2009’da çöküşü devlet önledi, 2010’da ne olacak?

Geçen yıl biterken dünyada tam bir panik yaşanıyordu. Bir yıl sonra hayli farklı bir noktadayız. Panik havası yerini temkinli bir iyimserliğe bırakmış durumda. Başta ABD olmak üzere pek çok gelişmiş ülkede hükümetler, devasa boyuttaki kurtarma operasyonlarıyla finansal çöküşü önledi ve canlandırma paketleriyle ekonomideki daralmayı frenledi. Çin’de devletin uygulamaya koyduğu muazzam yatırım paketi ekonominin % 8’in üzerinde büyümesini sağladı. Tüm bu önlemler sayesinde depresyon önlendi yeniden büyümeye geçişin koşulları yaratıldı.
Başta ABD ve Çin olmak üzere dünyanın önde gelen ekonomilerinde hükümetlerin çöküşü önlemeye kararlı tavrı ve bunun uzantısında gündeme gelen düşük faiz - ucuz para politikasının süreceği beklentisi, krizin panik aşamasında yere çakılmış olan hisse senedi borsalarına müthiş bir fırsat penceresi açtı. Bu fırsatı iyi değerlendiren borsalarda % 60 - 70’lik çarpıcı artışlar yaşandı. Çoğu ekonomide yeniden büyümeye geçişin gündeme gelmesi de 2010 yılının 2009’dan daha iyi bir yıl olacağı beklentisini güçlendirdi.

2010’un riskleri
2010 yılına daha iyimser beklentilerle girilmesi normal ama 2009 yılının beklenenden iyi geçmesini sağlamış olan koşulların 2010’da da aynen süreceğini varsaymak pek doğru değil çünkü:
- Bankaları kurtarmak ve ekonomiyi canlandırmak için neredeyse sınırsız harcama yapan hükümetlerin, aşırı borçlanma nedeniyle itibar kaybetmemek için bu harcamaları bir noktada durdurup kemerleri sıkması gerekebilir.
- Birçok ülkede para arzının görülmemiş boyutlarda artmış olması bir noktadan sonra enflasyonist beklentileri tetikleyebilir.
- Çin de ekonomisinde aşırı ısınma baskısını hissederek kredi genişlemesini sınırlandırabilir.
- Bu gelişmelerin uzantısında faiz oranlarındaki düşüş yerini sınırlı bir yükselişe bırakabilir. Faizlerdeki temel eğilimin değişmesi, borsalarda ve bono - tahvil piyasasında düşüşleri gündeme getirebilir ve 2010’da reel ekonomi yukarı giderken borsalar aşağı gidebilir.
- Faiz beklentilerindeki farklılıklar döviz kuru paritelerini etkileyebilir.

İkinci yarıya dikkat
Yukarıda sıraladığımız risklerin gerçekleşme olasılığının özellikle 2010’un ikinci yarısında artabileceği görülüyor. Bu süreçte belirleyici faktör, devletin desteğinin azaldığı noktada özel sektörün ve hane halkının bayrağı eline alıp ekonomideki canlanmayı sürdürme gücü olacak. Bu açıdan ABD’nin Avrupa ve Japonya’ya göre daha umut verici sinyaller verdiği söylenebilir.
En kötü senaryoyu ise en sona bıraktım: 2010’un ilk çeyreğinde borsalarda keskin bir düzeltmenin yaşanacağını iddia edenler de var.