MUTSUZLUK BAĞIMLILIĞINDAN BiRLiKTE KURTULALIM MI?

Eklenme Tarihi24.06.2012 - 20:24-Güncellenme Tarihi24.06.2012 - 20:24

Kendi kendini mutsuz etmeye bayılan, bunu çok iyi başaran ve bu durumdan hastalıklı bir biçimde keyif alanlara sesleniyorum. Haydi değişelim, hem de bugün!

9 yaşındayım, sene 1988. Walkman en gözde zamanlarını yaşıyor. Walkman’le yatıp walkman’le kalkıyorum. Öğle uykusu zorunlu. Nefret ediyorum, annem zorla kitap okutuyor üstelik. Kitap faslından sonra takıyorum walkman’imi kulağıma, uyuyor taklidi yapıp tüm yaz aynı şarkıyı dinliyorum.

Walkman’in ‘Repeat/tekrar’ tuşu da yok malum. Dinle, geri sar, dinle, geri sar... Arada endişeyle kapağı açıp kasedi kontrol ediyorum yıpranmış mı, bant kopacak mı? diye. Şarkı, kutuda sözlerini yazdığım ‘Kavaklar’, albüm ‘Sezen Aksu’88’. Her dinlediğimde ağlıyorum. Nedeni hakkında hâlâ fikrim yok.


En çok da “Ah omzumda bir kesik el ki, hâlâ durmadan kanar” kısmında içimi çekiyorum. Gözümün önüne kopmuş bir el geliyor, kesik bileğinden kanlar akan bir el, yüzü belirsiz bir kişinin omuzunda annemin ceketlerindeki kalın vatkalar gibi öylece duran bir el... Başka şeyler düşünmeye çalışıyorum, kandan korkuyorum.

9 yaşında bir çocuk bu şarkıyı neden sever?

1999 depreminde yıkılan yazlığımızdayız. Annelerimiz kafamıza güneş geçmeyeceğinden emin olduklarında, öğleden sonra oyun oynamak için bahçeye çıkmamıza izin veriyorlar. Özgür bırakıyorlar bizi. Şortumun beline takıyorum walkman’imi. Saklambaç oynuyorum, bisiklete biniyorum. Aralarda takıyorum kulaklığı ve yeniden başlıyor ‘Kavaklar’...

Ne zaman bu anı aklıma gelse kendi kendime sorarım: “9 yaşında bir çocuk neden bu şarkıyı sevsin?” diye ve cevabını bulamam. Bazı arkadaşlarım “Doğuştan psikopatsın kızım” gibi şakalarla(!) durumu geçiştirmeye çalışsalar da ikna olmam.

Çocuklar hep mutlu olması ‘gereken’ canlılardır, yeterince büyümedikleri, ‘kirlenmedikleri’ için acıdan ve acıyı anlatan herhangi bir şeyden zevk almaları mümkün değildir ya hani... Bende bir şeyler başından beri fena halde ters, biliyorum.

Beni anlıyorsunuz değil mi?

Geçen haftaya dönelim. Bodrum’dayım. Akşam yemeği sonrası saat 22.00 civarı. Erkek arkadaşım erkenden uyumaya karar vermiş. Ben odamızın bahçesinde oturuyorum. Etrafta hiç ses yok, sadece kıyıya vuran dalgaları duyuyorum. Gökyüzü derseniz yıldız dolu, hava limonata gibi. Sizin anlayacağınız, mutsuz olmak için epey uğraş vermek lazım ama hayali walkman’imi yanımda unutmuş olmalıyım; kulaklarımda ‘Kavaklar’ın sözleri çınlamaya başlıyor. Sonrası yine gözyaşı...

Ayakkabılarımı çıkarıp çimenlere basıyorum. Hani elektriği alır derler ya, “Belki” diyorum “İçimdeki bu acıyı alır, emer, yok eder.” Nafile, işe yaramıyor. Kendime kızarak uykuya dalıyorum, çok alışık olduğum bir durum bu.

Yukarıda anlattıklarım size bir yerden tanıdık geliyorsa, kabuk tutan yaranızı, o kabuğu kaldırırsanız tüm iyileşme sürecini sil baştan yaşayacağınızı bile bile acımasızca kaşıyanlardan ve ancak kan gördüğü an duranlardansanız beni anlıyorsunuzdur, eminim.

Bizler hayatlarımızda kötü giden her şeyin sorumlusunun biz olduğunu düşünürüz. Ayna karşısında kendimize “Neden?” diye sormaya, devamında suçlayıcı cümleler etmeye bayılırız.

“Neden içinden  geçeni söyleyemedin ki? Korkak!”
“Neden cevap verdin ki? Bir susmayı öğrenemedin, bak yine saçmaladın”
“Neden sustun? Hakkını aramaktan bile acizsin. Aptal!” gibi...
Bu satırları yazıyorum çünkü artık mutsuzluğumdan, asansörde ya da vitrindeki yansımamda karşıma çıkan, “Biri mi öldü yahu?” dedirten yüz ifademi görmekten sıkıldım... Hâlâ ‘Kavaklar’ı dinlerken içimin acımasından garip bir haz alsam da bir şeyleri değiştirmeye karar verdim.
Size söylüyorum ki şahidim olun, yazıyorum ki beni utandırın. “Birlikte sigarayı bırakmak daha etkili” diyorlar ya. Kendini suçlamayı ve acıya bağımlı olmayı da ‘birlikte’ bırakabiliriz belki. Ne dersiniz?
 

KAVAKLAR

Ah kavaklar, ah kavaklar
Bedenim üşür, yüreğim sızlar
Beni hoyrat bir makasla
Ah eski bir fotoğraftan oydular

Orda kaldı yanağımın yarısı
Kendini boşlukla tamamlar
Ah omuzumda bir kesik el ki
Hâlâ, hâlâ durmadan kanar

Ah kavaklar, ah kavaklar
Acı düştü peşime
Ah kavaklar, ah kavaklar
Ardımdan ıslık çalar

Söz: Metin Altıok
Beste: Onno Tunç

Etiketler