Ani Görme Kayıpları

6 Ağustos 2019

Bir veya iki gözde birkaç saniye ile birkaç gün içinde gelişen görme kayıplarına ani görme kaybı denir. Tek gözü veya her iki gözü tutabilir. Görme alanının tamamı etkilenebildiği gibi, sadece bir kısmı da etkilenebilir.

Ağrısız ani görme kayıpları:

Göz migreni: Sıklıkla genç hastalarda görülür, 10-60 dakika sürer, önce göz kamaşması, sinek uçuşmaları, renkli haleler gören hastada daha sonra baş ağrısı gelişebilir.

Retina dekolmanı (Yırtığı): Öncesinde gözde sinek uçuşmaları, ışık çakmaları olabilir. Görme tamamen kaybolabildiği gibi alt tarafı görüp üst tarafı görememe, iç tarafı görüp dış tarafı görememe şeklinde de olabilir. Retina toplardamar tıkanıklığı: Damar sertliği, hipertansiyon ve diyabeti olanlarda daha sık görülür.

İskemik optik nöropati: Görmeyi sağlayan optik siniri besleyen damarlarda tıkanma vardır. En sık sebebi şeker hastalığı veya temporal arterittir.

Geçici iskemik atak: Geçici iskemik atak (GİA) olarak adlandırılan geçici ya da aralıklı olarak meydana gelen, beynin geçici bir süre kanlanamaması ile karakterize olan bir durumdur. Her ne kadar çok uzun sürmese ve kalıcı etki bırakmasa da geçici iskemik atak hafife alınmamalıdır. Zira geçici iskemik atak geçiren kişilerin üçte biri gelecekte felç geçirmektedir.

Papilla ödemi: 1-5 saniye süren geçici görme kayıpları olur. En sık sebebi kafa içi basıncı artmasıdır.

Yazının devamı...

Prematüre Retinopatisi (ROP)

24 Temmuz 2019

Erken doğan ve düşük doğum ağırlıklı bebeklerde, gözün içinde retina adı verilen tabakada yer alan damarların anormal gelişmesi olarak bilinen, görme sorunlarına ve körlüğe neden olabilen ciddi bir hastalıktır.

ROP nedir?
Zamanında doğan bir bebeğin, göz retina tabakasındaki damarlar anne karnında gelişimini tamamlamaktadır fakat bebek erken ve düşük doğum ağırlıklı olarak doğduğunda bu damarlar anne karnında iken gelişimini tamamlayamaz. Bu durum doğum sonrası anormal gelişerek ROP hastalığına neden olabilir. Gebelik yaşı ve doğum ağırlığı çok daha küçük prematüre bebeklerde, ROP hastalığı daha sık bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bebeğin oksijen ihtiyacının yüksek olması ve uzun süreli oksijen tedavisi gereksinimi, kalp ve solunum sistemi ile ilişkili hastalıklar, solunum için cihazı (mekanik ventilator) gereksinimi, enfeksiyon varlığı, kan transfüzyonu, kafa içi kanamalar ve çoğul gebelikler ROP hastalığının gelişimini artıran risk faktörleridir.

ROP taraması
ROP, ciddi görme sorunlarına ve körlüğe neden olabileceğinden, bebeklerin hastalık için tarama muayenelerinin mutlaka ve geciktirilmeden yapılması gerekmektedir. Gebelik yaşı 32 hafta ve altında veya doğum ağırlığı 1500 gram ve altında olan tüm prematüre bebekler ile gebelik yaşı 32 hafta üzerinde veya doğum ağırlığı 1500 gram üzerinde olup ROP için risk faktörlerini taşıyan prematüre bebeklerin taranması uygundur. İlk ROP muayenesinin; gebelik yaşı 28 haftanın altında olan prematüre bebeklerde 31. gebelik haftasında, gebelik yaşı 28 hafta ve üzeri olan prematüre bebeklerde doğumdan 4 hafta sonra yapılması önerilmektedir.

