Galatasaray kıpırdadı

19 Ekim 2019

Kolay değil futbol takımı sıkıntılı günler geçiriyordu. Yapılan transferlerin çoğu takıma uyum sağlayamamıştı. En büyük sorunu da gol yollarında yaşıyordu. Üstelik Sivasspor Süper Lig’in ikincisi. Rıza Çalımbay çok güzel futbol oynatıyor. Takımın uyumu, hırsı en üst seviyede. Böyle bir takım karşısında galip gelip üç puan almak tabii ki zor maçlar öncesi büyük moral oldu.
En azından Andone’nin takipçiliği, mücadelesi, iki gol atması, sahanın her yerine basması, rakip ataklarda korner direğine kadar gelip top çıkarması, dün gecenin artısıydı. Andone gibi Ömer Bayram, Galatasaray’ın orta sahasına tempo ve hırs getirdi. Çok iyi niyetli bir çocuk. Böyle yüreğini sahaya koyan futbolcuların takımda daha çok şans bulması lazım. Emre Mor’un da bir sürü eksiği olmasına rağmen rakibe baskı yapıyor, top ayağına geçtiği zaman çok çabuk rakip kaleye gidiyor ve gol yollarında epey etkili oluyor. İlerleyen haftalarda takımına çok büyük katkı sağlayacak.
Bunun yanında sorunlar yine devam ediyor. Emre Taşdemir sol bek oynadı. Galatasaray’a herhalde uyum sağlayamadı. Çok hata yapıyor. Takımına bir de gol yedirdi. Şu an tekniği ve kalitesiyle ilk 11’de oynaması zor. Dün gece şansını kötü kullandı. Defans olarak bilhassa ilk 20 dakika ve oyunun son bölümlerinde resmen maçı seyrettiler. Sivas 10 kişiyle beraberliği de yakalayabilirdi. Salı akşamı Real Madrid karşısında ne yaparlar bilmiyorum ama güven vermiyorlar. Luyindama da, Marcao da.
Takım 3-1 galip durumdayken bile futbolcular tedirgin, ‘Bir hata yaparsak, bu maçta da puan kaybederiz’ diye düşünüyorlar herhalde. Orta sahayı Ömer Bayram tek başına ayakta tutmaya çalıştı. Tabii ki Fatih Terim buradaki sorunu mutlaka çözecek. Belhanda Real Madrid’e karşı oynasa ne olur, oynamasa ne olur? Arkadaşlarına en ufak bir katkısı yok.
Kısmen de olsa geçtiğimiz haftalara nazaran daha hırslı ve tempoluydu takım. Ama bu yeter mi, yetmez. Hele Şampiyonlar Ligi’nde hiç yetmez. Her iki takım da ne olursa olsun taraftarlarına mücadeleci ve bol gollü bir maç seyrettirdiler. Sivasspor Anadolu takımı. Ekonomik bir bütçeyle kurulmuş. Ama ortaya koydukları mücadeleye saygı duymak lazım. Kesinlikle şu an puan cetvelindeki durumu tesadüf değil. Teknik direktör Çalımbay takımıyla bütünleşmiş. Onun için de Sivasspor çok iyi futbol oynuyor. İstanbul’a da kazanmak için gelmişler. Ama Galatasaray’a Şampiyonlar Ligi için bu futbol yetmez.

Yazının devamı...

Galatasaray ihaneti affetmez!

