İstemek yetmez, bu fırsat kaçmaz

İstemek yetmez, bu fırsat kaçmaz


       Önceki akşam İstanbul'daki İngiliz Konsolosluğu'nda düzenlenen resepsiyonda İngiltere'nin önde gelen bankalarından Barclays Bank'ın uluslararası ticari bankacılık bölümü direktörü Alex Jablonowski'yi dinlerken Türkiye'nin yakalamış olduğu fırsatın önemini bir kez daha anladım. Türkiye'nin enflasyon belasından kurtulup sağlıklı ekonomik büyüme yoluna girmesi halinde bunun neler getirebileceğini Türkiye'yi izleyen yabancılarla konuşunca çok daha iyi anlıyor insan.
       Son birkaç ay içinde IMF'nin ikinci adamı Stanley Fisher ve George Soros dahil kimi dinlesem aynı söylemi duyuyorum; Türkiye'nin nihayet kendinden beklenenleri yaparak bilinen potansiyelini gerçekleştirme yolunda olduğu konusunda tam bir görüş birliği var yabancılar arasında. Bu görüşün en sık tekrarlanan üç temel dayanağı ise şunlar: (1) Güçlü ve kararlı hükümet, (2) IMF ile yapılan stand - by anlaşması, (3) Avrupa Birliği'ne (AB) tam üyelik kapısının açılması.
       Barclays Bank yetkilisi Jablonowski'nin özellikle bu üçüncü noktanın altını çizerken söyledikleri ilginçti: "Gelişme yolundaki ülkeler arasında bizim için ayrı bir önem taşıyan dört ülke vardı: Brezilya, Arjantin, Meksika ve Türkiye. Bunlardan Meksika, NAFTA anlaşması sonrasında adeta sınıf atladı ve bizim gözümüzde bir Latin Amerika ülkesi olmaktan çıkıp ABD ve Kanada ile birlikte Kuzey Amerika'nın bir parçası gibi algılanır oldu. Türkiye de Avrupa Birliği üyesi olduğu anda Avrupa'nın parçası gibi görülecek. Şu anda AB üyeliği için aday olan ülkeler arasında da zaten ikisi önemli bizce, bunlar da Türkiye ve Polonya."
       Türkiye yakaladığı bu fırsatı iyi değerlendirip yüksek enflasyonla yaşama iptilasından kurtulabilirse bugün dış borçlanmada hissetmeye başladığı rahatlamanın yabancı yatırım sermayesi ile tamamlandığını görecek. İngiltere'nin İstanbul Başkonsolosu Peter Hunt, geçen ayın hemen tümünü FTSE Endeksi'ndeki sıralamaya göre İngiltere'nin önde gelen 100 firması arasında yer alıp da Türkiye'de yatırımı ya da işi bulunmayan firmaları dolaşarak geçirmiş. Temaslarının olumlu geçtiğini ve görüştüğü firmaların hemen hepsinin Türkiye ile ilgilenmek niyetinde olduğunu söylüyor.
       Yabancıların çizdikleri bu umutlu tablo içinde henüz kafalarından atamadıkları sorular ise şunlar: Şu ya da bu nedenle Türkiye'de siyasi istikrar bozulur mu? PKK ve Öcalan konusu Türkiye'yi girmiş olduğu olumlu yoldan saptıracak gelişmelere yol açabilir mi? Popülist eğilimler hükümetin kararlılığını törpüler mi?
       Başbakan Ecevit, 4 Mart günü Finans Dünyası dergisinin düzenlediği "İstemek yetmez, enflasyonla mücadele programını sahiplenelim" başlıklı panelin açılışını yaparken bu kaygıları giderecek bir tavır sergileyecek mi acaba?



Yazara E-Posta: oulagay@milliyet.com.tr