Akılları derbideydi

23 Eylül 2019

Galatasaray zor maçları üst üste oynamaya başladı. Bunlardan bir tanesi de dün gece Sergen Yalçın’ın Yeni Malatyaspor’una karşıydı.
Önce şunu söyleyeyim, artık Malatya deplasmanı her takım için çok zor geçecek. Teknik direktör Sergen Yalçın futbolcularına hem ofansif hem defansif, kaliteleri kadar iyi futbol oynatıyor. Galatasaray’ın böyle zor bir dış saha mücadelesinde bir puan bile alması başarıdır.
Oynanan futbola baktığın zaman İstanbul’un sarı-kırmızılı ekibi çok farklı kazanabileceği bir maçı berabere bitirdi. Sakın suçu kimsede aramasın. Yüzde yüz kaçan goller, son vuruşlardaki başarısızlık, bir de buna Yeni Malatya kalecisi Farnolle’nin kalesinde devleşmesini ortaya koyarsak bu skoru da normal karşılamak lazım.
Şampiyonlar Ligi’nde oynayan bir takımın defansı, bu kadar hata yapmaz. Marcao ile Luyindama hakikaten insanları çıldırtacak kadar hatalar yapıyor. Luyindama’nın verdiği bir tane top yerini bulmuyor. Ya rakibe ya taca gidiyor ve hala uzun pas denemesi yapıyor. Marcao ise rakibi çalımlamaya uğraşıyor. Geçemiyor, topu kaptırıyor, ya faul yapıyor ya da rakip gol tehlikesi yaratıyor. Bu iki savunma oyuncusu geçen sene böyle değillerdi. Ne oldu bilemiyorum. Herhalde kendilerine çok güveniyorlar.
Nagatomo da geçen seneki formunda değil. Guilherme ve Chebake bilhassa ilk yarı Japon futbolcuyu epey hırpaladılar.
İkinci yarı Ömer Bayram çok iyi oynadığı orta sahadan sol beke geçti. O da bir yere kadar dayanabildi. Guilherme’nin pozisyonundaki golü kesemedi. Nzonzi defansı ayakta tutan futbolcu. Malatya ataklarının çoğunu bu isim kesti.
Seri golünü attı, iyi toplar dağıttı ama orta sahada çok yalnız kaldı. Yeni transfer Andone’nin ise ilk maçı olmasına rağmen temposu, baskısı, gol koklaması, takipçiliği tek kelime mükemmeldi. Cim-Bom’a çok katkı sağlayacak.

Yazının devamı...

Bu kavganın kazananı olmaz!

20 Eylül 2019

Şiddetin her türlüsünden nefret ediyorum. ‘Biz neden böyleyiz’ diye de düşünüyorum, ama işin içinden çıkamıyorum. Durup dururken Fenerbahçe Başkanı Ali Koç resmen Galatasaray’a ve Fatih Terim’e hakaret ediyor. ‘Neden’ diyorum, bunun sebebi ne? Rekabeti futbol sahalarının dışına çıkarmak kime ne kazandırır?
Bütün başkanlara saygılıyız, çok büyük camiaları temsil ediyorlar. Bu konumda olan bir lider ya da liderler akıllarına her geleni konuşamazlar, konuşmamalılar da... Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütü Galatasaray ve Fenerbahçe’dir. İnsanları gererek ve böyle giderse sokağa dökerek ne futbolumuz ne de Türkiyem hiçbir şey kazanamaz.
Fatih Terim’i sevenler de var sevmeyenler de. Bu gayet normal bir durum. Herkes sevmek zorunda değil. Ama kendi kulübüne 21 tane kupa kazandırmış. Bunun içinde Türkiye’ye bir kez gelen UEFA Kupası da var. 30 milyon Galatasaray taraftarı, hocayı canı gibi seviyor, laf söyletmiyor, korumaya çalışıyor. Hadi bunu da geçelim... Bu tür başarılı teknik direktörler dişiyle, tırnağıyla kazıyarak, yokluk içersinde büyüyerek bu konuma gelmişler. Hiç kusura bakmasın Başkan Ali Koç yanlış yapıyor. İki kulüp taraftarlarını sonu olmayan bir mecraya sokuyor.
Size bir şey anlatıyım, bütün yöneticiler de bilsin... Galatasaray ve Fenerbahçe’nin olmadığı yerde Türk futbolu biter. Bu kesin bir şey. İki kulübün de birbirine ihtiyacı var. Zamanı geldiğinde ortak hareket etmek zorundalar. Allah rahmet eylesin Can Bartu babam gibiydi, ağabeyimdi, hayatımda çok izleri olan bir insandı. Bana bir gün ne anlattı biliyor musunuz... Fenerbahçe ile Galatasaray karşı karşıya gelecekmiş. ‘Bir gün önce kamptaydık, bütün arkadaşlar Lefter de dahil kağıt oynayıp, gırgır geçiyorduk. Gece saatlerinde kapı çalındı, baktım ki fötr şapkalı birisi içeri girdi. Bu giren Galatasaray başkanıydı ve bize ‘Sizin yarın derbi maçınız yok mu? Neden bu saate kadar oturuyorsunuz’ dedi. Biz hepimiz utandık, ışığı söndürdük ve yattık...’
Görüyor musunuz o medeniyet, o kültür şimdi nerelere geldi...

