Biz bu filmi görmüştük!

Bayrak krizi iyi bildiğimiz bir senaryonun yeniden devreye sokulmasıdır. Bize düşen ise bu filmin bir kez daha gösterime girmemesi için geçmişi hatırlatmaktır!

Siyaset kurumu için ilaç gibidir “kutsallara saldırdılar” edebiyatı ve her zaman müşterisi vardır. Geçtiğimiz haftaya damgasını vuran bayrak krizi, o çok bildik senaryonun yine, yeniden devreye sokulmasıdır. Barış süreci devam ederken (nasıl ettiği de meçhul ya!) bölgeye inşa edilmek istenen kalekollar kimse tarafından sorgulanmazken, öldürülen Kürt gençleri haber bile olmazken, evindeyken gözüne isabet eden gaz kapsülüyle yaralanan 6 yaşındaki çocuk kendini ülkenin asıl sahibi görenlerin yüreğini dağlamazken bize düşen bu filmin bir daha gösterime sokulmaması için geçmişi hatırlatmaktır!
l 6 Eylül 1955’de Demokrat Parti yanlısı İstanbul Ekspres, “Atamızın evi bombalandı” manşetiyle çıktı. Tirajı 20 bin iken o gün 290 bin adet basılan gazeteyi Kıbrıs Türktür Derneği dağıttı. Rum yurttaşların işyerleri, evleri, ibadethaneleri yağmalandı. Türk basınına göre 11 kişi öldürüldü. Yüzlerce kadına tecavüz edildi.
l 1 Mayıs 1977 İşçi Bayramı’nda -askeri darbe hazırlığı yaptığı MİT raporuyla belgelenen- kontrgerilla, Taksim’de kalabalığın üzerine ateş açtı. Kanlı 1 Mayıs’ta 34 kişi yaşamını yitirdi.

Kontrgerilla hep sahnede
l 19 Aralık 1978’de Maraş’ta “Solcular sinemayı bombaladı” haberi üzerine “Müslüman Türkiye” sloganı atarak toplanan sağcılarla ülkücüler Alevi yurttaşları katlettiler, evlerini, işyerlerini yağmaladılar. Resmi olmayan rakamlara göre ölü sayısı 500’dü. Dönemin Başbakanı Ecevit olaylardan kontrgerillayı sorumlu tutarken, olayın bir numaralı sanığı Ökkeş Kenger (Şendiller) beraat etti, sonra Refah Partisi’nden milletvekili bile seçildi.
l Kontrgerilla mayıs 1980’de Çorum’da sahnedeydi. Tahrikte, TRT de “cami bombalandı” yalan haberiyle rol oynadı. Resmi kaynaklara göre yaşamını yitiren
57 kişinin çoğunluğu Alevi yurttaşlardı.
l 2 Temmuz 1993’te adres, Sivas’taki Pir Sultan Abdal Şenlikleri’ydi. Madımak Oteli’nin ateşe verilmesi sonucu aralarında sanatçıların da bulunduğu 33 konuk, iki otel görevlisi, iki gösterici yaşamını yitirdi. Dava iki yıl önce zaman aşımından düşürüldü.
l Mersin’de 2005 yılı Nevroz’unda çocukların eline Türk bayrağı vererek yaktırmak isteyen kişinin daha sonra Ergenekon sanığı olarak yargılanan bir zat olduğu ortaya çıktı. Kürt yurttaşlar uğradıkları saldırılarla kaldılar, kimse faili konuşmadı.
Yeter mi?

Çocuk işçilerin hali

Ne sayıları biliniyor ne de hangi iş kollarında çalıştırıldıkları! Çocuk işçiler, ülkenin acı gerçeği. “İlköğretim kurumlarına devam oranlarının artırılması” adlı bir proje yürütülüyor bu yüzden.
AB ile Milli Eğitim Bakanlığı’nın ortak projesi. 11-12-13 Haziran’da İstanbul’da bir konferans düzenlediler: Uluslararası Dil Eğitimi Konferansı... Projenin parçasıydı... Proje Van, Ağrı, Hakkari, Diyarbakır, Şanlıurfa gibi özellikle mevsimlik iş göçünün yoğun olduğu illeri pilot bölge seçmiş. Önümüzdeki yıl bitecek çalışmanın sonucunu merakla bekliyoruz.

Sermayenin rengi olmaz

Muharrem Yılmaz’ı TÜSİAD başkanlığından istifaya götüren haberin hükümete yakın gazetelerde yayınlanması siyasi iktidarla TÜSİAD arasındaki savaşın açık kanıtıydı. Habere göre, Yılmaz’ın fabrikasında çalışan işçiler sendikaya üye oldukları gerekçesiyle işten atılırken eylem yapan işçilerin bulunduğu alana tonlarca gübre dökülmüştü.
İşçi hakları savunucusu (!) muhafazakâr kalemlerin
Ak Partili iki işadamına ne diyeceğini merak ediyorum doğrusu: Ordu Ünye’de
71 kişinin çalıştığı plastik fabrikası Ünplas’ta işçiler
29 Nisan’da Petrol-İş sendikasına üye olmaya başladılar. 1 Mayıs İşçi Bayramı’nda bile çalıştırılan işçiler, o gün Ak Parti Ünye Belediyesi Meclis Üyesi olan fabrika sahibi Yaşar Sezgül ile ortağı İsmail Sönmez tarafından ihanetle suçlanarak sendikadan istifaya zorlandılar. 8 işçi sendikalı oldukları için işten atılırken gerekli üye çoğunluğuna sahip olduğu için sendikanın bakanlığa yaptığı başvuruya olumlu yanıt gelmesi, baskı ve tehditleri artırdı. Patronlar, sendikadan ayrılmaları için işçilerin ailelerinden bile yardım istediler. Fabrikada baskılar hâlâ sürüyor. İşçi hakları mı demiştiniz!

Tecavüzcüler serbest kalacak!

Kadın ve çocuklara yönelik cinsel suçlara ağır cezalar getireceği iddia edilen yeni düzenlemeye 242 kadın örgütünden itiraz var. “TCK
gibi temel bir kanun, niye torba yasa kapsamında getiriliyor?” diye soruyorlar ki haklılar. Görüşümüz alınmadı diye
isyan ediyorlar. “Sözde ceza artırımı, özde cezasızlık!” diyorlar. İşte kadın örgütlerinin açıklamasının özeti:
* Birçok suçun cezası hafifleyecek, tecavüzcülere, istismarcılara adeta af çıkacak.
* Değişiklikte kadın cinayetlerine, kadına karşı şiddete ilişkin bir düzenleme yok.
* Gençlerin flörtü ile “çocuk yaşta ve zorla evlendirmeler” iki ayrı konuyken gençlere cinselliği yasaklamak, ailelerini de cezalandırmayı düşünmek sorunlu bir muhafazakar politikadır.
* Çocukların yetişkinlerce istismarı için getirilmek istenen “taciz”, “saldırı” ayrımı kabul edilemez.
* Şikayet süresinin 6 ayla sınırlandığı yeni düzenlemeyle cinsel saldırılar önlenemez.
* Tasarıda sanıkların “tedavisinden” söz edilmesi, devlet nezdinde bu eylemin
suç değil hastalık olarak görüldüğünün kanıtıdır
ve yanlıştır.
* Cinsel şiddet kriz merkezleri açılmalıdır.