18 Ekim 2019

Şu yaşananlara bakın... Divan kurulu başkanı mikrofondan, kongre üyelerinin büyük bir çoğunlukla seçtiği, kulübü batma noktasından alıp, mali konularda iyi bir yere getiren, geçen yıl şampiyon olup, sezonu üç kupayla kapatan Galatasaray Başkanı’na ağıza alınmayacak hakaretler ediyor. Evet eleştiri yapabilir, yol gösterebilir ama eleştirilerin bir sınırı var. Divan başkanı, kulüp başkanına hakaret edemez. Rencide edici suçlama yapamaz. Yaparsa da çizik yer. Kongre üyelerinin büyük bir çoğunluğu ve 30 milyon fedakâr Galatasaray taraftarı ‘Bu nasıl divan başkanı. Kulübüne zarar vermek için elinden geleni yapıyor’ diye düşünür.
Divan kurulunda akrabalarım var. Çok iyi arkadaşlarım ve abilerim var. Hiçbiri Eşref Hamamcıoğlu’nun tavır ve davranışlarının doğru olduğunu düşünmüyor. Benim anlayamadığım Hamamcıoğlu, başkana, Yusuf Günay ve Abdurrahim Albayrak’a neden takmış durumda? Her fırsatta aşağılamaya, küçük düşürmeye çalışıyor. Ben bunun sebebini biliyorum. Kendisi de doğruları taraftara anlatmalı. Kesinlikle olay Galatasaray’ın menfaatleri değil!
Ünal Aysal’ı tuzağa düşürüp ‘Bu Fatih Terim’den kurtul’ diyerek kandıranlar, ‘Terim gitmezse kendimi yakarım’ ifadeleriyle Aysal’ı tehdit edenler, şimdi divan kurulunda avaz avaz ‘Başkan Mustafa Cengiz gitsin’ diye bağırıyorlar. Siz kimsiniz yaa! Galatasaray o kadar büyüdü ki, artık sizin kafanızdaki gibi küçük değil. Hiçbir yere sığmıyor. Maalesef sizler bunun farkında değilsiniz. Ama yakında göreceksiniz. Hedef belli: Önce Başkan Mustafa Cengiz’i yemek, daha sonra sıra Fatih Terim’de...
Madem divan kurulunda adalet dağıtmak istiyorsunuz, o zaman Ada’yı yıktıranları, kulübü icraya verenleri, store’ları yağmalayanları, bulunamayan, çalınan tırların sorumlularını, Galatasaray’a zarar veren bu insanları hırpalayın bakalım. Bunlar hakkında konuşun. Bunlarla birlikte hareket etmeyin.
Her neyse, bu konuda daha çok şey konuşup yazacağız. Bu haftalık da bu kadar.

Şenol Güneş’in A Milli Takımı
Ben Türk hoca hayranı bir insanım. Şenol Güneş’i de uzun yıllardır tanırım. Türkiye’nin yetiştirdiği en iyi üç teknik direktörden biridir. Bu Milli Takımı her kim ne konuşursa konuşsun 80 milyon Türk halkıyla bütünleştiren, hepimize tekrar ay-yıldızlı heyecanı kazandıran, Dünya Şampiyonu Fransa’yı Konya’da yenip, Paris’te berabere kalan, grup lideri olarak yoluna devam eden Şenol hocanın takımıdır. Ayırt etmeden bütün futbolculara ve Güneş’e bize yaşattıkları duygular için ne kadar teşekkür etsek azdır.

Yazının devamı...

Bu kavga Galatasaray’ı bitirir

11 Ekim 2019

İnanın aklım almıyor. Galatasaray’da yaşananlara bakın. Bir anda karmakarışık oldu. Herkes gücü yettiği kadar yükleniyor kulübe. Ama esnese de bu büyük camiaya hiçbir şey olmaz. Fatih Terim’den ne istiyorlar bilmiyorum. Galatasaray’a 21 kupa kazandırmış. Son iki yılın şampiyon takımının teknik direktörü.
Efendim, şu anda takım iyi değilmiş. Olabilir. Liderle arasında sadece 4 puan fark var. Geçen sezon hatırlıyorum bitime 6 hafta kala herkes Başakşehir’i şampiyon ilan ediyordu. Sarı-kırmızılılar 9 puan geriden gelip kupayı kaldırdı. Samimi olarak söylüyorum ben insanların iyi niyetli olduklarını düşünmüyorum. Herkesin ağzından çıkan kelimelere dikkat etmesi lazım.
En önemlisi de Fatih Terim bütün sinerjisini saha içine vermeli. Bu sahanın dışına çıktığı zaman herkes etkileniyor. Buna hiç gerek yok. Sorunlardan hocanın kendisi de zarar görüyor, bir sürü dedikodular ortada dolaşıyor. Kimi doğru kimi yanlış. Yaşananlar da Terim’i çileden çıkarıyor. Burada her şeyden önemlisi futbol takımı. Bakın ortada kötü bir tablo yokken divan kurulu bile bunu fırsat bilip çok ağır ithamlarda bulunuyor.
Her zaman söylediğim gibi yine söyleyeceğim... Divan kurulu babadır. Kulübün senatosudur. Yapıcıdır, birleştiricidir... Bilhassa Fenerbahçe’de bu böyle. Galatasaray’da ise sadece ve sadece eleştiri yapıyorlar. Hiçbir konuda yönetime ya da takıma yardımcı olmuyorlar. Düşünebiliyor musunuz, kendi takımları iki sezondur şampiyon. Buna rağmen Trabzonspor’u mikrofonlarda yere göğe koyamayıp övgüler yağdıranlar var. Hem ayıp, hem de yazık...
Her zaman olduğu gibi Mustafa Cengiz’i de istifaya çağrıyorlar. Peki Cengiz istifa ederse ardından ürettikleri bir projeleri var mı ya da bugüne kadar Galatasaray için ellerini taşın altına sokan bir kişi var mı? Artık bu tür polemiklerden, tehditlerden sıkıldık. Sevabıyla, hatasıyla başkan kulübü gayet güzel götürüyor. Ufak tefek problemler olsa da halledilmeyecek sorunlar değil. Başkan Cengiz istifa ederse, Fatih Terim görevini bırakırsa, taraftar inanın bu insanlara kulübü bırakmaz. Birlik beraberlik sağlanmazsa başarının gelmesi mümkün değil. Bunun için de en büyük çabayı başkan Cengiz göstermeli. Dursun Özbek evet kulübe en çok zarar veren isim. Ama ne olursa olsun alacağı varsa hiç kimseye şov yaptırmadan bu problemi taksitlere bağlayıp çözebilirler. Kulüple, takımla ilgili yanlış bir haber çıktığı zaman Türkiye’nin en büyük internet sitesi Galatasaray’da. Buradan tekzip verilip o haberin doğru olmadığı deklare edilebilir. Bu böyle yapılırsa bazı problemler aşılabilir. Hiç olmazsa kulüp yıpranmaz.

