CHP’de kongreler ertelenir mi?

21 Mayıs 2019

Gündem, 23 Haziran’da yapılacak İstanbul seçimleri... Tüm siyasiler, İstanbul’a kilitlenmiş durumda. Ancak CHP’de şimdilik geri planda duran bir gündem daha var: Kongreler!

Normal takvim işlerse mahalle delege seçimleri Eylül ayında başlayacak. Aralık ayına kadar ilçe kongreleri tamamlanacak ve son olarak il kongresi yapılacak.

Genel merkezin, kongreleri bir yıl erteleme yetkisi olduğunu hatırlatarak devam edelim.

Kongrelerin ertelenme ihtimali, parti içinde kulaktan kulağa yayılmış durumda. Bir kısım partililer, “Ertelenmesi doğru olur” diyor; bir bölümü ise “CHP, en zor şartlar altında kongrelerini yapmış bir partidir” diyerek ertelemeye karışı çıkıyor.

CHP İzmir Milletvekili Bedri Serter’le konuştum, “Şu an kongrelerin tarihleri belli değil. Yapılacak mı, o da belli değil. Çünkü, kongrelerin 1 yıl ertelenebileceği yönünde duyum aldım. Seçimler üst üste geldi ve örgütümüzün bir dinlenme ihtiyacı var. Genel Merkez ‘yapılabilir’ de diyebilir. Önümüzdeki günlerde konu netleşir” dedi.

Ertelemeye karşı çıkanlardan, eski Parti Meclisi Üyesi Hüseyin Saygılı’yla da konuştum. Saygılı, kongrelerin ertelenebileceği yönünde söylemleri doğru bulmadığını belirtti ve ekledi: “Alınmamış bir erteleme kararının kamuoyunda tartışılmasını doğru bulmuyorum. Kongrelerin yasal sürecinde yapılmasını partimiz için yararlı olacağını düşünüyorum.”

Çok erken bir soru!

Kapalı kapılar arkasında süren tartışmayla ilgili olarak son noktayı CHP İzmir İl Başkanı

Yazının devamı...

Su ücreti düşer mi?

16 Mayıs 2019

31 Mart yerel seçimleri öncesi Ankara’da, seçim sonrası ise İstanbul’da su ücretinde indirime gidildi. Peki, İzmir Büyükşehir Belediyesi de aynı uygulamayı yapacak mı? Benim bildiğim şimdilik böyle bir çalışma yok.

İzmir Büyükşehir Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekili Özgür Hızal’la görüştüm. Bu konuda birkaç önerisi oldu. Hızal, İzmir’in lehine olan tüm kararların Büyükşehir’den oybirliğiyle geçtiğine dikkat çekti. İndirimli otobüs uygulamasının saat diliminin genişletilmesini öneren Hızal, şu görüşlerini paylaştı:

“Doğru yapılan işler olduğu kanaatindeyim ve bu konuyla ilgili mecliste AK Parti olarak desteğimizi verdik. İlk meclis toplantısında ulaşım indirimiyle ilgili bir konu vardı, bunu destekledik. Burada meseleye biraz daha farklı bakabiliriz. Bunu da önümüzdeki günlerde de dile getireceğiz. Bu saat aralığını biraz daha artırabiliriz. Belki yaz aylarının sonlarına doğru, belki akşam 6-8 olabilir ama sonuç itibariyle doğru bir yaklaşım. Biz destekledik.”

İzmir’de su ücretinin yüksek olduğuna dair yıllardır bir tartışma süregelir. Hızal, bu konuda Büyükşehir’den bir hamle beklediklerini söyledi:

“Cuma günü mecliste İZSU konulu bir toplantı yapacağız. İzmirliler en pahalı suyu tüketiyor diye her zaman dile getirilir. Diğer büyükşehirlerin su fiyatlarının rakamlarının düşürülmesinde İzmir’in de örnek alacağı kanaatindeyim. İzmir halkı bu kadar pahalı su tüketmeyi hak etmiyor. İndirim yapılması gerekiyor, bizim de önümüzdeki süreçte bu konuyla ilgili hamleler yapacağımızı, sizin aracılığınızla iletmek istiyorum.”

