ERDOĞAN’IN EN STRATEJİK BİLEK GÜREŞİ...

Cumhurbaşkanı Erdoğan, siyasi hayatının en stratejik bilek güreşini yapıyor bu sıralar.

ERDOĞAN’IN EN STRATEJİK BİLEK GÜREŞİ...


Erdoğan’ın karşısında Suudi Veliaht Prensi Salman oturuyor ama masadaki bilek, Başkan Trump’ın bileği aslında..
Trump iktidara geldiği günden beri Suudi Arabistan ile İsrail’i, İran’a karşı müttefik yapmaya çalıştı ve başarılı oldu.
Aksi olsa, İsrail Genelkurmay Başkanı, Suudi Gazetesi Elaf’a, Riyad ile istihbarat paylaşımına hazır olduklarını söylemez, Salman’ın adamı, eski Adalet Bakanı da İsrail gazetesi Maariv’e İsrail’e karşı gerçekleştirilen terör eylemlerini kınayan cümleler kurmazdı.
Trump’ın damadı ve danışmanı Jared Kushner, bu Haziran’da, Başbakan Netanyahu ve Prens Salman’ı kendi gözetiminde Ürdün’ün başkenti Amman’da buluşturdu.
Şu an Trump’ın en son istediği şey, Kaşıkçı cinayetinin siyasi sorumluluğu nedeniyle Prens Salman’ın tahta gelme sürecinin zarar görmesi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan bunu gördüğü için grup konuşmasında ilk kez “cinayetin emrini verenler” ifadesini kullandı.

***

Şimdi filmi biraz geriye saralım:
ABD’nin önemli haber kanallarından ABC, Ankara’ya ziyareti sırasında ABD Dışişleri Bakanı Pompeo’ya Kaşıkçı cinayetine dair ses kaydının dinletildiği haberini verdi.
ABD Dışişleri bu haberi “Hayır, bize ses kaydı verilmedi” diye yalanladı.
ABD’li bir yayın kuruluşunun temsilcisine işin aslını sordum; “Bir kaydın dinletilmesi ya da izlettirilmesi başka şey, verilmesi başka” dedi.
Ardından devam etti: “Cinayete dair dünya medyasında çıkan haberler, olayın gerçekleştiği İstanbul değil Ankara kaynaklı haberlerdi. Erdoğan bu oyunu iyi oynuyor.”
Bir kayıt ortaya çıkarsa ne olur sorusunun cevabını da vereyim:
Trump, Senato ve medya baskısına rağmen Suudi Arabistan’ı savunuyor ama ortaya bir kayıt çıkarsa, Prens Salman’ı daha fazla korumasının mümkün olamayacağını gayet iyi biliyor.
Cumartesi günü ABD Savunma Bakanı Mattis’in Bahreyn’de “Kaşıkçı cinayeti bölge istikrarını tehdit ediyor” sözüne de dikkat etmek gerekiyor.

***

Ankara’nın Beyaz Saray ile asıl karşı karşıya geldiği yer Suriye.
Washington, bölgede, İsrail’e dost, İran’a düşman, bir Kürt devleti kurulmasını istiyor.
Bu plana karşı en büyük ve tek engel Türkiye.
Trump’ın elinde Halkbank davası ve F-35’lerin teslimi kozu var.
Ancak Türkiye, Suudi Arabistan’ı iş üstünde yakalayınca iş değişti.
Prens Salman’ın tahta geçme şansını kaybetmesi, Trump’ın tüm stratejisinin çökmesi anlamına geliyor.
O yüzden Erdoğan’ın karşısında oturan Prens Salman olsa da masaya kolunu uzatan kişi Trump.
“Erdoğan Eyy Suudi Arabistan demiyor” diyen, meseleyi din ve mezhep üzerinden yorumlayanlar tekrar düşünmeli.

ATATÜRK’TEN BAŞKASI YOK...

Çoğu kişi zanneder ki, Türkiye’de çok partili hayat Demokrat Parti kurulunca başladı.
Aralık 1924’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kuruldu.
Mustafa Kemal Atatürk, Times gazetesine yazılı beyanat verdi: “Türkiye Cumhuriyeti’nde birbirini denetleyen partilerin doğacağına şüphe yoktur.” Şeyh Sait ayaklanması sırasında kapatıldı bu parti.
1930’da bizzat Atatürk’ün teşvikiyle Serbest Fırka kuruldu, Mustafa Kemal’in kız kardeşi de üye oldu bu partiye.
Kurulduktan 100 gün sonra kendisini feshetti bu parti, Ali Fethi Bey Atatürk ile siyasi rakip olmak istemedi.
Avrupa’da tek adamların cirit attığı bir dönemde, tam iki kere, çok partili hayata geçmeyi denemiş başka lider yok.
Cumhuriyet bayramımız kutlu olsun...