O video işe yaramış...

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, cuma günü açıklamalar yaptı. Soru-cevap bölümündeki önemli kısımları çoğu kişi atladı:

ABD Temsilcisi Suriye’den Türkiye’ye kaçan 350 bin civarında Kürt nüfus olduğunu söyledi, ardından “dürüst olmak gerekirse” vurgusunu yapıp, ilk kez, bu insanların bir kısmının da YPG’den dolayı Kuzey Suriye’den kaçtığını söyledi.

Özel Temsilci, Başkan Trump’ın pek sevdiği, terör saldırıları faili Mazlum Kobani için, ilk kez, “Kişileri ve bireyleri desteklemiyoruz” dedi, ardından “Suriye’deki herhangi bir grubun geleceğine yönelik anlaşma yapmadık” dedi. Daha önce de söylenen “IŞİD’e karşı dönemsel ve taktiksel bir destek” cümlesi de kuruldu ama tüm konuşmada ilk kez böyle bir tablo ortaya çıktı.

Cumhur- başkanı Erdoğan’ın Trump ile görüşmesinde verdiği video ve Mazlum Kobani’nin terör eylemlerini gösteren CIA belgesi belli ki işe yaramış. Aksi olsa, ABD, YPG terörünün, Kürt kökenlilerin bile Kuzey Suriye’den kaçmasına neden olduğunu kamuoyu ile paylaşmazdı...

O video işe yaramış...


KULAKLARINIZI ÇINLATIYORUZ KEMAL BEY...

Bir dönemin “kurtarıcı” figürüydü Kemal Derviş, hatırladınız değil mi?

Bu aralar, raporlar, istatistikler okuyor, sonra sık sık kulaklarını çınlatıyorum Kemal Derviş’in.

2002’de 405 bin tütün üreticisi vardı Türkiye’de, sonra 2002 başında Kemal Derviş’in şart koştuğu yasa çıktı.

Bugün sadece 56 bin tütün üreticimiz var.

2002’de 159 bin 521 ton tütün üretiyorduk, 2018 sonunda 82 bin 500 tona düştü üretim.

Tütün ihracatımız ile ithalatımız arasındaki fark da eksi 300 milyon dolar seviyelerine ulaştı.

Sadece tütün değil, nişasta bazlı şekerin vücuda zararlarına dair tüm raporlarda da akla pancar üretimini bitiren yasalar ve yine Kemal Derviş adı geliyor.
1972’ye kadar mercimek bilmeyen Kanada’dan yaptığımız ithalatı konuşuyoruz da, Kanada’da üretilen mercimeğin, İstanbul’daki satış fiyatının, Mardin’de üretilen mercimekten ucuz olmasını kavrayamıyoruz.

Kanada’nın çiftçiye sağladığı destekler ve verimlilik artışı için ayırdığı bütçe bakıp, biz de tarımın tabutuna son çiviyi çakmak için destekleri bitiren Kemal Derviş’i hatırlamamak elde mi?

Kemal Derviş bir kurtarıcıydı doğru ama bizi mi yoksa çok uluslu, dünya tarımının geleceğini belirleyen gıda şirketlerini mi kurtardı, 17 senenin ardından orası tartışmaya açık hale geldi.

KARA CUMA KAVGASI...

Fransız giyim perakendecileri diyor ki bu çağda artık ihtiyacımız olan şeylere değil, almayı arzu ettiğimiz şeylere para ödüyoruz. İnsanın tüketim alışkanlığı bozuldu.

Buna karşılık, İngiliz perakende sektörü diyor ki sene de bir kere de olsa dar gelirli insanlara lüks ürünleri indirimle sunmak, onların kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlar.

Fransızlar gereksiz tüketimin karbon salınımını artıracağı tezini işlerken, İngilizler sosyal adalet duygusunu tatmin etmekten bahsediyorlar.

Bizim için çok gereksiz bir tartışma bu.

O video işe yaramış...


Bir malın etiketine olması gerekenden daha büyük bir rakam yazıp, sonra indirim yapıyormuş gibi, o rakamın üzerine çarpı atıp, malı zaten satılacağı fiyata verme kurnazlığı var bizim memlekette.

Bu ayakkabıda da böyle, beyaz peynir hatta domateste de...

O yüzden bu felsefi tartışmanın içinde olamıyoruz biz, sadece tüketmek için tükeniyoruz...

AÇIK LİSE İYİ Mİ, KÖTÜ MÜ?

Açık Lise’de öğretim gören öğrenci sayısı özel okullarda eğitim ve öğretim gören öğrenci sayısından fazla artık.Açık Lise’de öğretim gören öğrenci sayısı özel okullarda eğitim ve öğretim gören öğrenci sayısından fazla artık.Öğretimi uzaktan bir ekranla vermek mümkün de eğitim dediğimiz kısımda eksiklik nasıl kapanacak belli değil.Daha kötüsü, Açık Lise’de kayıtlı olan öğrencilerin ülkenin uzak köşelerinde değil İstanbul’da yaşıyor olması.Mesela Bağcılar’dan 6 bin 200, Ümraniye’den 5 bin 49 çocuk Açık Lise’de okuyor. Büyük ilçelerden en az öğrenci Kadıköy’den kayıtlı ki onların sayısı da 990 civarında.Bu iş iyi mi, kötü mü, durup tekrar düşünmemiz lazım...