KILIÇDAROĞLU'NUN BİR MODELİ VAR MI?

Eklenme Tarihi13.08.2018 - 1:41-Güncellenme Tarihi13.08.2018 - 1:41
Seçmen, daha yüksek asgari ücret vaat eden CHP yerine AK Parti’ye oy verdi 2015 seçimlerinde. Kılıçdaroğlu “asgari ücret sayemizde yükseldi” diye övünüyor ama seçmen gözünde söylediğini yapabilecek bir profil çizemediği için aslında utanması lazım bu durumdan.

Ekonomide  güven bilgiden önce gelir.  

- Türkiye’de başta tütün ve pancar olmak üzere tarım üretimine en büyük darbeyi vuran kişi sonradan CHP’den milletvekili olan Kemal Derviş’ti.  Bugün Şeker fabrikaları özelleştiriliyor diye muhalefet eden CHP, Derviş’in mirasını reddetti mi acaba?

- Vatandaşın en büyük derdi hayat pahalılığı. Tarladan çok ucuza alınıp, rafta çok yüksek fiyata satılan, aracıların kazandığı, sebze ve meyve fiyatlarını ele alalım. Bu çarkı kıracak kooperatifçilik adına tek cümle duydunuz mu Kılıçdaroğlu’ndan? Sadece seçim bildirgesine yazmak yetmiyor vatandaşı ikna etmeye. Aynı sistemde sadece kişiler değişirse Türkiye daha ucuz bir ülke olmaz ki...

- Ekonomide sıkıntının arttığı dönemlerde insanlar siyasetin temiz kalması konusunda daha hassas olur. Kılıçdaroğlu’na “Savcılığa başvurması tavsiyesiyle” sunulmuş, 703 sayfalık bir ilçe belediyesi yolsuzluk raporu var mesela. O rapor ne yargıya iletildi ne de o başkan hakkında CHP bir işlem yaptı. Aksine İçişleri Bakanlığı görevden aldığında Kılıçdaroğlu o raporu okumuş olmasına rağmen  o Başkan’ın yanında durdu.

- "Bizim seçmen sağ partilere oy veriyor “ demek kolay, ortaya  alternatif bir model koyabilmek zor.  Ecevit ortaya alternatif bir model koyabildiği için CHP Genel Başkanı olarak girdiği her iki genel seçimden de birinci sırada çıktı. Kılıçdaroğlu ‘nun böyle bir modeli var mı?

- Girdiği 7 genel seçimden 5’ini kaybedip, 2’si kazanan İsmet İnönü, karşısına çıkan Bülent Ecevit için “koltuk sevdalısı” demedi, girdiği 5 genel seçimi de kaybeden Kılıçdaroğlu, karşısına çıkması muhtemel aday için bunu söyleyebildi. Ekonomi ile demokrasi arasında bir ilişki olduğu doğru da, demokratik değerlere göre koltuk sevdalısı olan kim acaba?

ŞEKER YEMESELER DE OLUR...

Nazım Hikmet’in Hiroşima şiirin en vurucu mısrasını “Çocuklar öldürülmesin, şeker de yiyebilsinler” kısmı zanneder çoğu kişi.

Fotoğraftaki mavi çantalar var ya, bunlar Unicef’in dünyanın zorlu ve yoksul bölgelerinde dağıttığı okul çantalarından bir kısmı.

Bir benzerini, 11 yıl önce, Gazze’de, tank atışıyla vurulmuş bir evin enkazından çıkarmıştım, oradan biliyorum.

Yemen’de, Suudi Arabistan’ın vurduğu okul otobüsünün içinde ölen 29 çocuğa ait gördüğünüz bu çantalar da. Hiç büyümeyecek, hep öldürüldükleri yaşta kalacak o çocuklar onlar.

Yani aynı şiirin “Büyümez ölü çocuklar” mısrasında kaldık ve hep geriye gidiyoruz.

Öyle bir geri gidiş ki bu, “çocuklar şeker yemese de olur, yeter ki yaşasınlar” diyecek hale geldik işte...

AÇIK ORTAÖĞRETİM OLUR MU?

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, kendisinden beklentinin ne kadar yüksek olduğunun farkında.

Bu yüzden de Ekim Ayı’nı, açıklanacak  eylem planını işaret ediyor Sayın Bakan.

O zaman akıllarda dolaşan bir soruyu sormanın tam zamanı:

Zorunlu eğitim 12 yıl ama bir sürü öğrenci açık lise ve açık ortaokula kayıt oluyor.

Zamanında okuma fırsatı bulamamış insanların açık öğretimden faydalanması normal de çocuklar için açık öğretim alternatif olabilir mi?

Özellikle de 10-11 yaşındaki çocukları okul ortamından koparmak, eğitimden tamamen vazgeçmek anlamına gelmiyor mu? 

Bu sistem için bir yaş kriteri olması gerekmiyor mu?

Ne dersiniz Sayın Bakan?..