İkiyüzlü Batı'nın iki 'kaka' çocuğu

Bu muameleyi haketmek için ne yapmıştı Zidane? Dünya Kupası'na futbol yaşamını kapatmak için gelen Zidane, haftada 200 bin dolar ücreti beğenmeyen genç yıldızlara futbol dersi vermiş ve Kupa'nın en başarılı oyuncusu seçilmişti. Ve final maçının sonunda, 18 yıllık futbol kariyerinin bütün yükünün ve stresinin omuzlarına çöktüğü bir anda, kendisini tahrik eden rakibine kafa atarak noktalamıştı futbol yaşamını. Fransa'nın Cezayir kökenli futbolcusu Zinedine Zidane, Dünya Kupası finalinin uzatma bölümünde İtalyan Materazzi'ye esaslı bir tos atıp rakibini yere yıkınca, Batı'nın çok bilmiş akıl ve ahlak hocalarının hedefi haline geldi. Fransa'nın popüler filozofu Bernard Henry - Levy, Zidane'ın bu çılgınca davranışının onu tanrıların katından adi insanların katına indirdiğini ve cennetten cehenneme sürüklediğini yazdı. Amacım, Zidane'ın bu insani ve anlaşılabilir tepkisini savunmak değil, futbolun yozlaştırılmasına seyirci kalanların bu olayı bu kadar büyütmesine karşı duyduğum tepkiyi dile getirmek. Futbol dünyası İtalya'daki gibi evlere şenlik skandallarla sarsılırken ve futbolu aşırı ticarileştirmenin sakıncaları ortaya çıkarken ağzını açmayan ahlak hocaları, Zidane'ın Materazzi'ye attığı kafayı biraz da kendi vücutlarında hissedince birden ayaklanıverdi ve onu "kaka çocuk" ilan ederek durumu kurtarmaya çalıştı.Bugünlerde Batı'nın hedefi haline gelen bir "kaka çocuk" daha var: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin. Hedef seçilmesinin nedeni, küresel oyunda Batı'nın kendisine ve ülkesine vermek istediği rolü reddedip, Rusya'yı yeniden küresel oyunun güçlü oyuncularından biri haline getirmek istemesi ve bu yolda başarılı adımlar atmakta olması."Zenginler Zirvesi" olarak da bilinen G - 8 Zirvesi'nin bu yıl Rusya'da yapılması nedeniyle Batı medyasının Zidane'dan sonraki konusu haline gelen Putin'e yöneltilen başlıca suçlamalar şunlar: Rusya'da demokrasiyi ve özgürlükleri kısıtlayan önlemlere başvurmasıDerneklerin ve sivil toplum kuruluşlarının çalışma alanlarını daraltmasıEski dönemleri hatırlatan bir 'tek adam' yönetimi kurmak istemesiRus milliyetçiliğinin gelişmesine ortam hazırlamasıEnerji silahını bir tehdit unsuru olarak kullanmaya kalkışmasıRusya'nın çevresinde bir nüfuz alanı oluşturmaya çalışması Zidane'dan Putin'e Bunlar aslında benim de eleştirebileceğim gelişmeler ama şimdi bu gibi gerekçelerle Putin'i eleştiren ABD yönetiminin 11 Eylül sonrasındaki yönelişlerine bakınca farklı bir şey mi görüyoruz? Dünyaya demokrasi ve özgürlük götürme iddiasındaki ABD'nin Guantanamo üssündeki esir kampları, Irak'taki insan hakları ihlalleri, işkence skandalları ve cinayetleri neyin nesi? Bush yönetimi, Amerika'da özgürlük kısıtlamaları getirmek ve basına sansür uygulamak istemiyor mu? Başkan Bush da Amerika'da milliyetçiliği kışkırtıp sürekli olarak savaş tacirliği yapmıyor mu? ABD, askeri gücüne güvenerek farklı ülkeleri savaşla ve işgalle tehdit etmiyor mu?Bu konuyu yarın sürdüreceğim. oulagay@milliyet.com.tr ABD ne yaptı ki?