‘Neo-Liberalizmin Çernobil’i’

Küresel finans sistemini temelinden sarsan çöküşü değerlendirirken ‘Neo-liberalizmin Çernobil’i’ yakıştırmasını yapan kişi 1968 kuşağının ünlü isimlerinden Daniel Cohn-Bendit. Halen Avrupa Parlamentosu üyesi olan Cohn-Bendit, finans piyasalarında yaşanmakta olan büyük çöküşle ‘piyasa’nın tanrılaştırıldığı dönemin sonuna gelindiğini vurguluyor. Ona göre şimdi yaşanan şok, neo-liberalizmin çıkmazını gözler önüne serecek ve çevre - toplum - ekonomi üçgeninde yeni bir denge arayışına yol açacak. (The Guardian,17.09.08)‘Neo-Liberalizmin Çernobil’i’
Cohn-Bendit’nin beklentisi bana göre fazlaca iyimser ama gelinen noktayla ilgili saptaması önemli. Piyasalardaki günlük iniş-çıkışlara odaklanmayı bırakıp “büyük resme” bakabilirsek, son 25-30 yıla damgasını vuran finansal kapitalizmin neden çöküşün eşiğine geldiğini daha iyi görebiliriz. ABD’den dünyaya yayılan neo-liberal ideoloji ve onun ürünü olan finansal kapitalizm çıkmaza sürüklendi çünkü: 
-  Finansal kapitalizm ABD’de geniş kitleye, orta sınıfa gelir ve refah artışı getiremedi, buna karşılık küçük bir azınlığın servetini artırdı.
-  Geniş kitle ise konut fiyatlarının sürekli artışını gündeme getiren ‘mortgage balonu’ ile avutuldu, konutunun değer artışını nakde çevirerek tüketimini sürdürdü.
-  ABD Merkez Bankası benzeri görülmemiş bir parasal genişlemeyle konut ve kredi balonlarının şişmesine katkıda bulundu.
-  Parasal genişleme ve Çin gibi yeni yükselen ülkelerin artan tasarrufları faizlerin düşük kalmasını sağlayarak bu sürece katkıda bulundu. 
-  Finans kesimi ise faizlerin düştüğü ortamda zenginleşen kesimin artan tasarruflarına yüksek nema sağlamak için türev yatırım araçları gibi yeni icatlara yöneldi, mali denetimin dışında kalan ‘hedge fonları’nın yaygınlaşmasıyla çok karmaşık bir yapıya büründü.
-  Konut balonunu şişiren riskli ‘mortgage’ kâğıtlarını da kullanan bu karmaşık finansal yapı denetim dışı muazzam bir risk yumağı oluştururken kamu otoritesi buna göz yumdu.
-  Sistemin karmaşık yapısını oluşturan finans sihirbazı dahi çocuklar ve finans kurumlarını yöneten büyükbaşlar inanılmaz paralar kazandıkları için bu saadet zincirini devam ettirdi.
ABD’deki konut balonu patlayınca bu saadet zinciri koptu, yaratılmış olan devasa risk yumağının sistemi bütünüyle çökerteceği görülünce kamu otoritesi yani devlet işe el koymak zorunda kaldı. Sınırsız finansal serbesti devlet eliyle kurtarmayı zorunlu hale getirdi. Finansal kapitalizm kendi sonunu hazırladı.

‘Neo-Liberalizmin Çernobil’i’

Küresel finans sisteminde büyük çöküşü önlemek için umut devlette 
Kurtarma operasyonu krizi önler mi?

Dünya borsalarında nefesleri kesen bir hafta yaşandı. Her gün borsalardaki iniş-çıkışlarla yatıp kalkan, üzülen ve sevinenler, tüm umutlarını yitirmek üzere iken, normal zamanlarda hiç de hazzetmedikleri devletin, adeta kurtarıcı bir melek gibi imdada yetiştiğini görünce rahatladılar. Dünyanın farklı ülkelerinde çok yönlü bir sistemi kurtarma operasyonu devreye sokulmuştu.
-  Dünyanın önde gelen merkez bankaları 180 milyar dolarlık yeni bir likidite cankurtaranını devreye soktu.
-  ABD ve İngiltere’de finans kuruluşlarının hisselerinin açığa satışı yasaklandı.
-  ABD yönetimi finans kuruluşlarının elindeki trilyon dolara yaklaşan “toksik kâğıtları” devralacak yeni bir kamu kurumu oluşturmak için kolları sıvadı, Kongre’yi ikna çabasına girişti.
-  ABD’de 3.4 trilyon dolarlık tasarrufu içeren para piyasası fonlarındaki para garanti kapsamına alındı. 
-  Rusya’da devletin 120 milyar dolarlık bir ‘kurtarma paketi’ oluşturduğu açıklandı.
-  Birçok ülkede merkez bankaları ve devlet sistemi rahatlatacak adımlar attı.
Bu gelişmelerin birbirini izlemesi haftanın son iki günü borsalarda tam bir şenlik havası yarattı. Haftanın ilk üç günündeki büyük çöküşün ardından yeni umutların yeşerdiği iki gün yaşandı. Vahşi alımlarla yükselen borsalar ağır zararlarının bir bölümünü telafi etti. Ayakta kalabilen bankaları da batırma yolunda ilerleyen spekülatörler ve ‘hedge’ fonları bu duruma fazla sevinemedi ama “krizin dibi göründü” aldatmacasına inanmak isteyenler bir kez daha umutlandılar.

