Barroso’nun ziyareti ve diyalogsuzluk tehlikesi

Avrupa Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso’nun ülkemize yaptığı ziyaret Avrupa Birliği (AB) konusunu yeniden gündeme taşıdı ve ilginç tartışmalara yol açtı. AB’yi adeta Türkiye’yi iliğine kadar sömürüp parçalamak için kurulmuş bir teşkilat gibi göstermeye çalışan hiper komplocularla, AB ile bütünleşmeyi Türkiye için tek kurtuluş umudu olarak görenler Barroso’nun ziyaretini fırsat bilerek tüm cevherlerini ortaya döktüler. Barroso’nun ziyareti ve diyalogsuzluk tehlikesi
Barroso, Türkiye’deki kutuplaşmayı dikkate alarak, AKP’nin kapatılması istemiyle açılan davanın Brüksel’de yaratmış olduğu şoku fazla vurgulamadı burada yaptığı konuşmalarda. Oysa kendi çevresindekilerin ifadesine göre, böyle bir gelişme hiç beklenmiyordu Brüksel’de ve kapatma davası AB çevrelerinde tam bir şok yaratmıştı. Davanın sonuçlanış biçiminin Türkiye - AB ilişkilerinin geleceğini doğrudan etkilemesi de kaçınılmazdı.

Ürkütücü diyalogsuzluk
Barroso’nun ziyaretinin beni en fazla rahatsız eden yanı ise Türkiye’deki ürkütücü diyalogsuzluk ortamını bana bir kez daha hatırlatması oldu.
Barroso’nun ziyareti nedeniyle düzenlenen bir yemekte karşılaştığım iki eski arkadaşımla konuşurken fena halde hissettim bunu ve gerçekten umutsuzluğa kapıldım. Kırk yıldır yakından tanıdığım, aynı çevreyi paylaştığım bu iki arkadaşımın benim onlara anlatmaya çalıştığım şeyleri dinlemeye ve anlamaya tahammülleri kalmamıştı. “Türkiye’de askeri  bürokratik oligarşi ile demokrasi güçleri arasında bir savaş var, bunu kabul edip bizim cephede yer aldığını ifade etmezsen seninle konuşamayız” havasındaydı bu yıllanmış dostlarım.
Şimdi biz aynı ortamlarda yetişmiş, yıllarca arkadaşlık etmiş, birçok konuda benzer tepkiler vermiş ve olgunluk çağına gelmiş kişiler olarak birbirimizle diyalog kurmakta zorlanıyorsak varın düşünün siz gerisini.
Farklı ortamlardan gelen, farklı inançların ve önyargıların etkisi altında edinilmiş görüşleri tartışılmaz doğrular olarak algılayıp savunan insanların, gençlerin durumunu düşününce ürkmemek elde değil.  

Barroso’nun ziyareti ve diyalogsuzluk tehlikesi

Büyüme tahminlerini düşüren IMF, krizin Avrupa’yı da sarsmasını bekliyor
Avrupa ekonomisi nereye?

ABD’den dünyaya yayılan finansal depremin ve ekonomik yavaşlamanın olası sonuçlarına ilişkin en olumsuz değerlendirmeler ve en karamsar tahminler, Uluslararası Para Fonu’ndan (IMF) gelmeye başladı. IMF’nin geçen hafta içinde açıkladığı Küresel Finansal İstikrar Raporu, küresel finansal depremin toplam maliyetinin 1 trilyon dolara yaklaşacağını ileri sürdü. IMF’nin yılda iki kez yayınlanan Dünyanın Ekonomik Görünümü raporunda da, ABD ekonomisindeki duraklamanın Avrupa’yı da ciddi biçimde etkileyerek küresel ekonomiyi çok ciddi bir yavaşlamaya sürükleyebileceği belirtildi. IMF, 2008 ve 2009 için yapmış olduğu büyüme hızı tahminlerini bir kez daha aşağı çekti. IMF’nin Fransız Başkanı Dominique Strauss-Kahn da yaptığı açıklamalarda, küresel ekonomideki risklerin büyüdüğünü vurguladı ve hükümetleri önlem almaya davet etti.

