Bergüzar soslu temizlikçi abla

9 Ekim 2019

‘Bergüzar Korel’in ablası Zeynep Korel, ABD’de gündelikçi olmuş, evlere temizliğe gidiyormuş.’‘Bergüzar Korel’in ablası Zeynep Korel, ABD’de gündelikçi olmuş, evlere temizliğe gidiyormuş.’Kanal D’de ekrana gelen ‘2. Sayfa’ programının bu özel haberini herkes aldı, fotoğraflarla galeriler yaptı.Okumayı sevmeyen, başlığa bakıp, fotoğraf kareleriyle fikir sahibi olmayı tercih eden insanlarız maalesef. Öyle olduğu için de yaşam mücadelesi veren bir kadın portresi olarak algıladık Zeynep Korel’i, hatta “Ablasına yardım etmiyor mu?” diye Bergüzar Korel’e söylenenleri de gördüm sosyal medyada...Oysa kendi sınırlarını ve sabrını deneyen bir kadın var karşımızda.Röportajında ikinci bir Martha Stewart olmaktan söz ediyor ya Zeynep Korel, kimse dönüp bakmadı ‘Kim bu kadın?’ diye.10 yaşında çocuk bakmaya başlayan, üniversite eğitimi için modellik yapan, evlendikten ve kısa süren borsa kariyerinden sonra bir arkadaşıyla evinin bodrum katında milyon dolar’lık yemek şirketi kuran, profesyonel yaşama dönen, borsa yolsuzluğu nedeniyle bir süre hapis yatan ama küllerinden doğan bir kadın Stewart.Kurduğu şirketi 353 milyon dolar’a sattı ama ABD’nin iş gurusu olarak tanınıyor.Her neyse bir hedeften söz etmiş Zeynep Korel. Maddi sıkıntı içinde olmadığını da, saati ve çantasıyla anlatmış aslında.Kendi sınırları ve sabrını test etme sınavında olan bir insandan söz ediyoruz, kardeşi iyi bir ekonomik güce sahip olduğu halde, ABD’de evlere temizliğe giden bir hayat garibanından değil...Başlık okumak ve fotoğrafa bakmakla yetinenler için, konuyu açayım istedim...

Yakışıklı diye değil...

Kenan İmirzalıoğlu’nun, ‘Kim Milyoner Olmak İster?’ programında sunucu koltuğuna oturmasına, çeşit çeşit yorum yapılıyor.
Meseleye yakışıklılık üzerinden yaklaşan da var, 1 milyon TL’lik ödülün yarattığı ilgi üzerinden bakan da...
Herkes fikrinde özgür ama haksızlık da yapmamak lazım.
Ankara Bala’da başlayan ve hep devlet okullarında devam eden bir eğitim sürecinin ardından, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde matematik eğitimi aldı oyuncu.
Asıl önemlisi para ve şöhret kazandıktan sonra kendine yaptığı yatırım...

Yazının devamı...

Aman Can, ego kaslara benzemez

2 Ekim 2019

Can Yaman’ın Bebek sahilinde, birkaç İtalyan ile fotoğraf çektirmesinin ardından, kendisinin “Milli Takım” benzetmesine kızıyor medya.Can Yaman’ın Bebek sahilinde, birkaç İtalyan ile fotoğraf çektirmesinin ardından, kendisinin “Milli Takım” benzetmesine kızıyor medya.Hiç önemli değil bu benzetme, artan ilgi bu tür cümleler kurdurur insana, zamanla geçer.Ancak Yaman bir başka büyük hata yapıyor ki, süratle düzeltmesi lazım.Genç oyuncu, 16 Ekim’de Cannes’a gideceğini, adına bir davet verileceğini söyledi gazetecilere.Yalan değil ama söylenmeyen detaylar, cümlenin içine saklanmış olan “Çok önemli bir adamım” havasını bozacak nitelikte. Televizyon dünyasının en büyük fuarı MIPCOM, bu sene 13 Ekim’de başlayacak.Parasını verdiğiniz sürece orada her dizi, her program ya da her kanal için stand açabilir, yine parasını ödediğinizde diziniz ya da yıldızının adına davet verebilirsiniz.Cannes deyince bizim insanlarımızın aklına festival, sinema dünyasının Avrupa’daki en önemli etkinliği gelir.Oysa Yaman’ın söylediği bir fuar ve daveti verecek olan da Türkiye’deki yapım şirketi.MIPCOM’un internet sitesine de baktım, yazmadan önce.Ne Dünya Televizyon Prömiyeri listesinde dizisinin ne de anahtar konuşmacılar listesinde kendi adı var oyuncunun.Hatta fuarın arama motoruna Can Yaman adını yazdığınızda sonuç bulamıyorsunuz.Yakışıklı, eğitimli, kaslı bir adam olmak bir yere kadar iş yapar ama kamera daha fazlasını ister her zaman.Aksi olsa Robert De Niro ya da Al Pacino dünya starı, Arnold Schwarzenegger ise kaslı olduğu için kamera karşısına geçirilmiş adam olarak kalmazdı.

