İstanbul’un suyu devede pire...

Dünyanın 4’te 3’ü sularla kaplı ama tatlı su kaynaklarının oranı sadece yüzde 2.5.

Üstelik bu yüzde 2.5’lik oranın yüzde 70’i kar ve buz kütleleri içinde saklı.

Bu dünya genelinin hali, bir de Türkiye’nin durumu var.

Bugün, su stresi çeken ülke konumundayız, projeksiyonlara göre 2030’da su fakiri olacağız.

Yine projeksiyonlara göre, 2030 yılına kadar, su kıtlığı nedeniyle 700 milyon insan başka coğrafyalara göç edecek.

Orada barınma, iş diye yaşam kurduklarında aşırı sağ ve ırkçılık biraz daha artacak.

Bugün güvenli içme suyuna ulaşamayan 884 milyon insan sayısı 2050’de 5.7 milyar kişiye çıkacak...

KARA CUMA, PİSUVARLAR VE ÖTEKİ SU DÜŞMANLARI...

250 gram ağırlığındaki pamuklu bir tişörtün üretilmesi için 2 bin 720 litre su harcıyor insanlık.

Bir kot pantolon için bu rakam 10 bin 850 litre.

Her yıl en az 1 milyon ton dönüştürebilir tekstil ürününün çöpe gittiği bir ülkeyiz biz.

Çöp dedim ya, geçen sene yaklaşık 4.5 milyar adet ekmeği çöpe attık. Bir kilo buğday üretmek için bin 100 litre su harcıyoruz.

Bir kilo sığır eti 15 bin 415 litre, bir kilo tavuk eti 4 bin 325 litre, bir kilo pirinç 2 bin 200 litre, bir fincan kahve 130 litre, 100 gram çikolata 172 litre suya mal oluyor.

İstanbul’daki araba sayısını düşünün, sonra da tek bir arabanın dört tekerinin su maliyetinin 9 bin 400 litre olduğunu...

Damlayan bir musluk haftada 90 litre su kaybına neden oluyor, dişini fırçalarken musluğu açık bırakıyorsan dakikada 9 litre su gidiyor.
Umumi tuvaletlerin çoğundaki pisuvarlarda mutlaka su kaçıran, arızalı olanlar vardır. Her yıl 150 bin yeni pisuvar satılıyor Türkiye’de ve milyonlarca da kurulu olanı var.

Bunların hepsi, su yerine havayla çalışsa edeceğimiz tasarrufu varın siz düşünün...

ÇEŞME’DE HAVUZLU VİLLA...

Antalya’da 8, 2’si Çeşme’de olmak üzere İzmir’de 9, Bodrum’da 2, Marmaris, Didim, Fethiye ve Kuşadası derken denizi güzel her yerde su parkları var.

Ve bu denizi güzel yerlerin tamamında, özel havuzlu satılık binlerce villa ilanı var.

Olimpik bir havuzun dolması için 2.5 milyon litre, 15 metre boyunda, 4 metre genişliğinde ev tipi tek bir havuzun dolması içinse 150 bin litre su gerekiyor. En güzel ve temiz denizlerin hemen dibinde özel havuzlu evlere imar iznini nasıl veriyoruz acaba?

Kimse gelmekte olanın farkında değil mi?..

DENİZ SUYUNA GÜVENMEYİN...

Deniz suyundan tatlı su elde ederek bir kötü gidiş durdurulabilir mi?

Dünya geneli için pek mümkün değil zira en büyük su sorununu yaşayan Afrika ve Asya ülkeleri için maliyet son derece yüksek.

Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve İsrail deniz suyundan tatlı su üretiminde başı çekiyorlar.

Sekiz ayrı yöntemle yapılıyor bu iş ve en ideal olanı da aynı anda hem tatlı su hem de elektrik üretmek ama yatırım maliyetleri hiç de az değil.
Mesela İsrail’deki Ashkelon tesisi yılda 110 milyon metreküp deniz suyunu tatlı suya çeviriyor ya, İstanbul’a yetmesi için gereken 10 tane benzer tesisin yatırım maliyeti 3 milyar doları buluyor.

Hadi yatırımı yaptınız diyelim, 1 metreküp su için 3 kwh elektrik harcamak gerekiyor...

TEK ÇARE TASARRUF...

Bu gidişi durduramasak da geciktirmenin tek bir yolu var, o da tasarruf etmek.

İstanbul’un suyu devede pire...


Tarımda daha az su isteyen ürünlere dönmek; zira her yıl en fazla suyu tarım için harcıyoruz. ABD’de ihtiyacın kat ve kat üzerinde olan badem üretimi çeşitli eyaletlerde kısıtlandı, çok su ihtiyacı doğuran binlerce ağaç söküldü.

Tatlı su kaynaklarına zarar veren sanayi üretimini engellemek, şehir şebekelerindeki kayıp oranını düzeltmek zorundayız.

Çok acil bir su yasası çıkartmak ve su tasarrufuna hemen başlamak zorundayız.

Bir de yağıp da betondan kanalizasyona giden yağmur suyunun bir şekilde toprakla buluşmasını sağlamamız lazım...