Donma ve yanma tehdidi
Ne oldu IMF’ye? Geçen yıl bu zamanlarda yaptığı tahminlerde dünya ekonomisindeki hızlı büyümenin süreceğini tahmin eden IMF, sonunda yaşanmakta olan krizin boyutlarını dikkate alan gerçekçi tahminler mi yapmaya başladı? Yoksa ‘kara gözlük’ mü takıyor IMF yetkilileri? Aylardan beri gerçekleri görmeyi reddederek, delinmiş bir balona iyimserlik gazı üflemeye çalışanlar ne diyor acaba IMF’nin bu tavrına?
IMF Başkanı Strauss-Khan’ın geçen hafta içinde yaptığı açıklamalar, IMF’nin neden karamsar olmaya zorlandığını ortaya koyuyor. IMF Başkanı’na göre dünya ekonomisi hem donma hem de yanma tehlikesiyle karşı karşıya. IMF Başkanı “Bir yanda buz, bir yanda ateş var” derken ABD’den dünya ekonomisine yayılan keskin yavaşlamayla parlamaya başlayan enflasyon ateşinin eşzamanlı olarak küresel ekonomiyi tehdit etiğini vurguluyor. Donmayı önlemeye çalışırken ateşi körükleme tehlikesinin bulunduğunu belirtiyor IMF Başkanı.
ABD’nin yanı sıra Avrupa’nın da ciddi bir sarsıntı yaşayacağını tahmin eden IMF’nin değerlendirmesi iki temel beklentiye dayanıyor:
-  Birinci beklentiye göre, ABD ekonomisinin içine girmiş bulunduğu duraklamadan çıkması ilk tahmin edilenden daha geç olacak ve ABD’nin 2008’de % 0.5 olarak gerçekleşmesi beklenen GSYİH büyüme hızı, 2009’da da ancak % 0.9’a çıkabilecek.
-  İkinci beklentiye göre, ABD’deki kredi çöküşü ve konut sektörü krizi belli bir gecikmeyle Avrupa’yı da etkileyecek ve Avrupa ekonomisinde de ciddi bir yavaşlama yaşanacak.
 IMF, 2007’de % 2.6 büyüyen euro alanı ekonomilerinin büyüme hızının 2008’de % 1.4’e, 2009’da daha da gerileyerek % 1.2’ye düşeceğini tahmin ediyor. Öte yandan Avrupa Birliği ülkeleri son 16 yılın en yüksek enflasyonuyla karşı karşıya. Yani Avrupa gerçekten de buzla ateş arasına sıkışmış durumda.

Kaç Avrupa var?
IMF’nin Avrupa ekonomileri için yapmış olduğu büyüme hızı tahminleri, (Avrupa ekonomisinin ‘hava durumunu’ gösteren haritada görüldüğü gibi) Consensus Economics adlı saygın uluslararası kuruluşun yaptığı tahminlerin hayli altında. Yalnızca Yunanistan ve Litvanya için IMF’nin tahmini daha yüksek. Yani IMF Avrupa’daki yavaşlamanın daha keskin ve daha yaygın olacağını tahmin ediyor.
Ancak Avrupa ülkelerinin ekonomik “hava” raporlarına karşılaştırmalı olarak baktığımızda ülkeler arasında önemli farklılıklar bulunduğunu görüyoruz. Örneğin 2008’de ancak % 0.3 büyüyebileceği tahmin edilen İtalya’da “hava” kapalı ve yağmurlu. Buna karşılık 2008’de % 6.6 büyümesi öngörülen Slovakya’da “hava” açık ve güneşli.                                        
Avrupa’daki farklı ülkeleri farklı boyutta etkileyebilecek başlıca risk faktörleri ise şunlar: 
-  Finans kesimindeki sorunların ve kredi daralmasının derinleşmesi
-  Bazı Avrupa ülkelerinde konut sektöründe ciddi çöküşler yaşanması
-  Daralan pazarların ve değerlenen euronun Avrupa’nın ihracatını olumsuz etkilemesi
-  Temel maddelerin fiyatlarındaki artışın ve kimi Avrupa ülkelerindeki yüksek ücret artışı taleplerinin enflasyonu daha da azdırması.
 Bu koşullarda Avrupa için iyimser olmak kolay değil. Avrupa Merkez Bankası da zor kararlar arifesinde. Avrupa ekonomisinin durumu bizi yakından ilgilendirdiği için bizim de tüm bu gelişmeleri yakından izlememiz gerekiyor.

Şirketlerin dış borç bulması zorlaşıyor
IMF Başkanı Dominique Strauss-Kahn, geçen hafta düzenlediği basın toplantısında bir soruyu yanıtlarken, Türkiye’yi de yakından ilgilendiren bir noktaya değindi. IMF Başkanı’nın açıklamasını desteklemek için kullandığı grafik, Türkiye gibi Yükselen Pazar ülkelerindeki şirketlerin dış borçlanmasının 2007’nin 3. çeyreğine kadar hızla büyüdüğünü, 2007’nin 3. çeyreğinden itibaren ise çok keskin şekilde küçüldüğünü gösteriyor. 2008’in ilk çeyreğinde ise neredeyse sıfırlanmış şirketlerin dış borçlanması.
IMF Başkanı bu gelişmenin dış kaynakla finansmana ağırlık veren Yükselen Pazar şirketlerini zorlayacağını belirtiyor. Türkiye’de de özel sektörün büyük ölçüde dışarıdan borçlandığını biliyoruz ve bu gelişmenin onları olumsuz etkilemesi kaçınılmaz görünüyor.

Barroso’nun ziyareti ve diyalogsuzluk tehlikesi