Almanlar kadar olamadık

Almanya’da lig maçları öncesinde ulusal marş okunmaz, sadece milli maçlar öncesinde okunur.
Son iki senedir Almanlar, milli takımındaki oyuncuların ulusal marşlarını okuyup, okumamalarını tartışıyor.
Galatasaray-Fenerbahçe derbisi öncesinde, geçmişte, Alman Milli Takımı forması da olan, Fenerbahçeli futbolcu Max Kruse, İstiklal Marşı’mızı okudu.
Alkışlanacak bir davranışı, ‘Soytarılık’ demeye varacak kadar eleştirdi medyadan bazı isimler...
Kafamız hep çakallığa çalıştığı için, ‘Adam tribünlere şirin gözükmeye çalışıyor’ diye yorumladık yaptığını.

Yazının devamı...

Yaşar Kemal'den Nusret'e

27 Eylül 2019

Milano’daki La Scala, operanın mabedi olarak bilinir tüm dünyada...Milano’daki La Scala, operanın mabedi olarak bilinir tüm dünyada...2007’de Yaşar Kemal’in ‘Teneke’ kitabından uyarlanan, aynı adla sergilenen operayla açmıştı sezonu La Scala...Yaşar Kemal ve eşiyle bir Milano caddesinde burun buruna gelmek hayatımın en güzel tesadüflerinden birisi olmuştu.Aradan 12 sene geçti, La Scala yine gündem oldu Türkiye’de.FIFA’nın ‘En İyiler’ gecesi ve oraya bir şekilde davet edilen Nusret’in, ünlülerle çektirdiği fotoğrafları konuştuk.Türkiye deyince akla Yaşar Kemal değil de, Nusret geliyor artık.Bizden değil, dünyadan kaynaklanan bir sorun bu.Giderek daha az okuyan, zamanının çoğunu fotoğraflara bakıp, video seyrederek geçiren bir dünyada şaşırtıcı değil bu olan.Şaşıramıyor ama üzülüyor insan ister istemez...

Kadınlara dair cümle kuruyorlar ya!

Köyün muhtarı şöyle seslenir Zehra kadına: “Bak, Peygamber Efendimiz bile, ilk eşinin üzerine kaç kadın almış, aç kapıyı.”
Zehra kadın Anadolu bilgesi haliyle cevap verir Muhtar’a: “Peygamber Efendimiz’in bütün dediklerini yaptınız da, bir karı üstüne karı almak kaldı, öyle mi?”
Türk tiyatrosunun en önemli yazarlarından biri olan, çoğunuzun ‘Ben Anadolu’ eserinden tanıdığı, Güngör Dilmen Kalyoncu’nun ‘Kurban’ adlı eserinden bir bölümdü yazdığım. Eşinin üzerine kuma getirmesini kabul etmeyen, ilk başta düğün alayına kapıyı açmayan ve sonra önce iki çocuğunu ardından kendini öldüren Zehra karakterinin hikayesidir o oyun.
Kaderin garip cilvesi, 1988’de, Muhtar rolü düşmüştü bana, hiç unutmadım bu yukarıdaki diyaloğu.
Kadın ve erkeğin aynı asansörü kullanmasını zina sayanlardan tutun da, kadının tek başına 90 km. araba kullanabileceğini söyleyenlere kadar bir sürü insan, kadınlar üzerinden cümleler kuruyor, kısıtlamalar getirmeye çalışıyor sosyal hayata. Ne zaman böyle birini görsem, aklıma ‘Kurban’daki bu diyalog ve o müthiş soru geliyor...

Magazin ünlüsü değiller ama...

Yazının devamı...