Ege Denizi ve turizm (2)

Dokuz Eylül Üniversitesi, Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Doğan Yaşar Hocamızla Ege Denizi’nin zengin balık ve turizm potansiyeli üzerine konuştuk...

Ege Denizi, girintili çıkıntılı sahilleri nedeni ile gerek balıkçılık ve gerekse turizm potansiyeli açısından oldukça yüksek bir öneme sahiptir. Ancak 1980’li yıllardan sonra önem kazanan kültür balıkçılığı ile deniz turizm sektörü arasında büyük çatışmalar yaşanmaya başlanmış ve bu çatışmalar günümüzde de devam etmektedir. Çünkü bu iki sektörün bir arada durması mümkün değildir. Bu çatışmaların önüne geçebilmek ve için öncelikle Ege Denizi’nde, başta akıntı hızları ve yönleri ile derinlikler konusunda detaylı bilimsel çalışmalar yapılarak özellikle kültür balıkçılığı alanları belirlenmelidir. Kültür balıkçılığı yapmak isteyen yatırımcıya devlet yer göstermeli, tüm bu alanların kontrolü ve takibi devlette olmalıdır. Yani balık çiftliklerinin keyfi olarak yer belirlenmesi durumu ortadan kaldırılmalıdır.

Ege Denizi ve turizm (2)

Kıyılar da deniz ve kum turizmine bırakılmalıdır. Çünkü halen günümüzde koruma altına alınan posedonya (deniz çayırları) bölgelerinin üzerilerinde dahi balık çiftlikleri kurulmakta, bu nedenle Ege’nin deniz ekolojisi maalesef ciddi olarak olumsuz yönde etkilenmektedir. Önümüzdeki yıllarda beklenen mini soğuma döneminde oluşacak olan protein açığı de bu tür kültür balıkçılığı alanları ile kapatılabilir.

Özetle, bu konuda hemen bilimsel çalışmalara başlanarak balık çiftliği alanları belirlenmeli, sahiller deniz turizmine bırakılmalıdır. Ayrıca son yıllarda tüm sahillerimizde başta Gümüldür gibi İzmir ve çevresinde de ciddi plaj erozyonları gözlenmektedir. Bunların çözümü de tüm dünyada belirlidir, sahiller denizden basılan kumlarla yeniden plaj haline getirilmektedir.

Miami ve Florida’da deniz kentlerinde bu şekilde geri kazanılan plajlarla yıllık cirolar 5 milyar dolarlara çıkarılmıştır. Çünkü plajı olmayan yere turistin gelmesi beklenmemelidir.

Ege Denizi’nde Akdeniz’de olan tüm balık türlerini bulmak mümkündür. Akdeniz’de bilinen ve sayısal olarak belirlenen 389 türün tamamı Ege’de mevcuttur. Ancak balık avcılığındaki kuralsızlık ve kanunlara uymama (örneğin İzmir İç Körfezi’nde dahi zaman zaman ağ atlıyor ve trol çekiliyor ya da kıyı diplerinde trol çekimi oluyor) maalesef balıkçılığımız oldukça negatif yönde etkiliyor.

Gerek merkezi gerekse yerel yönetimleri bu konularda dikkatli olması gerekmektedir. Sonuçta balık yuvaları dağıtılıyor, balık stokları bilinçsizce azaltılıyor, farkında olmadan balık zengini bölgeden balık fakiri bölge olma yolunda hızla ilerliyoruz.

Ege’nin diğer önemli bir özelliği ise balık çiftliği potansiyeli olarak Akdeniz’in önemli bölgelerinden olmasıdır. Bu nedenle bir an önce Ege Denizi’nde uygun balık çiftliği alanları saptanarak yatırımcılara yer göst erilmeli, bu alanlar sürekli yerel ve merkezi yönetimler tarafından denetlenmelidir.

Prof. Dr. Doğan Yaşar Hocamızın “Deniz ticareti ve taşımacılık” konusunda görüşlerini ise gelecek hafta yayımlayacağım.