VATANSEVERLİK TESTİ...

Şimdi çıkıp, bir sivil toplum örgütü dese ki:

“ABD’nin S-400 konusundaki tavrı egemenlik hakkımıza saldırıdır.

Parasını ödediğin, akıllı telefonları kırıp, marketten aldığın asitli içecekleri sokağa dökerek komik duruma düşmeyelim.

Herkes ABD’li firmalara ait sosyal medya hesaplarını kapatsın ya da askıya alsın, ABD’lli firmalara internet reklamı vermesin, geliştirdikleri oyunları oynamasın.”

Sizce kaç kişi olumlu bir cevap verir bu çağrıya?

Çoğu kişi “Aman böyle protesto mu olur?” der, hatta sosyal medyada ABD’yi protesto edip, yine ABD firmalarına para kazandırır.

Facebook’ta 43 milyon, Instagram’da 38 milyon, Twitter’da 9 milyon, Linkedin’de de 7.3 milyon Türk üye var.

Tüm hesapların aynı gün kapatıldığını ve bunun tüm dünyaya duyurulduğunu düşünelim önce.

Sonra Türkiye’de en yoğun kullanılan platform olan Youtube’da tek bir gün, bir tek video seyredilmediğini farz edelim.

Başta Google olmak üzere toplam değeri 1 milyar liranın üzerindeki reklamların da durduğunu kabul edelim bir an için.

Bir milyar lira bu şirketler için devede kulak sayılır ama asıl kayıp New York Borsası’nda yaşanır.

Buna metro ve otobüslerde elimizden düşmeyen mobil uygulama ve oyun pazarını da ekleyin.

Geçen sene dünya genelinde 101 milyar dolar harcandı bu pazarda.

Bu yazının iki amacı var:

Birincisi, üretimden gelen güç kadar, tüketimden gelen bir güç olduğunu da anlamamız gerek.

İkincisi, yarın böyle bir çağrı yapılsa, acaba gerçekten kaç kişi vazgeçer sosyal medya hesabında kendi hayatını teşhir edip, başkalarının hayatına röntgencilik yapmaktan?..

VATANSEVERLİK TESTİ...

YANAN ORMANLARA AĞAÇ DİKMEYİN...

Ne zaman bir orman yangını olsa, yeniden ağaçlandırma için çevreci bir baskı başlıyor hemen.

Ardından dozerler yanmış alana giriyor, ne varsa söküp atıyor ve yeni fidelere yer açıyorlar.

Türkiye’nin az sayıdaki yangın ekolojisi uzmanlarından biri olan Prof. Dr. Tuncay Neyişci bunun büyük bir hata ve katliam olduğunu söylüyor.

Ormanların daha insanlar dünya üzerinde var olmadığı dönemlerde de yandığını ve kendini korumayı bildiğini anlatıyor önce Hoca.

Ardından, her ormanın 9 ile 25 yıl arasında bir yangın geçirdiğini, insan dokunmadığı zaman ormanların gerek toprak altında bekleyen tohumlarla gerek kozalakların içinde açılmamış haldeki tohumlarla yeniden dirildiğini anlatıyor.

Ama işin içine dozer girdiğinde büyü bozuluyor, ormanın kendini onarma ve dirilme imkânı ortadan kalkıyor. Tuncay Hoca ile konuştuktan sonra bunun bir örneği var mı diye araştırdım, karşıma Manavgat, Taşağıl yangın bölgesi örneği çıktı.

Orman küllerinden doğmayı, yaralarını sarmayı başarmıştı bir sene içinde.

Farklı fikirleri dinlemek, farklı bilgilerden yararlanmak da bir tercih, “Hemen ağaç dikelim” baskısıyla bir eko-sistemi yok etmek de.

Hangisi doğru, öğrenelim, ona göre yaşayalım...

VATANSEVERLİK TESTİ...

AYŞE TATİLE ÇIKTI...

Her 20 Temmuz’da aynı hata yapılır, “Ayşe, tatile çıksın” parolasıyla başlayan Kıbrıs Barış Harekâtı denilir.

Oysa bu parola 20 Temmuz’da değil, ikinci harekâtın başlangıcı olan 14 Ağustos 1974’te kullanıldı.

Dışişleri Bakanı Turan Güneş, 2. Cenevre Konferansı’ndaydı.

Yollanan telgraflar okunduğu için gitmeden belirlenmiş bu parola, Dışişleri’ne ulaşmış, hatta parolayı bilmeyenlerce de çok garip karşılanmıştı...

O yüzden siz, “Ayşe tatile çıksın” diyenlere, gülüp geçin...

VATANSEVERLİK TESTİ...