ROP muayenesi
ROP muayenesi; hastanede yatan bebeklerde yeni doğan yoğun bakım ünitesinde, taburcu edilmiş bebeklerde göz polikliniğinde ve ROP muayenesi konusunda deneyimli bir göz hekimi tarafından yapılmalıdır. Muayene için bebeğin anestezi alması gerekmemektedir. Muayene öncesinde, retina tabakasını değerlendirebilmek için bebeğin gözüne göz bebeğini genişleten damlalar damlatılmaktadır, daha sonra retina damarlarının durumunun ve ROP hastalığının değerlendirilmesi için karanlık bir odada bebeğin göz kapaklarını açan ve göze pozisyon veren aletler kullanılarak özel mercek ve cihazlarla muayene yapılmaktadır. ROP muayenesi, tek seferlik bir muayene değildir ve ROP gerileyene kadar veya damarlar tamamen sağlıklı gelişene kadar muayeneyi yapan doktorun önerdiği aralıklarla kontroller devam etmelidir.

Yazının devamı...

Hipertansiyonun Göze Etkileri

10 Temmuz 2019

Yüksek kan basıncının gözün retina tabakasında yaptığı hasara hipertansif retinopati denir.

Yüksek kan basıncı vücudun diğer damarlarında olduğu gibi gözdeki damarlara da zamanla hasar verebilir. Vücut tansiyonu ne kadar yüksek ve ne kadar uzun süreli ise göze vereceği zarar o derece ağır olur. Retina değişikliklerinin daha çok atardamarlardaki büzüşmeden kaynaklandığı ve benzer değişikliklerin hem böbreklerde hem de gözlerde olabileceği gösterilmiştir.

Hipertansif hastalığın şiddeti ile oftalmoskopik bulguların ilişkisi, birçok sınıflandırmaya neden olmuştur. Retinada görülen hipertansif değişiklikler, yapılan göz dibi muayenesi ile dört derecede değerlendirilir. Evrelendirme tanı ve takip, özellikle tedavinin etkinliğini izlemede oldukça önemlidir.

Birinci derece: Sistemik kan basıncının yükselmesiyle, retinanın arteriollerinde yaygın olarak orta dereceli bir daralma izlenir.

İkinci derece: Damar daralmaları daha da belirginleşmiştir. Atardamar ile toplardamarların çaprazlaşma noktalarında atardamarlar toplardamarlara baskı yapar.

Üçüncü derece: Retina atardamarları bakır tel görünümünü alır. Retina yüzeyinde kanamalar ve sert eksuda denilen beyaz eski damar sızıntıları vardır.

Dördüncü derece: Retina atardamarları gümüş tel görünümündedir. Optik (görme) sinirin göze girdiği yerde belirgin ödem (şişme) vardır. Ciddi hipertansiyonda görme merkezinde retina içi lipid (yağlı maddelerin) makula yıldızı şeklinde yerleşmesi görülebilir.

Yazının devamı...

Çocuklarda Göz Bozuklukları

2 Temmuz 2019

Çocuk göz hastalıklarında erken tanı ve tedavi temel olarak iki nedenle önemlidir. Birincisi potansiyel olarak hayatı tehdit edebilecek olan durumların tanınması, ikincisi ise körlüğe yol açabilecek patolojilerin zamanında belirlenebilmesidir.

Çocuklarda göz muayenesi yenidoğan döneminden başlayarak yapılmalıdır. İlk muayene yenidoğan odasında çocuk doktoru tarafından yapılır. Bu muayenede en önemli bulgu göz bebeğinden yansıyan ve ağ tabakaya ait olan kırmızı yansımanın her iki gözde eşit parlaklıkta ve sağlıklı olmasıdır. Daha sonra çocuk doktoru veya aile hekimi tarafından genel göz sağlığı muayenesi yapılmalıdır, şüphe edilen bir bulgu varsa göz doktoruna yönlendirilir. Bu dönem içinde ebeveynler göz kayması, kapak düşüklüğü, sık göz kırpma, gözlerini ovuşturma gibi normal dışı bir bulgu gördüklerinde göz doktoruna başvurmalıdırlar.