G.Saray adım adım ilerliyor
Hiç abartmıyorum... Geride kalan transfer döneminde Başkan Mustafa Cengiz, Galatasaray’ın kadrosunu çok güçlendirdi. Ve Şampiyonlar Ligi’nde başarılı olacak bir konuma getirdi. Bu yoklukta çok büyük başarı. Hakkının yenmemesi lazım.

Yazının devamı...

Galatasaray iyi başladı

19 Eylül 2019

Şampiyonlar Ligi gerçekten çok zor. Tempo olarak bütün takımlar sahaya ne kadar güçleri varsa koyuyorlar. Orası bir vitrin. Brugge takımı kendi sahasında hangi takımla oynarsa oynasın, o takımın canını yakabilir. Fizik güçleri en üst seviyede. Genç ve dinamik bir takım. Bekleri, orta saha ve forveti hepsi gol kovalıyor. Bilhassa duran toplarda çok etkililer.

Galatasaray dün böyle bir takımdan deplasmanda bir puan aldı. Bu büyük başarı. Şu an yine söylüyorum, sarı-kırmızılılar tam olarak hazır değiller. Ne Lemina, ne Falcao, ne Feghouli ne de Seri... Yüzde yüzle oynamıyorlar. Fizik olarak zamana ihtiyaçları var. Herşeye rağmen ne kadar güçleri varsa sahaya koydular. Nzonzi süpürge gibi. Defansını rahatlatıyor, isabetli paslar atıyor, rakip hücuma çıktığı zaman da ataklarını kesiyor. Dün gece pırıl pırıl parladı.
Seri için söylenmedik laf kalmadı. Belhanda’dan daha başarılıydı. Babel yoruluncaya kadar iyi mücadele etti. Kaleci ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda topa daha dikkatli vursa takımını galip getirebilirdi. Her şeyden önce de çok eleştirdiğimiz Cim Bom’un defansı risksiz oynadı. Marcao olsun, Luyindama olsun Kasımpaşa maçında yaptıkları hataları yapmadılar. Çok süratli ve tempolu santrforları Okereke’ye topa vurdurmadılar.

