Dibe vurma nasıl olur, göreceğiz

Türkiye’nin nasıl dibe vuracağını önümüzdeki dönemde çok daha iyi anlayacağız galiba. Dün, ilk bakışta birbiriyle hiç ilişkisiz gibi görünen iki olay, Türkiye’nin nasıl dibe vuracağının işaretlerini veriyordu sanki.
Bazı TV ekranlarında Başbakan Yardımcısı Nazım Ekren’in Türkiye ekonomisinin 2009 yılında % 3.6 küçüleceğini belirten açıklaması yayınlanırken diğer bazı TV ekranlarında ise yaşam mücadelesi vermekte olan Türkan Saylan’ın evinin penceresinden yansıyan görüntüler vardı. Evinde yapılan aramadan sonra evinin önünde toplananlara sesini duyurmaya çalışan Türkan Hanım her şeye karşın umutsuz olmamak gerektiğini söylüyordu.
Türkan Saylan sıra dışı bir insan. Bütün hayatını başka insanlara umut aşılamak için harcamış ve bu yolda büyük başarılara imza atmış olan bu müthiş insanın umudunu paylaşmakta aciz kaldığım için üzgünüm ama ne yapalım ki Türkan Saylan gibi davranmak herkesin harcı değil.
Bu ortamda kimse kusura bakmasın, dün açıklanan yeni ekonomik hedefleri değerlendirmek hiç içimden gelmiyor. Daha düne kadar “Ekonomide küçülmeyi kabul edemem” diyen Başbakan Erdoğan’ın saygı duyduğum yardımcısı Nazım Ekren, dün ekonomimizin bu yıl % 3.6 küçüleceğini açıklarken güldüm ister istemez. Onun yerinde olmak istemezdim herhalde. 

Yeniden düşünme zamanı
Yalnızca ekonomik hedeflerde yanıltılmadık biz. Bana öyle geliyor ki bundan sonra neyi nasıl değerlendireceğimizi pek çok alanda baştan düşünmemiz gerekecek bu ülkede. Özellikle demokrasi, ifade özgürlüğü, insan hakları, hukuk düzeni, Avrupa Birliği normları gibi konularda iri laflar söyleyenlerin, büyük umutlara kapılanların önünde hayli zor bir dönem var. Bu alanlarda da dibe vurmamak için mücadele etmek gerekecek bu gidişle.
Türkan Saylan duymasın ama şu bahar gününde iyice içim kapandı. Son yarım yüzyılda bu ülkede tanık olduğum askeri ve sivil ilkelliklerin, gaddarlıkların, rezilliklerin ve komikliklerin yükünü hissettim üzerimde. Herhalde benim de neyi nasıl yapmam gerektiğini yeniden düşünmem gerekecek bu durumda.