Osman Ulagay

Osman Ulagay

oulagay@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

Küresel ekonomide ve piyasalarda kötü haber yağmuru geçen hafta da devam etti. Yazının içindeki çerçeveli kutuya bir göz atarsanız ne demek istediğimi daha iyi anlarsınız.
Evet, bir kez daha yazıma iç kapayıcı bir cümleyle başlamak zorunda kaldım. Keşke kötü haber yağmurunun artık sonuna gelindiğini, küresel ekonomideki kötüye gidişin dibe vurduğunu yazabilseydim.
Krizin dibe vurduğunu yazabilmek kuşkusuz benim de özlemim ama ne yazık ki bu özlemi henüz gideremiyorum, çünkü bir yandan kötü haber yağmuru şiddetlenerek sürüyor, diğer yandan ciddiye aldığım yetkililerin, uzmanların, ekonomistlerin değerlendirmelerine bakınca, krizin sonunu müjdelemek için hiç acele etmemem gerektiğini anlıyorum.

Dip sarhoşu olanlar

Krizde dip arayışı insanı sarhoş eder

Kötü haber trafiğinin böylesine yoğun olduğu, beklentilerin kötü habere odaklandığı bir ortamda, küresel ekonomideki ya da Türkiye ekonomisindeki olumlu sayılabilecek bir gelişmeyi yakalayıp öne çıkarmanın dayanılmaz bir çekiciliği var. Umutsuzluk ortamında biri çıkıp, bir değişkendeki geçici düzelmeye bakarak “Krizin dibi göründü” deyince herkes kulak kabartıyor. Kötü haber yağmuruna yol açan fırtınalı resmin bütününü göremeyenlerin, bu tür sinyallere bakarak “Krizin dibi göründü” aldatmacasına kanması da mümkün olabiliyor.
Yaklaşık bir yıldan beri sık sık bu oyunu oynayan ve insanları dibi bulma sarhoşluğuna sürükleyenler var. Biraz da onların etkisiyle “Yılın ikinci yarısında işler açılır” masalına inananlar hiç de az değil. Ucuz bir şarapla kafayı bulup geçici bir iyimserlik dalgasına kapılmak istiyorsanız onları izlemeye devam edin.

Dibi bulmak önemli
Bugünkü gibi büyük krizlerin yaşandığı dönemlerde krizin dip noktasını yakalama çabası aslında önemli bir iş. Günün birinde bu krizin de dibe vurduğu noktaya gelinecek elbette ve bunu öngörebilenler, tıpkı krizi öngörebilenlerin şimdi olduğu gibi, “meşhur” olacaklar. Onları izleyenler de büyük para kazanma şansını elde edecek. Önemli olan, palavracı iyimserlerle, büyük resimdeki kırılma noktalarını görebilen gerçekçi analistleri ayırt edebilmek. Bu arada hisse senedi borsalarındaki dipten dönüşün reel ekonomideki dönüşten belli bir süre önce olabileceğini de hesaba katmak gerekiyor.

Haberin Devamı

Kötü haber yağmurunun iri taneleri
- ABD ekonomisinin 2008’in son çeyreğinde % 3.8 değil, % 6.2 küçüldüğü açıklandı.
- ABD’de konut fiyatları düşmeye devam etti, tüketici güveni çöktü.
- ABD’de kurtarılmaya çalışılan banka ve şirketlerin zararları daha da arttı.
- Citi Group üçüncü defa kurtarıldı ve hisse fiyatı % 39 düştü.
- ABD borsaları şubat ayını yeni bir inişi tetikleyecek sınıra yaklaşarak kapattı.
- Geniş bazlı S&P 500 endeksi 1996 sonundaki düzeyine geriledi.
- Japonya’nın ihracatı ocakta % 46, sanayi üretimi % 21 düştü.
- Rusya’da ekonominin ocak 2008’den ocak 2009’a % 8.8 küçüldüğü açıklandı.
- Euro alanı ülkelerinde Ekonomik Durum Algılaması endeksi rekor düşüş kaydetti.

Haberin Devamı

Türkiye’ye Doğu Avrupa gölgesi
Uluslararası finans piyasaları Türkiye’yi uzun süre Latin Amerika ülkeleriyle aynı kümede yer alan bir ülke olarak değerlendirdi. 1980’lerin başından itibaren Meksika, Brezilya, Arjantin gibi ülkelerle benzer sorunları paylaşan bir ülke olarak görüldü Türkiye ve zaman zaman bunun zararını da gördü. Brezilya ya da Arjantin krize girince gözler Türkiye’ye çevrildi, Türkiye’nin risk primi de yükseldi.
Türkiye 2001 krizi sonrasında geçirdiği dönüşümle farklı bir noktaya gelip bir de Avrupa Birliği (AB) ile bütünleşme yolunda adımlar atınca, Latin Amerika ülkeleriyle eşleşmekten kurtuldu. Artık AB çapasına sarılmış olan Avrupa’nın “yükselen ülkeleri” arasında anılıyordu Türkiye. Ortada bir “başarı öyküsü” vardı ve Türkiye de bunun bir parçasıydı.

Krizde dip arayışı insanı sarhoş eder

Türkiye’nin bu yeni konumu, portföy yatırımları ve dış kredilerin yanı sıra, ülkeye doğrudan yabancı sermaye girişinin hızlanmasında da belirleyici oldu. Türkiye bu sayede büyük ölçüde dış tasarruf kullanıp büyümesini hızlandırabildi, büyük dış açıkları finanse edebildi.

Doğu Avrupa’nın rüyası
Bir bölümü AB’nin tam üyesi olmayı da başaran Doğu Avrupa ülkelerinin “başarı” öyküsü de, büyük ölçüde dış kaynak girişiyle gerçekleşen bir ekonomik canlanmanın ve zenginleşme görüntüsünün öyküsüydü. Bu süreçte söz konusu ülkelerin banka sistemi büyük ölçüde Batı Avrupa bankalarının eline geçti. Para bolluğu ülke paralarını değerlendirdi, bir zenginleşme yanılsaması yaşandı. Ayrıca başta otomotiv sanayi olmak üzere, çeşitli alanlarda eski AB ülkeleriyle yeni AB üyeleri arasında kurulan bağlar bu ülkelerdeki büyümeyi destekledi.

Krizle gelen şok
Ancak küresel kriz sermaye hareketlerinin yönünü ve miktarını ani olarak değiştirdi. Batı Avrupa’dan çıkan sermayenin ana vatanına dönmeye başlaması Doğu Avrupa ülkelerini finansman darboğazına ve borç çıkmazına sürükledi. Paraları hızla değer kaybetti ve Latin Amerika ülkelerinin 1980’lerdeki durumuna düştüler.
Türkiye’nin durumu aslında bu ülkelerin durumundan birçok bakımdan farklı ama şimdi de bu ülkelerle aynı grupta yer veriliyor Türkiye’ye. Bu ülkelerden bazıları dış borcunu ödeyemez duruma düşerse bunun bizim risk değerlendirmemize de olumsuz etkisi olabilir.
Öte yandan Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Avrupa Yatırım Bankası (EIB) ve Dünya Bankası gibi uluslararası kuruluşların, Doğu Avrupa ülkelerini ekonomik çöküşten kurtarmak için sağlayacakları mali destekten Türkiye’nin yararlanmasının da söz konusu olduğu anlaşılıyor.