Gezi ve civarında geçirdiğim birinci haftanın sonunda Şiiristanbul için İstanbul’a gelen şairlerle buluşuyorum.
Şiiristanbul’un kaderinde var, her sene festival vakti tuhaf şeyler oluyor.
Bu sene de yurtdışından gelen şair ve gazeteciler anlamadıkları ama onları da çok heyecanlandıran bir şeyin içine düşüyorlar.
Bir şairin dediği gibi, sokakların şiire dönüştüğü bir yerde buluyorlar kendilerini.
Ben de özellikle sözde Arap Baharı ve Ortadoğu ülkelerinden gelmiş misafirlerimizin olup biteni nasıl okuduklarını merak ediyorum.
Filistinli şair Gassan Zaqdan’la sohbet ediyoruz.
Gassan, şu anda Ramallah’ta yaşayan çok önemli bir şair. Aynı zamanda da Filistin’in en önemli gazetesinde köşe yazarı.
Ona göre bu hareket, daha önce hiç oy vermemiş, darbeleri, 28 Şubat’ı, Susurluk’u  görmemiş, yaşamamış, dert etmemiş bir grup gencin başını çektiği bir direniş.
Bu genç vurgusunu önemsiyorum.
Gezi Parkı’nda volta atıp oradaki festival havasını soluyunca genç ruhu hissediyorsunuz ama bu çocukların ne kadar politik olduklarını, neyi takıp takmadığını asıl önemlisi hiç oy vermemiş olma potansiyellerini çok düşünmemiştik.
Pek çoğu 10 ay sonra ilk kez oy kullanacak.
Türkiye İstatistik Kurumu’nun verilerine göre 2012 yılının sonu itibariyle Türkiye nüfusunun yüzde 16,6’sı gençlerden oluşuyor. Bunların 12.5 milyonu 15-24 yaş aralığında.
Yine İstatistik Kurumu’nun verilerine göre genç nüfusun yüzde 67.7’si internet kullanıyor. Genç erkeklerin yüzde 80.6’sı, genç kadınların yüzde 55.4’ü internet kullanıcısı.
Benim okuduğum bir araştırmada, gençlerin bir yılda ortalama 5000 facebook sayfası okuduğu buna mukabil bir ya da iki kitap okudukları ortaya çıkıyordu.
X, Y, Z kuşaklarına dair seminerler verdiğim için biliyorum, bahsettiğimiz kuşak bizden çok farklı bir kuşak. Dikkatleri hızlı dağılabiliyor ama pek çok şeyi aynı anda idare edebilme maharetleri var. Ekseriyetle, aileleri tarafından korunup şımartıldıkları için apolitik ve bireyci oldukları gözleniyor ama onların temel özgürlüklerine dokununca bir anda aktivist olabiliyorlar. Sosyal medya sayesinde kolay örgütlenebiliyorlar. Hayatlarının büyük bir kısmı ekran karşısında geçse de yeri geldiğinde bu araçları çok yaratıcı ve etkin bir şekilde kullanabiliyorlar.
(Son bir haftada hiç görmediğim kadar yaratıcılık görüyorum; komik pankartlar ve duvar yazıları, protesto biçimleri ve videolarını alkışlamak gerek.)
Burada “gençlerimizi tanıyalım” babında sosyolojik bir makale yazmanın ötesinde bir saptama yapmak istiyorum.
Bu yaşadıklarımız tabii ki sadece bir grup çiçek çocuğun ya da bir arkadaşın dediği gibi 68 ruhunu yeşerten 90’lı çocukların işi değil.
Ama onlar bu hareketin önemli bir parçası.
Büyük bir ihtimalle ilk defa politik bir şeyin içinde buldular kendileri.
X ya da Z partisinin sempatizanı değiller, oraya ya da şuraya çekilmezler.
Onların çoğu şehirli, onların çoğu geçmişin düğümlerinden bihaber, onların çoğu bu sosyal güçlerinin farkına vardıktan sonra sorumluk güdüsüyle nasıl daha güzel bir Türkiye yaratabiliriz derdine düştü.
Benzer bir şey apolitikliğiyle meşhur Amerika’da olmuştu. Obama’nın ilk kazandığı seçim aklıma geliyor; orada bu genç nüfus hedefe alınıp Obama’nın konuşmalarını yazmak için 81 doğumlu Jon Favreau tutulmuş, kampanya ağırlıklı olarak sosyal medya üzerinden yürütülmüştü. Sonuç ortada. Bakalım bizde ne olacak?
O yüzden Gezi direnişini iyi okumak, demografisini çıkarmak, bu gençler ne istiyorlar sorusunu iyi düşünmek lazım.
Onların dilinden konuşamazsanız, onları kaybedersiniz. Onları kaybederseniz, geleceğinizi çizersiniz ki, bence siyasilerimizin es geçtiği, öngöremediği bu oldu.

Yazarın Diğer Yazıları
Etiketler