Bu kriz başka kriz
Kimsenin umudunu kırmak istemem ama iyimser beklentilere kapılmak için çok erken. Son iki yıl içinde Milliyet’te yayımlanan birçok yazımda vurgulamaya çalıştığım gibi, bugün yaşanmakta olan krizi doğuran ve aşılmasını zorlaştıran faktörlerin başında, şeffaflığı kaybolan finansal sistemin karmaşık yapısı geliyor. Bu yapı içinde risklerin nasıl dağıldığını kimse tam olarak bilmiyor ve bu nedenle doğan güven krizi aşılamıyor.
ABD finans sistemi, “harika çocuklar”ın yarattığı yeni ürünlerle adeta yedi başlı bir canavara dönüştü. Hızla genişleyen bu yapıda “türev enstrüman” denen yatırım araçlarının rolü önemliydi. Grafikte de görüldüğü gibi, türev enstrümanlarla gerçekleştirilen kontratların hacmi özellikle son yıllarda hızla tırmanarak 600 trilyon dolara dayandı. Dünyada yaratılan küresel hasılanın 10 katını aşan bir rakamdı bu. Sistemde kredi sigortası sağlayan kurumların taşıdığı risk de çok büyük boyutlardaydı. ABD’nin sigorta devi AIG’nin batması bu nedenle göze alınamadı. Şimdi suçlu sandalyesine oturtulan ‘hedge’ fonları da bu yapının önemli bir parçası ve şimdi alınan önlemlerle bu kez onların ayakta kalması zorlaşmış görünüyor. Bu yapı içinde bir sorunu çözmeye çalışırken yeni bir sorun yaratma olasılığı hayli yüksek.

Trilyon dolarlık kurtarma      
Öte yandan ABD yönetiminin piyasalardaki paniği önlemek için gündeme getirdiği dev kurtarma operasyonunun maliyetinin ne olacağı ve bu yükün nasıl taşınacağı da merak konusu. IMF’nin eski baş ekonomisti Ken Rogoff’a göre sistemdeki “toksik madde”yi devralacak bir kurumun oluşturulmasını öngören bu operasyonun ABD Hazinesi’ne maliyeti 1 ila 2 trilyon dolarlık devasa bir boyuta çıkabilecek ve ABD bu yükü taşımakta zorlanabilecek. (F. Times, 18.09.08) ABD’nin kamu borcunu büyük ölçüde artıracak olan bu operasyonun, dünyada ABD’ye ve dolara duyulan güveni sarsarak ABD’nin açıklarını finanse etmesini zorlaştırabileceği de belirtiliyor.
Finansal sistemin kamu otoritesinin gözü önünde çöküşün eşiğine gelmesinin faturasının vergi mükellefinin sırtına yüklenmesi anlamına gelecek olan bu operasyonun Kongre’de gerekli desteği bulacağı da garanti değil. İlk aşamada paniği önlemek için bu operasyona destek vereceğini söyleyen Kongre üyeleri arasında bile fikir değiştirenlerin olabileceği söyleniyor. Bazı Demokratların Bush yönetiminin suçuna ortak olmamak, bazı Cumhuriyetçilerin de devleti piyasanın önüne geçiren bir uygulamaya destek vermemek amacıyla yan çizebileceği ileri sürülüyor.
Paniği önlemek için alınan önlemler ve yapılan açıklamalar borsalarda coşku yarattı ama küresel finans sistemini sarsan dev sorunlar olduğu gibi yerinde duruyor ve tünelin ucu görünmüş değil.

Küresel resesyon olasılığı artıyor‘Neo-Liberalizmin Çernobil’i’
Independent Strategy’nin Başkanı David Roche yıllardır izlediğim, sağlam bir analist. Wall Street Journal’ın 19 Eylül sayısında önemli bir yazısı yayımlanan Roche’a göre küresel kredi krizinin reel sektörü etkileyecek kritik aşamasına daha yeni geliyoruz. Onun hesabına göre bankalar ile mevduat toplamayan mali kuruluşların (yani yatırım bankalarının ve kredi sigortası sağlayanların) toplam zararı 1.3 trilyon doları bulacak. Bu zararın şu ana kadar, 510 milyarı bankalara ait olmak üzere, yalnızca 760 milyar dolarlık bölümü açığa çıktı. Avrupa’daki mevduat toplamayan mali kuruluşların zararları ise henüz gündeme gelmedi. Mali sistemde gerçek kredi daralması bu zararlar tümüyle ortaya çıktığında ve sistemdeki sermaye erozyonu belli olduğunda yaşanacak. Bu sermaye erozyonunun küresel kredi hacmini % 4-6 daraltması söz konusu. Oysa küresel ekonominin % 3 büyümek için % 10-15’lik bir kredi genişlemesine ihtiyacı var. Bu hesaba göre küresel ekonomide ciddi bir yavaşlamanın yaşanması, hatta bir resesyonun gündeme gelmesi olası.