Dağ’a önemli görev

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Hamza Dağ, İzmir Gençlik Kolları’nda yetişen bir isim. Şu anda İzmir’i AK Parti içinde temsil eden isimlerin başında geliyor. Partisinin ar-ge çalışmalarından sorumlu Dağ’a, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından önemli bir görev verildi. Dağ, 23 Haziran’a kadar olan süreçte İstanbul genelinde yapılacak kamuoyu ve eğilim yoklaması çalışmalarını yürütecek.

Yazının devamı...

Masrafları cebinden ödedi!

9 Mayıs 2019

31 Mart yerel seçimlerinden sonra yeni belediye başkanları koltuklarına oturdu. Bu aralar tamamının kafasını kaşıyacak vakti yok! Her biri, günde yüzlerce kişiyi ağırlıyor. El sıkıyor, dert dinliyor...
Başkanların birçoğu koltuklarına oturmasına oturdu ama kimi hiç beklemedikleri bir tabloyla karşılaştı. Borçlar! Yıllardır birike birike bugünlere gelen borçlar, başkanları düşündürmeye başladı. Yine birçoğu, tasarruf tedbirlerini uygulamaya başladı.
Bu isimlerden biri de Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü... Genç başkan, belediyenin borcunun 500 milyonun üzerinde olduğunu söyledi ama bunun, onun motivasyonunu, enerjisini etkilemediğini özellikle söylemem gerek.

“Ne yapacaksınız?” diye sordum; Utku Başkan şunları söyledi:

“Tasarruf etmemiz lazım. Bir bütçe açığımız var. Bu 56.5 milyon TL. Bunu azaltmak için tasarruf yapmamız gerekiyor. Harcamalarımızı kısacağız. Bu alanda çalışma yapıyoruz. İsraf olarak tabir edebileceğimiz bir yer var mı, ona bakıyoruz. Kendi özkaynaklarımızla işleri halledebiliriz. 23 Nisan’ın masraflarını kendim karşıladım. Bu bir tasarruftur. Ben bunu güle oynaya yaptım. Ot biçme işlerimiz var. Bunun tamamını kendimiz yapıyoruz. Normalde ihaleyle yapılan işler bunlar... Gezici bir ekip kurduk. Büyükşehir Belediyesi’nden destek alıyoruz. Masraf yapmadan bunu halledeceğiz. Ramazan yemekleri için hizmet alımı yapmayacağız. 13 noktada ramazan yemeği yapılmıştı geçen sene. Kendi personelimizle, kendi aşçımızla bu yemekleri yapacağız. Bu önemli bir tasarruf! Ziyaretimize gelen çok fazla vatandaşımız var. Kapımız herkese açık. Pazartesi günü sabah 6 ile 9 arası sahada olacağım. Ramazan Bayramı’ndan sonra başkanlık makamını mahallelere taşıyacağız. Mahallenin sorunlarını ve şahsi sorunları konuşacağız.”

‘Soyer’le çözeceğiz’

Satır arasında dikkatinizi çekmiştir. Belediyenin organize ettiği ve 5 gün süren 23 Nisan Ulusal Egemenlik Çocuk Bayramı etkinliklerinin masrafını Başkan kendi cebinden karşılamış.

Yazının devamı...

‘Pasif olmam söz konusu değil’