Muslera çok önemli üç kurtarış yaptı. Zaman zaman eleştiriyoruz ama Şampiyonlar Ligi’nde iyi bir kalecin yoksa başarılı olamazsın. Uruguaylı file bekçisi de vazifesini kusursuz yaptı. Lemina çok büyük bir yıldız. Kondisyon olarak hazır değil. Çok değil, iki-üç hafta sonra Galatasaray’ın futbolunu olumlu anlamda çok farklı yerlere götürecek. Rakip atakları kesiyor. Arkadaşlarıyla mükemmel paslaşıyor, kaleye şut çekiyor. Bir futbolcuda aranan meziyetlerin hepsi var.
Falcao’yu arkadaşları topla buluşturamadılar. Buna rağmen orta sahasına yardım ediyor, boş alanlara kaçıyor, bilhassa yan toplarda bir tek top gelmedi. Belçika’da alınan bir puanın ne kadar önemli olduğunu ilerleyen haftalarda göreceğiz. Özellikle iç sahadaki maçlardaki 50 bin taraftarıyla bütünleşerek bu grupta iddialı olabileceğini, Galatasaray dün gece bize gösterdi.

Yazının devamı...

Bu futbol yakışmadı

14 Eylül 2019

Falcao’nun coşkusuyla dün gece TT Arena’ya 45 bin taraftar geldi. Herkesin beklentisi Galatasaray’ın farklı kazanıp futbol şov yapmasıydı. Ama maalesef futbolcu ayırt etmiyorum, takım olarak hakikaten sahaya bütün oyuncular çok kötü bir performans koydular. Falcao golünü attı, pozisyonlara da girdi ama bu kadar büyük golcü alıyorsan ona boş alanlar yaratacak, daha çok pas verecek, daha çok topla buluşturacak, kanatlarını çalıştıracak, ortalar yapacaksın... Dün gece az da olsa bunu zaman zaman gördük fakat “yeter mi” diye sorarsanız, hele Şampiyonlar Ligi maçında hiç yetmez...
Tamam alınan galibiyete, üç puana sözüm yok. Galatasaray hanesine artı olarak yazıldı ama bu kadar çok yıldızın birarada olduğu bir takımın futbol olarak da daha güzel şeyler yapması lazım..
Muslera’ya bakıyoruz, yıllardır Galatasaray’ın yükünü çeken bir kaleci ancak topu oyuna sokması merasimle... Rakip defans, orta saha yerleşiyor, Muslera ondan sonra yavaş yavaş topu oyuna sokuyor.. Olmaz! Galatasaray daha hızlı oynasa, Muslera topu daha hızlı oyuna soksa daha çok pozisyona girerler... Eminim Fatih Terim, Muslera’nın kulağını çekecektir.
Luyindama, o kadar çok abuk-sabuk ayağındaki topları kaptırıyor ki, rakip Kasımpaşa değil daha güçlü bir takım olsa Galatasaray başına iş alır... Pas veremiyor, çalım yapamıyor, buna rağmen pas vermeye, çalım atmaya çalışıyor, topu kaybediyor. Haddini bilip daha basit oynaması lazım. Aynı sözlerim Marcao için de geçerli... Tamam fiziği iyi, kesicilik görevini de iyi yapıyor ama topu kullanmaya gelince çok büyük hatalar yapıyor. Muslera, Luyindama ve Marcao’nun kendilerini toparlamaları lazım. Devler Ligi’ndeki rakipler bunları affetmez...
Lemina harika bir futbolcu... Sakatlanıncaya kadar takımın en iyisiydi. Belhanda ve Feghouli’nin takımlarına katkısı hiç olmadı. Babel kopuk kopuk oynuyor. Herhalde Brugge karşısında bu futbolu oynamayacaklar.
Kasımpaşa ise elinden geleni yaptı. Golcüleri Thiam çok ağır. Kemal hocanın mutlaka bir santrfor alması lazım... Yoksa gol yollarında çok büyük sorunlar yaşarlar...

Yazının devamı...

Fatih Terim mekanın sahibidir!

