Özay Şendir

Özay Şendir

ozay.sendir@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

İzmir, Talatpaşa’da bir grup genç, Playboy’un kurucusu Hugh Hefner için döktürdükleri lokmaları yoldan geçenlere dağıtmış. İşin gırgır tarafı, lokmayı kimin için döktürdüklerini kimseye söylememişler. Lokma alanlardan biri Hugh Hefner’in yakaya takılı fotoğrafını tanıyıp, sosyal medyada paylaştı, ben de öyle haberdar oldum.

Tüm erkeklerin hayalindeki işlerden biridir Playboy’un kurucusu ve sahibi olmak. Oysa Playboy sadece resimlerine bakılan, erotik bir dergiden çok daha fazlasıdır. Düşünsenize, Nobel ödüllü yazar Marquez’den üç Pulitzer ödülü sahibi Norman Mailer’e, James Bond karakterini yaratan Ian Fleming’den Japonya’nın en tanınmış yazarlarından Haruki Murakami’ye kadar bir sürü isim, geçmişte sadece Playboy’da yayımlanan hikayeler yazdılar. Sadece yazılar değil resimlerle de farklı bir dergi oldu.

Haberin Devamı

Düşünsenize Madonna, Kim Basinger, Cindy Crawford, Sharon Stone ve Farrah Fawcett gibi isimler, ünlerinin tepe noktasında oldukları dönemde kapak oldular Playboy’a. Bir de Fransız aşırı sağının şimdiki lideri Marine Le Pen’in annesi, bir önceki liderin de karısı olan Pierrette Le Pen, 50 yaşının üzerinde olduğu bir dönemde kocasına kızdığı için poz vermişti.

PLAYBOY İÇİN LOKMA DÖKTÜRDÜLER

Gelelim Hefner’in özenilecek bir hayatı olup olmadığına... Hefner hayatının son yıllarını kamera karşısında geçirdi. E! Entertainmet kanalında yayınlanan belgeselde, evde dolaşan güzel kadınlar vardı, Hefner’a da evgilim diyorlardı ama sonra dışarıda gerçek sevgilileriyle buluşuyorlardı. Unutmayalım ki ilk karısının ihanetine uğramış ve bunu hayatı boyunca unutmamış bir adamdı o ama kamera önünde sahte bir hayat da yaşadı.

Çoğu insan birlikte olduğu kadın sayısından söz ediyor ya, düşünsenize tüm kadınlarla hep aynı yüzeysellikte konuşmalar yapmak, tek birine sırrını, zaafını anlatamamak ne ağır bir yük. Yani o kadar da özenilecek bir hayatı olmadı Hefner’in.

Erkek şoförlerde Suud kafası var

PLAYBOY İÇİN LOKMA DÖKTÜRDÜLER


Suudi Arabistan’da kadınların araba kullanmasına izin verildi geçtiğimiz hafta. Türkiye’de kadınlar erkeklerle her konuda eşit ama bu durumdan memnun olmayanlar var. Mesela lafa geldi mi en laik, en feminist geçinen erkeklerin bazılarının, trafikte sinirlendikleri zaman “Kadınlara ehliyet verilmesin, araba kullanmaları yasaklansın” dediklerine defalarca şahit oldum. Tüm erkeklerin iyi, tüm kadınların kötü araba kullandıklarını düşünebilmek, bunu dile getirebilmek sonra da Suudi Arabistan’ı ya da kadına şiddeti eleştirmek ne yaman bir çelişki. Kadına şiddet dediğimiz şey illa döverek ya da küfrederek olmaz. Kadın olduğu için iyi araba kullanamayacağını düşünmek ve bunu söylemek de bir şiddet aslında.

Haberin Devamı

Yumurta dondurma primi

PLAYBOY İÇİN LOKMA DÖKTÜRDÜLER

Dünyada çalışanlarına maaş dışında haklar tanıyan şirketlere dair bir yazı okuyordum, Apple ve Facebook’un kadın çalışanlarına yumurtalarını dondurmaları için 20 bin dolar verdiğini öğrendim ve şaşırdım.Zira alt mesajı, doğurganlığını ertele olan bir prim bu. Çalışana prim mi, yoksa şirketin kendi kurduğu düzeni korumak adına anneliği ertelemeye özendirme çabası mı?

Haberin Devamı

“Çocuk da yaparım kariyer de” diyen kadınların dünyasından şimdi “Çocuk yapmayı ertele, kariyerin daha önemli” dünyasına mı geldik? Türkiye’de hamile çalışanlarını işten çıkarmaya kalkan CEO’lar, doğum yaptıktan tam 16 gün sonra mesleğe dönmeye zorlanmış anne gazeteciler var. Çalışan sayısına göre birçok iş yerinde olması gereken kreşler açılmıyor, buna kimse de ses çıkarmıyor. Ya da birçok şirkette yeni annelerin bebekleri için süt sağma ya da saklama imkanı da yok. Yine de tüm bunlar, çalışan kadınları anneliği ertelemeye özendirmekten daha kötü bir anlayış değil.

PLAYBOY İÇİN LOKMA DÖKTÜRDÜLER
Olmadı Meltem Cumbul

Bir yerde karşılaştığınız biriyle kötü anınız vardır; ideolojisini

sevmezsiniz, tipine kıl olursunuz, selam vermez elini uzattığında sıkmazsınız, hepsine hakkınız vardır. Yani Meltem Cumbul, o organizasyonda profesyonel olarak görev yapmıyor olsaydı kendisine uzatılan eli havada bırakmasında zerre sorun olmazdı, kimse de ağzını açıp tek laf edemezdi.

Ancak şimdi organizasyonun bir görevlisinin kişisel tercihi etkinliğin önüne geçti.

Bu meselenin ideolojik bir tartışmaya dönmesi doğru değil. İki davetlinin ya da ödül kazanan isimlerin geriliminden söz ediyor olsaydık, o zaman ideolojik bir tercihi konuşabilirdik. Tartışma iş disiplini üzerine ve o yüzden de olmadı Meltem Cumbul diye yazma ihtiyacı duydum.

Şortlu kadın-başörtülü kadın

Kıyafetini beğenmediği kadınlara fiziksel şiddet uygulayan adamlar arasında bir ayrım yapılabilir mi? Çok farklı gözükse de aslında ikisi de aynı kaynaktan beslenen şiddet:

“Benim gibi düşünmüyorsan, benim istediğim hayat şeklini sürmüyorsan sana yaşama şansı vermem.” Bari bu konuya farklı mahalle gözleriyle bakmayalım bir zahmet...