2 Mayıs 2019

Geçenlerde, eski İzmir Büyük-şehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu’nun delege seçimlerine hazırlandığını, ilçe ve il kongrelerine müdahil olacağını yazdım. Bu yazı büyük ses getirdi. Birçok kişi, arayıp “Hani Aziz Kocaoğlu siyaseti bırakmıştı?” diye sordu. Aziz Bey aradı. İlk olarak yerel seçim öncesi aday adayı olmadığını, sadece tepki olarak bir çıkışta bulunduğunu söyledi ve “Bunu dünya âlem biliyor” diye ekledi.
Şimdi kendisiyle yaptığımız konuşmanın bir bölümünü (kendisinin de oluruyla) sizlerle paylaşmak istiyorum:
“Bornova’da 300 metrekare ofisim var. Çocukların kullandığı yer. Oraya gitmek istedim. Urla’da yaşayacağım. Haftada bir iki gün İzmir’e geldiğimizde görüşmek isteyenler oluyor. Eşimiz dostumuz var. ‘Merkezde bir yerde adresimiz olsun’ dedik. Ancak şunu özellikle söylemek isterim. Randevusuz kimseyle görüşmeyeceğim. Çat kapı olmasın. Ben sözümü tutuyorum. Hiçbir yere aday değilim. Ama siyaseti bırakmıyorum. Taraf olmayacağım diye bir şey söylemedim. Aday olmayacağım ama ülkem, partim, İzmir için çalışmaya devam edeceğim’ dedim. Benim eski İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu ve eski İlçe Başkanı Mustafa Özuslu ile hiçbir problemim yok. Olamaz da... Kimseyle problemim yok. İl kongresine hazırlanmıyorum. Erken uyarı sistemi gibi siyasette manipülasyonlar oluyor. Bunlardan A’dan Z’ye bıktığım için aday olmadım. Kongrede kim aday olursa bakarız. Herkes bizden bir şey bekler. Bizim partiye çalışmayacağımız, bağımsız aday olacağımız, süreci sabote edeceğimiz söylendi, konuşuldu. Merkezde konuşup şov yapmadım. Kritik olan ilçelere gittim. Orada da bir şeye üzüldüm. Bergama’ya çok üzüldüm. Keşke daha fazla gitseymişim diye hayıflanıyorum. 1 Ekim’de aday olmayacağımı açıkladıktan sonra, emeği hiçe saymak gibi hastalık var. ‘Bu aday olacak mı?’ deninceye kadar 250 tane köyü gezdim. Hakkınızı helal edin dedim, hem de oy istedim. Ondan sonraki dönemde de gittim. Partiye oy istedim. Ben partiliyim. Pasif olmam söz konusu değil. Partiye çalışırım.”

‘15 güne ofisteyim’

“İl kongresiyle ilgili hiçbir hazırlığım yok. O süreçte 2-3 aday çıkar, içlerinden hangisi daha iyi olur diye sorarlarsa söyleriz. Ben önseçim, kurultay, il, ilçe delegesi olmak istemiyorum. Seçilecek hiçbir yerde yokum. Bana sorarlarsa fikrimi her parti üyesi olarak söylerim. Ben bu moddayım. Ben bu konularla ilgili kimseyle görüşmüyorum. Toplantı da yapmıyorum. 15 güne kadar ofise geçeceğim. Eski belediye başkanı hücreye mi kapansın, yasaklı mı ilan edilsin? Böyle bir şey var mı? Onu isteyen varsa açık açık söylesin! Kimsenin etlisine sütlüsüne karışmak istemiyorum. Belediye konusunda yorumum yok. Yerel yönetimleri konuşup dedikodu yapmayacağım. Ben belediye başkanlığını bıraktım. Fikrimi soran olursa bunu yetkililere söylerim, gazetecilere değil.”
Kocaoğlu’nun açıklamaları böyle... Bununla ilgili olarak sadece şunu söyleyebilirim. Parti içindeki muhaliflerin gözü kulağı Kocaoğlu’nda... Kongreler öncesi ne yapıp yapmayacağını önümüzdeki süreçte göreceğiz.
Kocaoğlu’na; yakın arkadaşı, eski CHP İzmir İl Başkanı Alaattin Yüksel’le küs oldukları yönündeki iddiayı da sordum; “Öyle bir şey söz konusu değil. Kendisi benim 50 yıllık arkadaşım. Her zaman görüşüyorum. Problemimiz de yok, küslüğümüz de” yanıtını verdi.

Yazının devamı...