13 Eylül 2019

Bütün takımlar kadrolarını güçlendirmişler, kıran kırana maçlar oluyor. Bizler ise nelerle uğraşıyoruz? Dilerim, bu yaşananlar son olur. Önce şunu söyleyeyim; Fatih hoca, Galatasaray’ın evladıdır. Teknik direktör olarak görmemek lazım, kulübün bir parçası. Alex Ferguson nasıldı, Fatih Terim de öyle. Takım başarılı veya kötü sonuçlar alabilir ancak Terim’in kredisi hiçbir zaman bitmez.
Eleştirenler de bunu unutmasınlar. Bir kulübün başkanı çıkıyor, ‘kurgulanmış düzen var, bu düzeni değiştireceğiz’ diyor.
Diğer kulüplerin başkanları ise Galatasaray hakkında deklarasyon yayınlıyor. Galatasaray, Denizlispor ile deplasmanda oynuyor. Teknik direktör kulübesinin arkasından her türlü hakaret, küfür ediliyor. Sonunda da kabak Hasan Şaş’ın başına patlıyor.
Galatasaray-Konyaspor maçında Konyaspor’un penaltısı verilmedi diye kıyametler kopuyor. Bu işin üstadlarıyla konuşuyorum; pozisyonun penaltıyla uzaktan yakından alakası yok. Kayserispor maçında hakem, Galatasaray’ın nizami golünü vermiyor. Emre Mor, ikinci sarı kartı neden görüyor, onu da anlayamadım. Galatasaray’ın yardımcı antrenörünün kafasına taş atılıyor, sekiz tane dikişle, İstanbul’a getiriliyor.
Daha sonra ‘hakem, Kayserispor’u doğradı’ diye fırtınalar kopuyor. Bazı şeyler üst üste gelince Fatih Terim de içindekileri dökmek ihtiyacını hissedip, “Eskiden bu işler amatör oluyordu. Şimdi profesyonel yapılıyor” diye beyanat veriyor ve disiplin kuruluna sevk ediliyor.
Ben her zaman Fatih Terim yerine basın sözcüsü bir yöneticinin konuşması gerektiğini savunanlardanım. Çünkü iyi bir kadro kuruldu, Fatih hoca takımın başında sahaya çıkmalı. Şimdi burada; ‘bu kurguyu bozacağız’ diyenler, yardımcı hocanın kafasını yaranlar, Galatasaray’a karşı deklarasyon yayınlayanlar disiplin kuruluna verilmiyor, ne imiş; Fatih Terim organize işler var demiş. O disiplin kuruluna veriliyor.
Burada adalet var mı? Herkese soruyorum.. Madem konuşma yasağı var, herkesi disiplin kuruluna verin. Disiplin kurulu da vereceği cezaları herkese eşit uygulasın. O zaman hiç sorun çıkmaz, hiç kimse de konuşamaz. Ben Fatih Terim’e verilen 3 maç cezayı adaletli bulmuyorum...

Yazının devamı...

Mustafa Cengiz şimdi başkan oldu

6 Eylül 2019

Galatasaray Başkanı Mustafa Cengiz, bir sürü sorunlara rağmen gerçekten çok güçlü bir kadro kurdu. Bütün Avrupa basını buna ‘transfer başarısı’ diyor. Dört milyon euro bonservis parası ödeyerek 12 kaliteli, değerli ve güçlü futbolcuyu kadrosuna kattı.
Bu kolay bir iş değil. Hele Falcao’nun gelişi, hem Galatasaray hem de Türkiye için büyük bir reklam oldu. Alacağı para hiç önemli değil. Yapılan sözleşmeye dikkat ederseniz takımı başarılı olursa eline iyi para geçecek. Ama iyi sonuçlar alınmazsa sadece 5 milyon euro alacak. Bunu abartmamak lazım. Avrupa kupalarında başarı büyük para getiriyor. Hem kulüp hem de Falcao koydukları hedeflere ulaşabilirlerse bu para konusu hiç sorun olmaz.
Başkan Cengiz’in şimdi eli çok güçlendi. Sarı-kırmızılı kulübü nerelerden, nerelere getirdi. Ve güya Galatasaraylıyım diye geçinen, mali kongrede idari konularda yönetimi ibra etmeyenlere rağmen, mahkemelere düşürenlere rağmen Başkan, Yusuf Günay ve Abdurrahim Albayrak kim ne söylerse söylesin, kulübün tarihinin en iyi başkan ve yöneticileri oldular. Taraftar şu anda camiası tarafından yapılacak eleştirileri kesinlikle kabul etmez ve çok sert tepki gösterir.
Ben eminim ‘neden Falcao’yu aldınız’ diye bir sürü ulema yönetimi eleştirecek. Bunlar paradan anlamayan insanlar. Yatırım yapmadan nasıl para kazanabilirsin, borçlarını ödeyebilirsin. Sen futbol takımıysan, iyi bir kadro kuracaksın, hem Avrupa’da hem de ligde başarılı olacaksın. Kazandığın paralarla da kulübü düzlüğe çıkaracaksın. Ama kulübün içinde o kadar çok sığ düşünen var ki. ‘Küçük olsun, Galatasaray bizim olsun’ mantığıyla hareket eden bir grup var ki bundan sonra tutumlarını devam ettirirlerse çok başları ağrıyacak.
Falcao, Lemina, Andone, Nzonzi, Seri, Feghouli, Belhanda, Babel, Muslera, Marcao, Luyindama, Nagatomo ve Mariano... Böyle bir kadroyu bir araya getirmek, taraftarın mutluluktan ayaklarını yerden kesmek kolay bir iş değil. Şu anda storelarda formalar yok satıyor. Kombineler satıldı, bitti. Başkan Mustafa Cengiz ve ekibi çok başarılı bir süreç yaşadılar ve başardılar.