TRT SPOR2 harika kanal
Amatör sporlarımızda bilhassa yıldızlar ve gençler kategorisinde büyük bir patlama var. Fakat bu evlatlarımızın bugüne kadar başarılarını hiçbir televizyon kanalında göremiyorduk. Hatta isimlerini bile bilmiyoruz.

Yazının devamı...

Galatasaray’da sıkıntı büyük

6 Ekim 2019

Ne olursa olsun, Türkiye’nin en kaliteli kadrosu Galatasaray’da... Futbolcuların çoğu büyük yıldızlar... Böyle kaliteli futbolcular sahaya çıkıyorsa maça da ağırlıklarını koymaları gerekir...
Artık bütün dünya futbolunda kesin bir şey var; Çok iyi mücadele etmezsen rakibine üstünlük sağlayamazsın... Dün gece bakıyorum maça galip gelmek isteyen, daha çok mücadele etmek isteyen, gol pozisyonuna giren takım Gençlerbirliği... Hiç kusura bakmasınlar Galatasaray çok büyük bir kulüp... Her birinin transferi için çok büyük fedakârlıklar yapıldı. Bu futbolu bizim yerli futbolcular da oynar, herkes oynar...
Belhanda diyoruz, takımın güya beyni... Ne bir pas verebiliyor, ne de bir şut çekebiliyor. Ayağına aldığı 10 topun 9’unu kaybediyor. Bir tek kazandığı ikili mücadele yok. Babel geçen sene Onyekuru’nun oynadığı mevkide oynuyor, Allah aşkına ne yapıyor? Tamam bir kere gol pozisyonuna girmiş olabilir... Bu yeter mi? İşin en kötüsü Nagatomo’ya hiç yardım etmiyor. Adamı adeta canından bezdirdi. Feghouli tamam geçen sezon çok iyi maçları oldu ama Süper Ligde 7. hafta oynanıyor.. Neredesin kardeşim? Bir tek Nzonzi ayakta kalıyor. İkili mücadeleleri kazanıyor, defansına yardım ediyor, hücuma çıkıyor... Ama Nzonzi’den başka neredeyse takımda ayakta kalan bir tek futbolcu yok...
Selçuk 70 dakika sahada kaldı. Ne yaptı? Ayağına aldığı her topu kaybetti. Rakibini geçmeye kalkıyor, topu kaptırıyor ve rakibin atağının başlangıcı oluyor... Bilmiyorum Ömer Bayram’ın, Taylan Antalyalı’nın durumu nedir? Ama Selçuk oynuyorsa bana göre o futbolcuların hakkı yeniyor.
Romen santrfor Andone evet çok koşuyor, ikili mücadelelere giriyor. Ama bir tek kaleye şutunu görmedik. O’nun vazifesi gol atmak... Hoş fazla da eleştirmemek gerekli. Çünkü Galatasaray’da santrforlara bunun içine Falcao’da dahil top atılmıyor, gollük paslar verilmiyor...
Hakikaten sıkıntı büyük. Fatih Terim eminim radikal kararlar alacak. O’da tahammül edemeyecek takımın böyle düşük tempo ile top oynamasını... İçine sindiremeyecek. En çok üzüldüğüm de ne biliyor musununuz? Taraftar o kadar büyük fedakârlık yapıyor, takımını destekliyor ki, keşke futbolcular böyle fedakâr taraftarlara layık olabilse...
Son sözüm de Gençlerbirliği’nin hocası Mustafa Kaplan’a... Mangal gibi yüreği var... Galatasaray’dan hiç korkmadı. İlk dakikadan 90. dakikaya kadar hep maçı kazanmak istedi. Ayite, Sessegnon, Candeias son vuruşlarda daha dikkatli olsalardı Galatasaray’ı yenip üç puanı alabilirlerdi.

