Dünyada 2010 2009 yılından daha mı riskli?

Davos’a gidip Dünya Ekonomik Forumu’nun yıllık toplantısında konuşulanları dinledikten ve bu yılki toplantının havasını teneffüs ettikten sonra, 2010 yılının dünya ekonomisi için 2009’dan daha riskli bir yıl olabileceğini düşünmeye başladım. Oysa bu yıla girilirken 2010’un 2009’a göre çok daha rahat bir yıl olacağı izlenimi güçlenmişti.
İlk bakışta çelişkili gibi görünse de, 2010 için dile getirilen kaygıların temelinde yatan şey de bu, yani dünya ekonomisinde başlayan toparlanmanın iyimserliği artırmış olması.
Bir yıl önce küresel sistemin çöküşün eşiğine geldiği ortamda herkesin tek bir önceliği vardı, herkes canını kurtarmak için sarılacak bir ip arıyordu. O günlerin ortamında bu ipin ancak devletten gelebileceği görülüyor ve bankacılar dahil hiç kimse buna itiraz etmiyordu. Herkes can havliyle ortak bir hedefe kilitlenmiş gibiydi. Bu ortamda G-20 şemsiyesi altında ortak kararlara ve uygulamalara yönelmek mümkün olmuştu.

2010’da farklı tablo
Şimdi bugün gelinen noktada hayli farklı bir tabloyla karşı karşıyayız.
- Devletlerin yoğun desteği sayesinde küresel depresyon tehlikesinin atlatıldığı ve krizde küçülen ekonomilerde de yeniden büyümeye geçiş sürecinin başladığı ortamda ortak bir hedefe kilitlenme gereği azalmış görünüyor.
- Özel sektöre sağladıkları destekler nedeniyle muazzam bir borç yükünün altına giren hükümetlerin bir noktada bu destekleri geri çekmek zorunda kalacağı biliniyor.
- Ancak ABD ve Avrupa’da devlet desteğinin geri çekildiği anda ekonomide belirmiş olan canlanma sinyallerinin söneceği ve büyümenin tökezleyeceği kaygısı var.
- Devlet desteği sayesinde panik anını atlatan banka ve şirketlerde devletin işlerine karışması tehlikesine karşı artan bir tepki var.
- Öte yandan söz konusu ekonomilerdeki canlanma belirtileri işsizlik sorununu hafifletmiş değil, geniş kesim için resesyon sürüyor.
- Bankaların kârlarını artırdığı ve borsaların tırmanışa geçtiği ortamda işsizliğin sürmesi ve geniş kesimin sıkıntılarının artması toplumsal tepkileri tırmandırıyor.
- Çoğulcu demokrasinin işlediği ülkelerde hükümetler ve liderler bu tepkileri dikkate alarak ulusal ve popülist önlemlere yönelme gereği duyuyor.
- Bu ortamda G-20 hedefleriyle tutarlı önlemler almak zorlaşıyor.

Tehlike nerede?
2010’da özellikle gelişmiş ekonomilerdeki toparlanma henüz kırılganken, herkesin kendi önceliklerine göre davranmaya başlaması ve küresel politika koordinasyonunun zayıflaması, küresel ekonomideki toparlanma eğilimini tersine çevirebilir. Toplumsal tepkilerin tırmanması ise popülist politikalara yol açarak riskleri büyütebilir. Belirsizliğin ve volatilitenin arttığı bir yıl yaşayabiliriz.