Fenerbahçe’yi beğendim

Yazının devamı...

Galatasaray sıkıntılı

31 Ağustos 2019

Bu sezon Süper Lige iyi başlayamayan bir Galatasaray seyrediyoruz... Futbolcular sahadaki bütünlüğünü kaybetmişler. O kadar büyük hatalar yapıyorlar ki, gerçekten Fatih Terim’in işi çok zor...
Daha maçın başında Muslera ile Luyindama topa yükseliyorlar, hata Muslera’da mı, Luyindama’da mı onu bilmiyorum ama aralarında bir anlaşmazlık var. Top Luyindama’nın kafasından rakibe gitse maça mağlup başlayacaklar. Affedilir gibi değil... Yenen gole bakıyorsun, Luyindama’nın önünde üç tane futbolcu boş... Adam neredeyse orta sahadan kalecisine bakmadan geri pas veriyor. Şampiyonlar Ligi’nde oynayacak bir futbolcu böyle pas verir mi? Sorumsuzluk bu kadar olur.
Hiç kusura bakmasınlar. Geçen sezon çok övgüler yazdık ama bu sezon Marcao da Luyindama da çok kötüler... Mariano da sezona kötü başlayan futbolculardan... Bir tek doğru-dürüst orta nasıl yapamaz? Aklım almıyor. Nagatomo aynı şekilde... Geçen sene Galatasaray şampiyon olduysa Nagatomo ile Mariano’nun o kadar katkısı oldu ki... Ama bu sezon resmen zarar veriyorlar takıma...
Nzonzi iyi bir futbolcu... Zaten ön liberoda o oynamasa Galatasaray kalesi daha çok gol tehlikesi yaşar. Belhanda ayağındaki topu tutamıyor... Feghouli, zaman zaman oyun içinde olsa da dün gece o da başarısız bir futbol oynadı. Ömer Bayram’ı bir kenara ayırıyorum... Takımının en faydalı, en gayretli futbolcusuydu. Ama onun haricinde takımı sırtlayacak, oyunu yönlendirecek futbolcu yoktu. Galibiyet Galatasaray’a ilaç oldu ama bu futbolla kazanmak zor.
Kayserispor’a bakıyorsun 8 kişi ile maçı bitirdi. Girdiği gol pozisyonu Galatasaray’dan fazla... Henrique, Adebayor, Mensah hepsi ikişer kişilik futbol oynadılar. “Mağlubiyeti hak ettiler mi” diye sorarsanız, kesinlikle etmediler...
Adem Büyük, hakikaten Galatasaray’ın kozlarından bir tanesi. Şu an Galatasaray takımının içinde golü koklayan, toplara iyi vuran en önemli futbolcu... Nasıl Ömer Bayram dün giydiği formanın hakkını verdiyse Adem Büyük’e de bu şans verilmeli... Babel bir şeyler yapmak istiyor. Ancak ona da ayak uyduran arkadaşı yok... Daha çok topla buluşması lazım.
Sonuçta Kayseri galibiyeti Galatasaray’a şifa oldu, ilaç oldu. Böyle bir sıkıntılı ortamda deplasmandan üç puanla dönmenin değeri çok büyük. Şimdi transfer sezonu da bitiyor. Milli maç arasından sonra Galatasaraylı taraftarların daha farklı bir takım seyredeceklerini düşünüyorum...