Yazının devamı...

Galatasaray’a bu futbolu oynatmazlar!

4 Ekim 2019

Fenerbahçe derbisinde gerçekten hayal kırıklığına uğradım. Türkiye’nin iki büyük kulübü böyle futbol oynamamalıydı, diye düşündüm. Statta 52 bin taraftar var, milyonlarca kişi televizyonda maçı seyrediyor. Neredeyse gol pozisyonu yok.
Futbolculara bir yere kadar kızabiliyorum. Benim esas kızdığım Avrupa’da idare ettiği maçlardan gurur duyduğumuz Cüneyt Çakır. Hepinize soruyorum, bu kadar çok oyunu durduran, her duran topta 3 dakika futbolculara izahat veren bir hakem yurt dışı maçlarını da böyle yönetse acaba UEFA, kendisine görev verir mi?
Galatasaray kazanacakmış, Fenerbahçe kazanacakmış, seni ne ilgilendiriyor?
İlle maç berabere bitsin diye bu gayretin neden? Artık dünyada futbol çok hızlı oynanıyor. Biz Türkiye’deki futbolu eleştiriyorsak bunun birinci sebebi kesinlikle hakemler. Bu kadar çok düdük çalınmaz. Faul oluyor, 5 dakika maç mı durur?
Burada amaç ne? Lemina ile Luiz Gustavo’nun pozisyonu! Buz gibi penaltı.. Cüneyt Çakır ne yaptı? Topu Ryan Babel alırken eline değdirmiş ve Marcao’ya pas vermiş. Marcao da Younes Belhanda’ya pas vermiş, Belhanda da Lemina’ya.. Lemina onsekiz içerisine girince Gustavo’nun darbesiyle topa vuramıyor, yere düşüyor. Ve top, Lemina’nın ayağından auta çıkıyor. Cüneyt Çakır, bu pozisyonda korner veriyor, top Gustavo’nun ayağına değmiyor, nereden çıkarıyor korner kararını.. Orada da koca bir soru işareti var.. Sadece şu kadarını söyleyeyim, gerçekten Cüneyt Çakır, Türkiye’de maç yöneterek hayalimizdeki o kahraman görüntüsünü bitiriyor.
Galatasaray-PSG maçına bakıyorum; Polonyalı hakem Szymon Marciniak. Oyunu o kadar hızlı oynatıyor ki iki takım oyuncularının da yapacağı bir şey yok sadece koşup mücadele ediyorlar. Ufaktan faul pozisyonlarını avantaja bırakıyor, top bir o kalede bir bu kalede.
Cüneyt Çakır neden böyle futbol oynatmıyor? Size yemin ediyorum, rakip PSG değil de başka bir takım olmuş olsaydı Türk hakemler idare etseydi, başta Luyindama olmak üzere bu maçta en az 4 tane futbolcuyu ve PSG’nin teknik direktör Thomas Tuchel’i oyundan atardı.

Yazının devamı...

