Dolardaki düşüşe dair bir spekülasyon

Bu yazının konusu, doların değerinde son dönemde yaşanan düşüş, yani her anlamda "spekülasyon"a açık bir konu. Öyleyse kurgusal bir soruyla başlayabiliriz: Eğer sorumsuz politikacılar 2001 yılında Türkiye'ye 19 Şubat komedisini yaşatmasaydı ve 2000 yılında uygulanmaya başlanan ekonomik program hedeflerine ulaştırılabilseydi, 19 Şubat öncesinde 650 bin TL dolayında olan bir ABD dolarının bugünkü değeri kaç TL olacaktı? Doların Euro karşısındaki değer kaybını da dikkate alan çok kaba bir hesap yaparak, "Bu kurgusal senaryo gerçekleşseydi doların bugünkü değeri 1 milyon TL'nin altında olacaktı" diyebiliriz. Türk Dil Kurumu sözlüğüne göre "spekülasyon" sözcüğünün üç karşılığı var: 1. Kurgu. 2. İlerde meydana gelebilecek fiyat dalgalanmalarından yararlanarak kazanç sağlama. 3. Vurgun, vurgunculuk, ihtikâr. "Spekülatif" sözcüğünün karşılığı ise "kurgusal". Yani büyük vurgunlar vurmayı hedeflemeden, entelektüel ya da felsefi bir egzersiz olarak da "spekülasyon" yapmak mümkün. 'Normal değer hangisi?' Oysa dolar, dünyadaki değer kaybının da etkisiyle, kurgusal senaryodaki "normal" değerine doğru düşüyor şimdi. Bu düşüşün ardındaki temel motif ise sermaye sahiplerinin, fon yöneticilerinin, Türkiye'yi yeniden normalleşme yolunda, yönetilebilir bir ülke olarak algılamaya başlamaları, yani kurgusal senaryodaki Türkiye'ye dönüşü düşünmeleri. Türkiye'nin Avrupa Birliği ile bütünleşme yolunda attığı adımlar da bu olumlu algılamayı etkiliyor kuşkusuz ve bu algılamada Türkiye'ye atfedilen risk azalırken süregelen yüksek reel faizler, Türkiye'ye doğru sermaye akışına neden olabiliyor. Türkiye içinde de dolardan (ya da dövizden) TL'ye dönüşün cazibesi artıyor. Küçük ya da büyük sermaye sahipleri, 19 Şubat sonrasında yaşanan "TL'den kaçış"ın tersini yapınca da o dönemde tavana sıçrayan dolar da şimdi geri düşüyor. Bu kurgusal senaryonun gerçekleşmemesinin ve doların TL değerinin 650 bin TL'den bir noktada 1 milyon 800 bin TL'ye kadar tırmanmasının, politikacıların aymazlığının yanı sıra, bir dizi karmaşık nedeni var kuşkusuz. Bu nedenleri şimdi ele almayacağım. Benim burada vurgulamak istediğim nokta, doların (ve genel olarak döviz kurlarının) 2001 krizi sayesinde gelmiş olduğu seviyelerin aslında "normal" değil "anormal" seviyeler olması. Türkiye, sorumsuz politikacılar elinde, yönetilemez bir ülke olarak algılanmasaydı kurlar bu düzeylere gelmeyecekti. Türkiye 19 Şubat sonrasında böyle algılandığı için Türkiye'den kaçan ve Türkiye içinde de TL'den kaçan sermayenin anormal düzeylere tırmandırdığı döviz kurunu biz bir noktadan sonra normal kabul edip benimsediğimiz için doların şimdi 1 milyon 400 bin TL'ye doğru düşmesini anormal buluyoruz ve "ne oluyor?" diye telaşa kapılıyoruz. 52 trilyon dolar Ancak Türkiye'nin bu kurgusal senaryoyu gerçekleştireceğine inanmak henüz pek kolay değil. Ak Parti iktidarının kapasitesi, askerin rejimdeki konumuyla ilgili tartışmalar ve bölgemizdeki başdöndürücü gelişmeler, Türkiye'nin sermaye sahiplerine güven veren, "normal" bir ülke olarak algılanma şansını sınırlıyor. Türkiye'de yeniden anormal gelişmeler yaşanır ve şimdi yaşanmakta olan mini provanın yerini farklı gerçekler alırsa doların düşüşü de yerini ani bir yükselişe bırakabilir. Ayrıca reel sektörden dış dengeye yansıyacak olumsuz gelişmeler de bir noktadan sonra kurları yukarı doğru çekebilir. Bugün dünyada fon yöneticileri tarafından yönlendirilen sermayenin toplamı 52 trilyon dolar (ya da 52.000 milyar dolar) dolayında. Bu dev havuzda Türklere ait olan sermayenin miktarı ne kadar bilmiyorum ama Türkiye dünyadaki sermaye sahiplerinin ölçülerine göre "normal" bir ülke görünümünü bir kazanabilse, ekonomik programını zamanında hedeflerine vardırabilse, siyasi istikrarı koruyacağına herkesi inandırabilse ve AB yolunda ilerlemeye devam etse, bu dev havuzdan çok daha anlamlı bir pay alabilir. Türkiye'ye akan bu para da döviz kurlarını zaman içinde, aslında olması gereken yere doğru çeker. Dolar şimdi, belki de bu kurgusal senaryonun bir mini provası yapıldığı için düşüyor. TEŞEKKÜR oulagay@milliyet.com.tr Geçen hafta içinde aramızdan ayrılan annemin cenaze törenine katılan tüm dostlara; ayrıca çiçek göndererek, bağışta bulunarak, telefon ederek ve mesaj göndererek acımızı paylaşan herkese içten teşekkürlerimi sunarım. - Osman Ulagay