Yazının devamı...

Taraftar Terim’i yedirmez!

30 Ağustos 2019

Öyle şeyler yaşıyoruz ki inanın artık aklım almıyor. Önce şunu söyleyeyim, gazetem Milliyet ile gurur duyuyorum. Başta müdürümüz Tayfun Bayındır olmaz üzere bütün yazarlarımız gerçek neyse onları yazıyorlar. Hiçbirinin içinde kin ya da nefret yok. İnanın bu kadar ciddi bir gazetede, böyle bir ekiple beraber çalışıyorum diye çok mutluyum.
Yaşananlara bakıyorum... Birisi ‘Fatih Terim istifa etsin’ diyor. Öteki, ‘Ben sana cephe alırsam ne yaparsın’ diyor. İş artık çığırından çıkmış. Terim bu akşam 400. maçına çıkacak. Kazandığı şampiyonlukları, kupaları falan onları yazmayacağım. Son iki senedir çalıştırdığı takım şampiyonluk kupasını kaldırdı. Geçen sezonu ise üç kupayla bitirdi. Allah’ın aşkına bunları yapan Fatih Terim mi istifa etsin...
Efendim, Galatasaray iki maçta 5 puan kaybetmiş, iyi top oynamıyormuş. Elinizi vicdanınıza koyun. Yıldızlar topluluğu Paris Saint Germain, Bayern Münih, Barcelona, Real Madrid... Onlar bu sezon lige nasıl başladılar. Ama zaman içinde toparlanacaklar. Tabii ki şampiyonluğun en büyük adayları olacaklar. Galatasaray’ın da durumu bu. Her transfer sezonunda olduğu gibi bu sezon da sorun yaşıyor. Fatih Terim de futbolcuları motive etmekte zorlanıyor.
Diagne takımın golcüsü. Konyaspor maçında taraftarın bir kısmı kendisini alkışlıyor, bir kısmı da yuhalıyor. Hoca bu şartlarda ne yapabilir. Herhalde şu transfer sezonu bittiği zaman en çok sevinecek olan kişi kendisidir. Terim’in kredisi Galatasaray’da bitmez. O kulübün tarihine geçmiş birisidir. Şampiyon olsun ya da olmasın farketmez. Ligin ilk iki maçında takım kötü oynadı diye önce hocaya, ardından da onu kullanarak kulübe yüklenmek ne kadar doğru.
Konyaspor maçından sonra bir bakıyorum kıyametler kopuyor. Neymiş, hakem Mete Kalkavan, Konyaspor’un penaltısını vermemiş. Pozisyonu elli defa seyrettim, üst düzey 15 hakemle konuştum, en az bu kadar da hocayı aradım. Penaltıyla uzaktan yakından alakası yok pozisyonun. Ama maksat ne... Bir şekilde Fatih Terim ve Galatasaray’a vurmak. Son sözüm de şu olsun. Bugün Galatasaray iki galibiyetle lige başlamış olsaydı, şu anda ne konuşulacaktı biliyor musunuz... Efendim ligin şampiyonu belli, yabancı sayısı altıya düşsün, böyle lig olmaz konuları gündeme gelecekti. Ama 30 milyon Galatasaray taraftarı Fatih Terim’i yedirmez. Takım ne sonuç alırsa alsın, her zaman onun yanında olurlar. Bu böyle biline.

MHK’nın derbi ataması doğrudur

Yazının devamı...