‘Sözde muhalefet yapmayacağız’

30 Nisan 2019

31 Mart yerel seçimlerinde İzmirliler AK Parti’ye bir kez daha Büyükşehir’de muhalefet görevi verdi. AK Partililer, 5 yıl boyunca İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı CHP’li Tunç Soyer’in yaptıklarını/yapamadıklarını değerlendirecek.

AK Parti’nin, bir anlamda da muhalefetin İzmir’deki sesi Özgür Hızal olacak. Hızal, 2006’da gençlik kollarında başladığı siyasette hızla yükselmeyi başaran isimler arasında yer alıyor. 2011 genel ve 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Seçim Koordinasyon Merkezi Başkanlığı, Disiplin Kurulu Başkanlığı, Seçim İşleri Başkanlığı ve Bayraklı İlçe Başkanlığı görevlerinde bulunan Hızal, Bayraklı’dan meclis üyesi seçildi ve İzmir Büyükşehir Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekili oldu.

Hızal’a, “Nasıl bir muhalefet çizginiz olacak?” diye sordum. Şunları söyledi: “Önceliğimiz, İzmir ve İzmir halkı. 31 Mart seçimlerinde İzmir seçmeni bize muhalefet yapma görevi verdi. Biz de sorumluluğumuzun bilincindeyiz. Önceliğimiz İzmir olduğu için; İzmir için değerli olan her şeyin yanında olacağız. İzmir aleyhine aykırı olduğunu düşündüğümüz konuların, yasaların vermiş olduğu yetkiyle mecliste ve kamuoyunda karşısında duracağız. Sırf muhalefet yapma adına doğrunun karşısında olmayacağız. Hataları gördüğümüz her anda gerekli müdahaleleri yapacağız. Yeni bir belediye başkanı olması, bizim açımızdan önemli değil. 10 yıl geçmişte yapmış olduğu başkanlık var. Oradaki yanlışları, burada devam ederse karşısında olacağız. Kırmızı çizgimiz, İzmir ve kentin menfaatleri. İzmir aleyhinde olan her şeyde karşısında olacağız.”

‘Her şeyi öğrendik’

Özgür Hızal, AK Parti’nin mutfağından gelen bir isim. Bir anlamda da teşkilat terbiyesi almış diyebiliriz. Gençlik kollarından grup başkanvekilliğine uzanan süreci özetle şöyle anlattı Hızal:

“Siyasete, 2006’da AK Parti’de başladım. Teşkilatta görevler aldım. Gençlik kolları yönetim kurulu üyeliği ve başkan yardımcılığı, iki dönem ana kademe SKM başkanlığı, disiplin kurulu üyeliği, seçim işleri başkanlığı ve Bayraklı İlçe Başkanlığı görevlerinde bulundum. Son seçimde Bayraklı Belediye Meclisi Üyesi seçildim. İzmir Büyükşehir Belediyesi AK Parti Grup Başkanvekilliği görevi bana verildi. Meclis tecrübesine sahip değilim, ama siyasi tecrübem var. AK Parti, siyasette var olduğum günden bu yana İzmir’de muhalefet. Muhalefetin nasıl yapılması, ne yönde yapılması gerektiğini teşkilat içinde gördük. İl Başkanımızın bir sözcülüğünü yapmaktayım. Teşkilatlarımızla istişare halinde olacağız. İzmir halkının menfaatleri doğrultusunda çalışacağız.”

AK Partili Hızal, Büyükşehir’in, kamuoyu tarafından kabul edilen projelerine, yapılacak yanlışlara/eksikliklere doğru bir şekilde itiraz ederse başarılı olacaktır. Süreç yeni başladı. AK Parti’den hemen sert muhalefet beklemiyorum açıkçası... Ancak Özgür Hızal ismine dikkatinizi çekmek istiyorum! AK Parti’de her önüne gelen SKM Başkanı olamaz! Umarım; seviyeli tartışmaların yaşanacağı bir meclis görürüz.

Yazının devamı...

