Biz sınıf mevcutlarını konuşurken...

2015’te, İstanbul’da mevcudu 30’dan fazla olan sınıflarda, çocuklarımız iyi eğitim alabilir mi diye düşünüyorduk biz.

Aynı yılın ilk 6 ayında, PKK tarafından kaçırılan çocuk sayısını yaklaşık 3 bin olarak vermişti dönemin Urfa Valisi.

Fark etmedik bile, hepimiz sadece kendi çocuğumuzu sevmeyi seçtik...

Bu haziran başında, Avaşin ve Hakurk Bölgesi’nde devam eden Pençe Harekâtı sırasında öldürülen 4 PKK’lınının da yaşı 18’den küçüktü.

Iraklı eski bir vekil ve şimdi insan hakları savunucusu diye geçen Zedin Selim isyan etti, PKK’nın çocukları çatışmalara sürmesine.

Dağ dâhil olmak üzere, birçok film ve dizinin senaryosuna rehberlik eden kitaptır “Güneydoğu’dan Öyküler”.

1990’larda geçen hikâyelerden birinde, sağ yakalanan, 13 ve 15 yaşlarındaki PKK militanı iki kızın durumunu anlatır bir yüzbaşı.

Bir başka hikâyede, karakol baskını sırasında, yanındaki arkadaşının üzerindeki el bombasına kurşun isabet etmiş, arkadaşının kemik parçaları vücudunda çok sayıda yara açmış, 16 yaşındaki bir PKK’lı ile bir teğmenin hikâyesi vardır.

2010 yılında basıldı “PKK’nın Çocuk Askerleri” kitabı, “Oyundan militanlığa” gibi sert bir başlığı da vardı, çok satmadı kitap, herhangi bir magazin ünlüsünün yeni doğan bebeğinin yüzünün ilk fotoğrafı kadar da konuşulmadı.

23 Nisan çocuk bayramı ya, 2014’ün 23 Nisan’ında tam 15 çocuğu kaçırdı Diyarbakır’da PKK, aileler ilk kez o zaman eylem yapmaya başladı.

Danimarka’da yayımlanan Berlingske Tidende gazetesi, PKK’nın çocukları kanlı eylemlere yolladığına dair bir haber yaptı 2010 yılında.

UNICEF kıyameti kopardı, “Adımlar atacağız” dedi, elbette o da fos çıktı.

Biz sınıf mevcutlarını konuşurken...


Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin iki ay önce yayımladığı Çocuklar ve Silahlı Çatışmalar Raporu’na göre, PKK’nın Suriye kolu, 313” çocuk savaşçı”
kullanıyor çatışmalarda. Çocukları “Cennete gideceksiniz” diye savaşa süren IŞİD barbar da, çocukları savaşa süren PKK ne, izci grubu mu?
“Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler” en bildik mısralarından birisidir Nâzım Hikmet’in...

Kendini solcu olarak tanımlayan herkes bilir bu mısrayı da, kendini solcu olarak tanımlayan herkes durup düşünmez, devletin ya da ailenin şiddetine karşı korumaya çalıştığımız çocukları, neden bir terör örgütünün şiddetinden, istismarından korumak aklımıza gelmiyor diye...

SUSAMAM...

Bir gecede patladı, sadece Youtube üzerinde 30 saatte yaklaşık 9 milyon kere izlendi.

Uzun bir rap şarkısı Susamam, rap şarkıcısı Şanışer ve arkadaşları tarafından yapıldı. Konuştuğumuz, sorun dediğimiz birçok konu başlığında, rap müziğin muhalif tavrı var sonuna kadar.

Muhalif olmak deyince aklımıza genellikle siyaset-vatandaş ilişkisi gelir ya, Susamam, aksini yaptığı için çok kıymetli.

Denize izmarit atan adamı da, onu sosyal medya üzerinden eleştirerek görevini yaptığını sanan endişeli modernlere de muhalefet ediyor.
Özel bir şirketin kullanımı sırasında, Savanora’da fuhuş yapıldığı ortaya çıkınca, Facebook’ta “Herkes bir lira versin, Atatürk’ün yatını vatandaş satın alsın” kampanyası başlatılmıştı.

Hesap numarası olmayan o kampanyaya milyonlarca insan destek vermiş ve iç huzuruna kavuşmuştu ama sonuçsuz bir huzurdu o.
Tarih, bu dönemi, pasif tepkiler, sosyal medya vicdan rahatlatma dönemi olarak tanımlayacak.

Susamam’ı beğenmek yerine, denize sigara izmaritini uyarmaya başladığımız gün değişecek çok şey...

ANNE-BABA OLMA BENCİLLİĞİ...

Hindistan’da 73 yaşındaki bir kadın tüp bebek tedavisiyle ikiz kız çocuğu sahibi oldu bu hafta.

Kadının kocası, 82 yaşındaki taze baba inme geçirdi doğumdan bir gün sonra, hastanede şimdi.

Biz sınıf mevcutlarını konuşurken...


“Bana köyümde ‘Çocuksuz kadın’ diyorlardı, çok mutluyum” demiş 72 yaşındaki anne.

Umurunda değil, çocukları 10 yaşına geldiğinde hayatta olup olamayacakları ya da çocuklarına bakacak güce sahip olup olmadıkları.

Sevinilmesi gereken mucize değil, düşünülmesi gereken bir bencillik bu yaşadığımız...