Ailede bilinen bir göz hastalığı varsa bunun erken dönemde izleme alınması gerekir. Gözler tamamen normal görünümde olsa bile her çocuk; doğumda, 6 aylıkken ve 3 yaşında mutlaka göz muayenesi yaptırılmalıdır. Genellikle tek gözde ortaya çıkan göz tembellikleri muayene edilmedikçe bulgu vermezler ve saptanamazlar. Daha sonra 5 yaşında ve okula başlarken muayeneler tekrarlanır.

Aile hikayesi
Göz hastalıklarının çoğu genetik geçişli olduğu için ailesinde göz bozukluğu olan çocukların hiçbir şikayetleri yoksa dahi rutin kontrollerinin yapılması erken tanı için çok önemlidir.

Ağrı
Kapakta şalazyon, orbita selüliti, dakriyosistit, yabancı cisim, konjonktivit, keratit, üveit en sık ağrı yapan hastalıklardır.

Yazının devamı...

Diyabetik Retinopati Nedir?

17 Haziran 2019

1- Şeker hastalığı hangi sıklıkta gözü etkilemektedir?

Diyabetik retinopati dediğimiz şeker hastalığının gözü etkilemesi toplumdan topluma farklılık göstersede yaklaşık %30 civarındadır. 20 yılın üzerinde diyabeti olan yaklaşık her 4 hastanın 3’ünde göz bir şekilde etkilenme oluyor.Tip 1 şeker hastalarında tip 2’ye göre daha fazla görülmektedir. Gelişmiş ülkelerde 20-65 yaş arası en sık körlük nedenidir.

2- Şeker hastalarının hepsinde mi göz etkilenmektedir yoksa bunu etkileyen faktörler var mı?

Burada en önemli faktör olarak diyabetin süresi etkili olmaktadır. Örneğin 30 yaşından önce diyabet tanısı alan hastalarda 10 yıl içerisinde %50, 30 yıl içerisinde %90 gözün etkilendiğini görüyoruz. Bunun yanı sıra şeker seviyesinin nasıl seyrettiği de önemlidir. Bunların haricinde yüksek tansiyon, eşlik eden böbrek rahatsızlıkları, damar sertliği gibi rahatsızlıklar da diyabetik retinopatiyi hızlandırmaktadır.

3- Şeker hastasının muayenesinde neler yapılıyor?

Diyabeti olan hastalarda öncelikle görme keskinliğine bakılıyor. Görme seviyesi etkilenmenin hangi düzeyde olduğunu ve tedavi sürecinde ne kadar fayda gördüğü konusunda yol gösteriyor. İleri evrelere göz tansiyonu da yükselebildiği için göz tansiyonu ölçümleri yapılıyor. Akabinde göz bebeğini büyüterek katarakt oluşumu var mı, retina tabakasında etkilenme olmuş mu diye bakılıyor. Retina tabakasında diyabete bağlı bulgular göründüyse, etkilenme durumuna göre göz anjiosu (FFA) veya retina tabakasının tomografisi (OCT) çekiliruz. Bunlar hangi tedavinin uygulanacağı konusunda hekime yol gösteriyor.

4- Şeker hastası hangi sıklıkla muayene olmalı?

Diyabet hastalığına bağlı etkilenme tanı konulduktan sonra ilk 10 yıl içerisinde nadiren görülmekle birlikte 5 yıl içerisinde hatta tanı anında bile görülebiliyor. Erken dönemde göz etkilenmesine rağmen görme seviyesinde azalma görülmüyor ve hastalar farkına varmıyor. Bu yüzden diyabet tanısı alan her hasta göz doktoruna başvurmalıdır. Göz etkilenmediyse genellikle 6 ayda bir kontrol yeterli oluyor fakat etkilenme olduysa her ay gördüğümüz hastalar da var.

Yazının devamı...