Yeraltı sularını koruyalım

“Doğa kalleş değildir, arkadan vurmaz” diyen, Deniz Bilimci Jeol. Prof. Dr. Doğan Yaşar Hoca’yla yaptığım sohbette tuttuğum notları paylaşıyorum.
Dünyada iklimler, sürekli olarak ya ‘ısınma’ ya da ‘soğuma’ trendi içindedir. Yani hiçbir zaman sabit olmazlar. Halen ısınma dönemi içindeyiz. İşte bu dönemde, yani 1100 yıl önce başlayan ‘mini soğuma dönemi’ (Ficarolo dönemi), Avrupa’nın kuzey taraflarının buz tutmasına neden olmuş, bunun sonucunda nehirlerin debileri düşmüş ve doğal olarak tarımsal üretim verimliliği de düşmüştür. İnsanoğlunun yerleşik düzene geçmesinden sonra oluşan dünya tarihine baktığımızda, Hintlilerin, Arapların, Afganlıların ya da Pakistanlıların hiçbir zaman kuzeye (yani Moskova, Londra ya da Hamburg’a) saldırmadığını görürüz. Ancak Londralıların, Moskovalıların ya da Hamburgluların hep özellikle Anadolu’ya, Mezopotamya’ya ya da Mısır’a saldırdıklarını okuruz. Yani savaşlar ve büyük göçler hep kuzeyden güneye ‘küresel soğuma’ nedeniyle olmuştur. Bu nedenle kurak dönemlerde verimliliği devam eden Anadolu, Mezopotamya ve Nil Deltası’nda savaşlar ve çatışmalar hiç bitmemiştir.

O inşaat durdurulmalı

Her 20 yılda bir bu tür kuraklıklar yaşanıyor, Filipinler’de Pinatubo Yanardağı’nın patlamasıyla 125 yılın en büyük volkanik patlaması meydana geldi ve dünyada 2,5 yıl boyunca sıcaklık 0,5 derece düştü. Bu da yağışların azalmasına neden oldu. İzmir’de o yıllarda 685 mm olan yağışlar 380 mm kadar geriledi. Dünyada Pinatubo Yanardağı’ndan 350 kat daha büyük yanardağların olduğu düşünülürse gerisini siz hesap edin. Bu yüzden yeraltı sularının planlanmasına önem vermeliyiz. Tartışılması gereken, kurak dönemlerdeki tarım ve balıkçılık ve su sorunları olmalı. Şu an 6-7 büyüklüğünde bir yanardağ patlaması veya başka nedenlerle sertleşebilecek kuraklık Türkiye’yi önemli problemlerle karşı karşıya bırakabilir. Su fakiri sayılabilecek olan ülkemizde açılan kuyuların kritik seviyeleri belirlenerek her yıl düzenli olarak kontrol edilmeli, bu seviyenin altına düşen kuyular belirlenen seviyeye gelinceye kadar devre dışı bırakılmalıdır.
Su kanunları ve cezai müeyyideler yeniden düzenlenmelidir. Timuçin Han, Cengiz Han unvanını alarak Moğol İmparatorluğu’nu kurduğu anda ilk emirlerden birisi nehirlerin kesinlikle kirletilmemesiydi. “Bundan sonra nehirlerde yıkanmak, çamaşır yıkamak ve kirletmek yasaktır” şartını getirdi. Ben de Doğan Hoca gibi doğanın kalleş olmadığını düşünüyorum. Kıymeti bilinmemiş Halkapınar su havzası üzerine yapılması düşünülen ve halen çalışmaları devam eden hizmet binası inşaatının durdurulmasını rica ediyorum.