Türkiye'nin geleceği için okulsuz kız kalmasın

Bazen haddimi aşıp büyük konuları gazete yazılarına sığdırmaya kalkıştığımın farkındayım. Sonuçta ortaya anlaşılır bir mesaj çıkıyor mu, bana önemli görünen gelişmeleri, fikirleri sizlere aktarabiliyor muyum, bilmiyorum.

Dünya nüfusunun hızla yaşlandığı bir dönemde Türkiye'nin önünde bir demografik fırsat penceresi var. Önümüzdeki 15 yıl içinde çalışma çağındaki nüfus, genel nüfustan daha hızlı artacak Türkiye'de. Çalışma çağına giren gençlerimizi iyi eğiterek onların üretken elemanlar haline gelmesini sağlayabilirsek ekonomik büyüme hızımızı bu oranda artırabiliriz, demografik fırsatı ekonomik sonuç haline getirebiliriz. Çeşitli nedenlerle okula gönderilmeyen kızların okullaşma oranının yükselmesi, eğitim alanındaki atılımın önemli bir halkasını oluşturabileceği için de önemli. Gazetemiz Milliyet'in yurt çapında farklı bir boyuta taşımak istediği eğitim seferberliği girişimi, Türkiye'nin önündeki en büyük fırsatı kullanmasına da ortam hazırlayacak. Kız çocuklarının okula gönderilmesini engelleyen etkenlerin saptanıp ortadan kaldırılmasını ve her kız çocuğunun okula gitme olanağını elde etmesi için gerekli koşulların hazırlanmasını amaçlayan bu girişimin başarıya ulaşması halinde, okullaşma ve eğitim düzeyinin yükseltilmesi yolunda önemli bir adım atılmış olacak. BATI'NIN KÜRESEL HÂKİMİYETİ TEHDİT ALTINDA Yaşlı Batı'nın derin çıkmazı ABD Merkez Bankası (Federal Rezerv Bankası) Başkanı Alan Greenspan, geçen hafta ABD Senatosu'nun bütçe komisyonunda yaptığı konuşmada, piyasaların henüz ciddiye almadığı, kaygı verici tabloyu bir kez daha gözler önüne serdi. 2.Dünya Savaşı sonrasındaki doğum patlamasının ürünü olan Amerikalılar, 2008 yılından itibaren emeklilik çağına girecek ve onlara vaat edilmiş olan emeklilik ödenekleri ve sağlık yardımları, ABD bütçesine muazzam bir yük getirecekti. Bu yükün altından kalkmak için şimdi çalışma çağında olan kuşakların daha çok çalışıp daha çok üretmesi ve daha çok tasarruf ederek 60 yaşını geçmiş olanlara ödenecek geliri yaratması gerekiyordu. Oysa ABD şimdiden sürdürülemez bütçe açıkları veriyordu ve Greenspan'e göre bu tabloyu değiştirmek için vergi artışlarının gündeme gelmesi ve faizlerin yükselmesi kaçınılmazdı. Uzun lafın kısası har vurup harman savurarak gününü gün etmeye alışmış olan Amerikalıları zor günler bekliyordu. Aslında ABD, zengin Batı'nın yaşlanan toplumları içinde en kötü durumda olan ülke değil, çünkü ABD'de nüfus artışı sürüyor ve çalışma çağındaki nüfus artmaya devam ediyor. Avrupa'nın yaşlanan toplumlarının durumu daha da kötü, İtalya ve İspanya gibi ülkelerde toplam nüfusun azalması ve hemen tüm Avrupa ülkelerinde 60 yaşın üstündeki nüfusun toplamdaki oranının hızla yükselmesi bekleniyor. Değişime genelde karşı olan, alıştığı refahı ve yaşam koşullarını sürdürmek isteyen, bu nedenle nüfusun göçlerle gençleştirilmesine de karşı çıkan yaşlı kuşak, Avrupa'nın küreselleşme ortamında yaşaması gereken dönüşümleri de engellemeye çalışıyor. Yaşlı kuşağın Avrupa'yı çıkmaza götüren bu tavrı Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne katılmasını engellemek isteyenlere de güç katıyor. Avrupa'nın çıkmazı Yaşlanan nüfusun zengin Batı'da toplanması ve Batı toplumlarının artan dünya nüfusundaki payının hızla düşmesi Batılıların her alandaki hâkimiyetini sarsıyor. Bilgi ve iletişim devriminin birçok sınırı yıktığı günümüzün dünyasında çoğunluğu ele geçiren Batılı olmayan dünyanın insanları bir de bilgiye ve teknolojiye kavuşunca Batı'nın küresel hâkimiyetini koruması daha da zorlaşacak. Bunun ilk işaretlerini şimdiden görüyoruz. Çin, Batı'nın dünya imalat sanayiindeki hâkimiyetini temelinden sarsıyor, dünyadaki mal ihracatının yaklaşık üçte birini "gelişmekte olan" ülkeler yapıyor.Wall Street Journal gazetesinin World Christian Encylopedia'dan aktardığı verilere göre, Avrupa'nın ve Batı'nın din alanındaki etki ve hâkimiyeti de ciddi tehdit altında. Bu verilere göre dünyadaki Hıristiyanların sayısı 1900 yılında 558 milyondan 1970'de 1 milyar 236 milyona, 2000 yılında da 1 milyar 999 milyona yükselmiş. Katoliklerin sayısı da 1990'da 266 milyondan 2000 yılında 1 milyar 57 milyona yükselmiş. Aynı dönemde dünyadaki Müslümanların sayısı ise 200 milyondan 1 milyar 188 milyona sıçramış, yani Katoliklerin sayısını aşmış. Öte yandan Papa seçimi nedeniyle açıklanan son veriler Katoliklerin üçte ikisinin Avrupa ve ABD dışında yaşadığını ortaya koydu. Şimdi Papa olan Kardinal Ratzinger belki de son Avrupalı Papa olabilir. Küresel hâkimiyet tekelini tehdit altında gören yaşlı Batı'nın değişen dünyaya uyum sağlaması her halde pek kolay olmayacak. Ticaret ve din Dünyadaki yaşlı (60 yaş üstü) insan sayısı 21.yüzyılın ilk yarısında büyük bir artış göstererek 2 milyarı bulacak, bunların yaklaşık % 80'i ise zengin - gelişmiş ülkelerde toplanacak. Öte yandan kentlerde yaşayan insan sayısındaki tırmanış da sürecek ve kırsal nüfusun toplamdaki payı hızla düşecek.Kaynak: IBM, Global Innovation Outlook YAŞLILARIN DÜNYASI oulagay@milliyet.com.tr