Yol arkadaşı, Tunç Soyer’i anlattı

25 Nisan 2019

Siyaset bir ekip işidir. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in de yakın çalışma arkadaşları var elbette. Eski CHP İzmir İl Başkanı Rıfat Nalbantoğlu ve eski Karşıyaka İlçe Başkanı Mustafa Özuslu, ekibin ana unsurları.

Ama onları diğer ekiplerden ayıran birçok yanları var! “Ben yaptım oldu” ya da “Benim dediğim olacak” gibi triplere girmiyorlar. Çok uzatmamayım. Soyer’in yol arkadaşı, Büyükşehir Belediyesi Meclis Başkanvekili Mustafa Özuslu’dan Soyer’i anlatmasını istedim. İlk sözleri şu oldu: “O, çalışması kolay bir lider. Herkesi dinler, ama son kararı kendisi verir.”

Büyükşehir yolculuğuna birlikte ne zaman çıktıklarını anlattı Özuslu:

“Rıfat Nalbantoğlu, il başkanı olduğu dönemde, 29 ilçeyi kazandığımız süreçte İl Başkan Yardımcısı’ydım. Tunç Bey de o dönemde Seferihisar Belediye Başkan adayıydı. Rıfat Bey’le Tunç Soyer’in Büyükşehir aday adayı olma sürecine, yürüyüşüne katılışımız, 2013’ün Ekim ayına denk geliyor. Beraber yürüme kararı aldık. Yol arkadaşlığı yapıyoruz. Siyasette birlikte hareket etmeye çalışıyoruz. Olaylara aynı pencereden bakan insanlarız. Tunç Başkan da demokrat, katılımcı, halktan yana, gerçekten kente ve ülkesine hizmet etmek isteyen biri. Biz de öyleyiz. Frekanslar tuttu. Bu bir günlük iş değil.”

‘Çalmaz, çaldırmaz’

Mustafa Özuslu da, Soyer gibi iletişime önem veren ve partililer tarafından naif biri olarak değerlendirilen bir isim. “Soyer’le çalışmak nasıldır?” diye sorduğumda şunları söyledi:

“Son derece naif bir insan. Ancak çok kararlı. Ajandası, hedefleri var. Perspektifi var. Türkiye’nin böyle siyasetçileri kazanmış olması çok önemli. Çalışmasına ayak uydurmak için tempo lazım. Kendisi her sabah 10 kilometre koşuyor. Bunun, vücuda yansıması var. Yakınınızda çalışan insanların bundan etkilenmemesi mümkün değil. O tempoya ayak uydurmak zorunda kalacaklar. Bir kere, herhangi bir karar almak için bilgi sahibi olmak istiyor. Bilgi sahibi olmadan net bir karar almak istemiyor. Bilgiyi de farklı kaynaklardan alıyor. Bu, çok iyi bir özellik. Uzmanlıklara çok itibar ediyor. Ortak fikre inanıyor. Bir lider olarak son kararı söylüyor. O, demokratik bir lider. Çoğulcu değil, çoğunlukçu... Bir insanın hayalleri ve değerleri büyükse zordur. Ahlaklı biri. Çalmaz, çaldırmaz.”

Özuslu, İzmir Büyükşehir Belediye Meclisi CHP Grup Başkanvekili olarak, partinin çıkarları neyi emrediyorsa öyle hareket edeceğini sözlerini ekledi ve şöyle devam etti: “Benim nasıl bir siyaset anlayışım varsa, partimi de Büyükşehir’de öyle temsil edeceğim. İl Başkanı’nı mecliste temsil edeceğim. Partinin temayüllerini iyi bilen biriyim. Bir Fransız sosyolog ve aktivist, “Parti üyeliği gönüllü köleliğe benzer” diyor. Biz de böyleyiz. İnsani olarak önce ülkem ve insanlar; sonra da partim diyoruz. Ben CHP’nin değerleri ile siyaset yapıyorum. Partinin çıkarları neyi emrediyorsa onu yapacağız. Bunu yapmak; demokratik, katılımcı anlayışımdan vazgeçmemi gerektirmez.

Yazının devamı...