Kaybedilen bir şey yok

2 Ekim 2019

Paris Saint Germain dünyanın en iyi beş takımından bir tanesi... Gerçekten çok iyi ve kaliteli bir takım... Düşünün elini kolunu sallayarak Real Madrid’i 3-0 yendi. Büyük bir aksilik olmazsa da bu grubu lider bitirir...
Forvetine bakıyorsun Di Maria, Icardi, Sarabia ve sonradan oyuna giren Mbappe... Bu futbolcuların gol atmamaları mümkün değil. Hem teknikleri mükemmel hem çok çabuk oynuyorlar. Buna rağmen Galatasaray dün gece bu sezonun en iyi futbolunu oynadı. Maç Muslera kalede devleşmese daha da farklı bitebilirdi. Attıkları golden önce Seri’ye yapılan faulü hakem verse berabere de bitebilirdi. Ama hepsini bir kenara bırakalım Fatih Terim’in talebeleri bu sezon ilk defa bu kadar iyi mücadele ettiler... Marcao ve Luyimdama’nın arasına Donk’un gelmesi, üçlü savunma biraz olsun Muslera’yı rahatlattı. Buna rağmen bireysel hatalarla rakibe gol pozisyonları veriliyor. Luyimdama çok iyi oynuyor fakat her hatası Galatasaray kalesinde gol tehlikesi oluyor. Aynı şekil Marcao da...
Hiç kimse yanlış anlamasın, Paris Saint Germain’in oynayan veya oynamayan bütün futbolcuları bizim Türkiye standartlarının çok üstünde... Böyle olduğu halde 50 bin taraftarla oyunun büyük bir bölümünde Galatasaray başabaş futbol oynadı...
Sıkıntılar devam ediyor... Nerede? Forvette... Falcao çok yalnız kalıyor. Topla buluşamıyor... Babel ilk yarı öyle bir pozisyona girdi ki, kendi vurmayı denemese bomboş pozisyondaki Belhanda’ya verse oyunun bir anda seyri değişecek... Babel Galatasaray’a hücum anlamında çok büyük bir zenginlik katmıyor... Belhanda da iyi koşuyor, mücadele etmek istiyor ama yaratıcılık yok. Bilmiyorum Fatih Terim herhalde bu üçüncü bölgedeki sorunu çözecek. Ama kesin orada sıkıntı var. Falcao’ya da yazık oluyor. Dünyanın en büyük golcüsü rakip kaleye tek şut atmadan maçı tamamlıyor. Top gelmeyince ne yapsın? Böyle giderse çok yakında futboldan soğuyacak. Bu kesin...
Mariano bir bakıyorsunuz rakip atağı kesmiş, önünde boş alan var. Kalkıyor önündeki arkadaşına pas vermiyor, 30 metre ilerideki başka bir arkadaşına gönderiyor, o da rakibe gidiyor... Rakip hızlı çıkarak Muslera ile karşı karşıya kalıyor...
Galatasaray’ın yediği gollerin yüzde 80’i böyle...
Seri iyi bir futbolcu ve daha da iyi olacak, bunu gösteriyor. Dün gecenin iyilerindendi. Ama sakatlığı nedeniyle PSG’ye karşı forma giymeyen Lemina’ya bir parantez açmak lazım, şu an Galatasaray’ın en iyi yabancılarından bir tanesi... Dün gece çok arandı.

Yazının devamı...

Bu futbol yetmez

29 Eylül 2019

Fatih Terim sezon başında ‘Benim de çok büyük hayallerim var’ dedi. Bu hayallerin neler olduğunu az çok hepimiz biliyoruz. İyi transferler de yapıldı. Her zaman söylüyorum bu kadro Türkiye üstü bir kadro. Ama bu yıldızların oynadığı futbol, Galatasaray’ı hedeflerine zor ulaştırır. Her şeyden önce maça 50 bin taraftar gelmiş ve futbolcular bu taraftarı coşturacak futbolu oynayamıyor. Tribündekiler tedirgin.
Falcao adında dünyanın en büyük golcülerinden bir tanesini alıyorsun. Bu çocuğu topla buluşturamazsan ne yapabilir? Dün gece Fenerbahçe karşısında bir tek gol pozisyonuna girdi, harika bir vuruş yaptı, o da gol oldu ancak pozisyon ofsayttı. 90 dakika içerisinde Kolombiyalı forvetten verim almak istiyorsan, en az 15 kere topla buluşturacaksın.
Defans tedirgin. Marcao olsun Luyindama olsun kendilerine olan güvenlerini kaybetmişler ve çok hata yapıyorlar. Her an takımlarına gol yedirebilirler. Dün de bu hatalarına devam ettiler. Önlerinde oynayan Nzonzi sahaya ofansif gücünü koyamıyor. Bu da defansa olan güvensizlikten kaynaklanıyor. Feghouli için ‘Bu maçın yıldızı olur’ diyorduk. Hiç kusura bakmasın sahada sadece dolaşıyor. Takımına en ufak bir katkısı yok.
Benim hiç anlayamadığım bir şey var... Sarı-kırmızılılar geçen sezon kanatlardan en az 25 orta yapıyordu. Bu sezon o ortalar gelmiyor. Gelse de çok etkisiz. Babel iyi futbolcu ama oynadığı oyun takımına yetmez. Bir kere fizik olarak çok gel git yaşıyor. Belhanda çok koştu. Sakatlıktan yeni çıkmasına rağmen, hep gayretliydi ama o da final pası veremedi. Sahaya koyduğu mücadeleye saygı duyuyorum ama yetenekleri maça damga vurmalıydı.
Orta sahanın temposu yetersiz kalıyor. Rakip kim olursa olsun, bu bölgede zaman zaman üstünlük sağlıyorlar. Geçen sezon Fernando ve Ndiaye’nin rakibe yaptığı baskıyı yapamıyorlar. Nagatomo çok pas hatası yapmaya başladı, bunun da sebebi yorgunluk. Mariano’nun o öldürücü ortaları, pasları, şutları hiçbiri yok. Lemina sahada kaldığı sürece çok gayretliydi. Fenerbahçe kalesine tehlikeli şutlar çekti. Bunların ikisini kaleci Altay direk dibinde kurtardı. Çok kaliteli bir futbolcu ama şu an için Cim Bom’a daha fazlası lazım.
Sonuçta Galatasaray, galibiyeti kendi sahasında oynama avantajıyla daha çok istedi. Zaman zaman fırsatlar da yakaladı. Ama tabii ki beklentilere karşılık veremedi. Fenerbahçe fazla baskı görmeden bir puanı rakibinden kaptı.

