesi yiyor, sebzeye dokunmuyor!

“Oğlum, biraz da bundan ye” diyorsun, istemiyor… “Köftelerden biraz bıraksan da yarın da yesen…” diyorsun, bozuluyor!

Diyorsun ki proteini fazlasıyla aldı bugün, yarın almasa da olur; canı et çekiyor çocuğun!

“Anneee, etli bir şeyler yok mu?”

******

Börek vazgeçilmezimiz; erkek çocuklarını doyurmanın en güzel yöntemlerinden biri!

Aynı zamanda tek başına yemedikleri ne varsa içine koyun, ooo bir güzel götürüyorlar!

Mesela patlıcan mı yemiyor, patlıcanlı börek yapın, biber koyun içine, domates, sarın-sarmalayın, yalamadan yutsun!

******

Bu durumu fark edeli böreklerim börek olmaktan çıkıyor gerçi ama işe yarıyor!

Ispanaklı böreğin ıspanağı yufkasından fazla, patlıcanlı börek keza…

Makarna desen; havuç, mantar, biber, mısır (sevdiklerini de es geçmemek gerekir!) dolu.

******

Şimdi; neden böyle bir yazı yazdım?

Altı saattir bit kadar mutfakta, biraz daha edepsizi de denilebilir ama, neyse, yemek yaptım!

Ayaklarım artık bana ait değiller, ağrıları benden vazgeçmiyorlar, o başka!

Altı üstü yaptığın ne kadın?

Bir sorun!

Yarım kilo kıyma ile dalyan köfte yapayım dedim; dalyan köfte içine haşlanmış yumurta, havuç, bezelye konur, çocuk bezelye yemiyor ya, ohh bundan güzel fırsat mı olur?

Bu arada dolapta bekleyen patlıcanlar var; oğlum yufka al, ıhh, kabaklar var, çocuk bir tek mücver yiyor kabağa ait; kırmızı biber bekliyor… Bozulacaklar…

Girersin mutfağa bir cengaver tarzıyla, hayır yani alıp da bozulup attıklarımdan dolayı öyle bir vicdan azabı çekiyorum ki dolapta bekleyen her bir yiyecek gün içinde vicdanımı kemiriyor!

Bahaneler de bitiyor bir süre sonra ve yiyecek bulamayanlara karşı onulmaz yaralar açılıyor ruhunda!...

Yaptıklarım altı saat sürmezdi ve ayaklarım bu kadar acımazdı eğer ki ötelemeseydim yeni bir ocak almayı…

Ocağın elektrikli bölümü üç gün önce sizlere ömür, diğer iki gözü de rahmetli olmuştu zaten; bir tek, taş çatlasa orta ateş yanan, bir ocakta kızartma yapmaya kalkışırsam olacağı da budur!

******

Tek başıma olsam, kafamı kesseler böyle bir işe kalkışmam!

Neymiş? Çocuk, çocuk dediğime de bakmayın, yaşı olmuş yirmi iki, belki yer bunlardan, bir-iki…

Bir tek göz ocak, dalyan köftenin yumurtalarını haşla, o arada havuçları hazırla; yumurtaları al havuçları koy, o arada Allahtan bezelyeler konserve…

Bir taraftan köfteyi yoğur, bu arada, hangi tarife baksanız yarım kilo kıymaya bir dilim ekmek öneriyorlar!

Yahu, anne köftelerimizin lezzeti ne ka ekmek o ka köfte!

(Ne kadar kıyma, o kadar ekmek eşittir köfte!)

En yakın arkadaşlarımdan biri anlatır; canımız çok köfte çektiğinde, annem kıymasız köfte yapardı bize, kıyma alacak paramız yoktuysa…

******

Çocuk bezelye yemiyor, doldur kızım, yer bu vesileyle… (Dalyan köfte oldu size sebze üstü köfte! Köfte içi sebze kesmiyor beni nedense!)

Yanına patates kızart, sever nasıl olsa, patlıcanları ve kabakları da kakala!

Kırmızı ve yeşil biberleri de unutma!

Havuçlar da yabana gitmesin… Sarmısaklı yoğurt yap, yakışır, domates sosu…

Çocuk meyve yemiyor, muhallebili çakma pasta yapsam bisküvi ile, döşesem aralarını meyvelerle…

******

Ayakların isyan ediyor ama bir tarafın direniyor! Dur, bunu da yapayım!

Annem bir gün dedi ki: Meyve yesin diye bunları yapıyorsun ya, ben size yeterince iyi anne olamamışım!

Ahh annem, asıl sen bize öyle iyi bir anne oldun ki biz meyveleri doğradığın tabaklardan yedik; ne kadar taze olsalar da sıcak muhallebi ile temas edenler gibi olabilirler mi?

Sen bize meyveyi meyve, muhallebiyi muhallebi olarak yedirdin; sebzelerin bir-ikisi dışında yemediğimiz olmadı, böreği de börek olarak yedik!

******

Alış-veriş ve yemek yaparken insan en sevdiklerini düşünür; mesela deli gibi meyve alırım, dolapta durur, yenmez! Ama ben bilirim ki dolapta meyve var!

Olabildiğince sağlıklı, dengeli beslenmemiz için elimden geleni yaparım; lakin tüketilir ya da tüketilmez…

Bir kadın, bir anne elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışır; ama beğenilir ama beğenilmez…

(Bu arada bulaşık makinesi boşaltılmış, yerine bulaşıklar konmuştur, o arada çamaşırlar yıkanmaya atılmıştır. Kullanılan kaplar banko üzerinde yer kaplamasınlar diye yıkanmış, köpeğin maması ve suyu verilmiştir. Dolan bulaşık makinesi çalıştırılmış, bittiğinde, buharı çıksın diye, kapağı açılmıştır.)

Bunca detayı niye anlattım?

Bir kadının, bir annenin neleri hissedip, neleri planlayarak nelere katlandığını, az biraz da olsa, anlatmak için…

Hep afiyetle kalınız efendim…

* Bir not: Yine şanslıyım ki yaptığım her yemeği seven bir köpeğimiz var; yapılan yemekler bir şekilde tüketiliyor!

http/twitter.com/Gulgunkaraoglu

gulgun_2006@hotmail.com