Yazının devamı...

Hakem skoru belirlememeli!

27 Eylül 2019

Eskiden derbi maçları oldu mu bir hafta önceden midemize sancılar girerdi. Can Bartu ne yapacak, Metin Oktay gol atacak mı, Lefter ağabey, Turgay Şeren, bu efsaneleri seyretmek gerçekten bir ayrıcalıktı.
Şimdi, cumartesi günü Türkiye’nin en büyük derbisi oynanacak. Herhalde birçok kişi benim gibi, heyecan duymuyordur. Sebebi de biz senelerdir derbilerde oynanan futbolu konuşmuyoruz ki... Hep hakemler ön plana çıkıyor.
Hiçbir futbolcunun şu son 5 senedir hakemlerden daha çok konuşulduğunu görmedim. Geçen seneki derbiye bakıyorum. Türk Telekom Stadı’nda hatırlayın kıyametler koptu. Ben bunun tek sebebini o günkü maçın hakemi Fırat Aydınus’a bağlıyorum.
Şayet, kartlarını zamanında çıkarmış olsaydı o çirkinliğe hiçbirimiz tanık olmayacaktık. Kadıköy’deki maça bakıyorum; Ali Palabıyık ve VAR hakemleri maçın canına okudu. Futbol oynatmadılar. Bir tek olumlu düdükleri yok.
Direkt maçın skoruna etki ettiler. Doğru dürüst maç yönetilseydi Galatasaray’ın lehine maçın skoru değişirdi. Şimdi cumartesi günü oynanacak derbinin hakemi Cüneyt Çakır. Üstüne basa basa söylüyorum, Türkiye’nin en iyi hakemi.
Hatalar yapmıyor mu, o da yapıyor. En azından herkesin konuştuğu bir şey var; Cüneyt Çakır, derbi maçlarını berabere bitirsin diye çaba gösteriyor. Ben buna tamamıyla katılmıyorum. Ama katıldığım kısımlar da var. Hangi takım kazanırsa kazansın; hakeme ne? Kartlara gelince bütün hakemler, futbol kurallarını kendilerine göre uyguluyorlar. Çıkan kartlar, penaltılar tamamen kitaptaki gibi değil, kendi kafalarının içindeki yoruma göre hareket ediyorlar. Böyle bir şey olabilir mi?
Bakıyorsunuz, hakem bir maçta kırmızı kart gösteriyorsa, bir gün sonra futbolcu üstünü başını parçalıyor hakemin; lütfen sarı kart gösteriyor. Penaltılarda tam karmaşa yaşanıyor. Neden VAR’ı doğru dürüst kullanmıyorlar; daha halen anlamış değilim. Art niyet yoksa kullanın bunu.. Bu imkandan faydalanın. Her neyse dilerim Cüneyt Çakır, Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde hangi takımın futbolcusu kart görecek hareket yaparsa yapsın, adaletli bir şekilde onu cezalandırır.

Yazının devamı...