İyi bir uyku için kafanızı boşaltın

Geçen haftaki yazımdan sonra okurlardan gelen sorular ülkemizde uyku problemlerinin hiç de ender olmadığını gösteriyor. Uykuya dalamayanlar,uyanıp tekrar uyuyamayanlar, gün boyu uyuklayanlar bunlardan bazıları…

Gün boyu uyuklamak

Şadiye Hanım ne kadar uyursa uyusun sabah yorgun kalkmaktan gün boyu, hiç istemese de uyuklamaktan yakınıyor. Toplantılarda veya masasında çalışırken başının düştüğünü, çok zor durumda kaldığını söylüyor. Hiç horlamadığını, solunumunda hiç durma olmadığını ekliyor.
Tüm kaslar boşalır
Kesin bir tanı koymak mümkün değil. Ama, şikâyetleri ‘narkolepsi’ denilen duruma uyuyor. Beynin gündüz gece ayırımını yapamadığı nörolojik bir bozukluk sonucu ortaya çıkar.
Beynin gündüz gece ayırımını yapamadığı nörolojin bir bozukluk sonucu ortaya çıkan bu hastalıkta kişi 8-9 saat uyusa da dinlenmemiş olarak kalkar. Gün boyu uyuklar.
Ağır vakalarda direksiyon başında uyuyup kaza yapanlar vardır. Bir çoğu televizyonun karşısında başı öne düşmeden 3-5 dakika duramaz, toplantılarda uyuklar. Tembel diye işten atılanlar bile vardır.
Bu kişilerin uykudan uyandıklarında isteseler de hareket edemedikleri olur. Birkaç dakika içinde geçse de korkutucu bir durumdur. Buna benzer bir olay gün içinde de olabilir. Sinirlendiren, kızdıran ya da çok şaşırtan bir durum karşısında kişinin tüm kasları boşalır, birkaç dakika için hiç hareket edemez.

Huzursuz bacak!

Ülker Hanım da uykusuzluktan dertli. Yolladığı elektronik postada gerçek sorununun bacaklarındaki yanma ve uyuşma olduğunu söylüyor. Gece yatağa yattığında bacaklarını bir türlü rahat ettiremediğinden yakınıyor. “Bazen şiddetli karıncalanma nedeniyle bacaklarımı nereye koyacağımı bilemiyorum, beni uyutmuyor, kalkıp yürürsem rahatlıyorum” diyor.
Gerçekte Ülker Hanım’da bir uyku sorunu var. Huzursuz bacak sendromu denilen bu durum, kişinin derin uykuya dalmasını önler. Ne yapsa çok rahatsızlık hissettiği için karşı durulamaz biçimde bacaklarını hareket ettirir. Bu nedenle uykuya dalması zordur. Bazıları farkında olmadan geceleri bacaklarını tekme atar gibi oynatır, uykuları sık sık bölünür.

Tedaviden önce önlem
Oldukça sık olan bu rahatsızlık kendi başına ortaya çıkabileceği gibi birçok hastalığa bağlı olarak da kendini gösterebilir. Demir eksikliğine bağlı kansızlık, diyabet, böbrek yetersizliği ve bazı sinir sistemi hastalıkları başta gelen nedenlerdir. Bacaklardaki huzursuzluk ve buna bağlı uykusuzluk bebek bekleyen kadınlarda, özellikle hamileliğin ikinci yarısında görülebilir. Bazı ilaçlar, en sık olarak antidepresanlar, sakinleştiriciler ve sinir sistemine etki eden ilaçlar huzursuz bacak sendromuna yol açabilir.
Eğer rahatsızlığın altta yatan bir nedeni varsa, o nedeni hedefleyen tedavi genellikle başarılı olur. Ama bilinen bir nedeni yoksa ki yarısı böyledir, tedavi her zaman kolay değildir. Önce rahatsızlığı kışkırtan sigara, alkol, kafein ve yatma zamanına yakın egzersizden uzak durmak, varsa fazla kilolardan kurtulmak gerekir. Bu önlemlere rağmen iyileşme olmazsa ilaç tedavisine başlanır.

Endişeler de etkiler

Cihan Bey yatağa yattığında kafasının içini bin bir türlü endişenin doldurduğunu, yapması gereken henüz tamamlanmamış projeleri, çocuklarının geleceğini, annesinin hastalığını ve daha birçok düşünceyi aklından atıp uykuya dalamadığından yakınıyor. Uykusuzluğunu anlatırken “Eskiden deliksiz uyurdum, çok stresli olan yeni işim beni böyle yaptı. Bir gece daha uykusuz geçecek diye neredeyse yatağa yatmaktan korkuyorum; uykusuz geçen her dakika moralimi daha çok bozuyor” diyor.

Uykusuzluk korkusu
Günlük yaşamdaki stresler, yakın akrabalardan birinin ağır hastalığı veya ölümü, evlilik problemleri, çocukların sorunları ve benzeri durumlar uykuya dalmayı veya deliksiz uyumayı engelleyebilir. Kadınlar menopoz sırasında uykusuzluk çekmeye yatkındır. Birçok kişi art arda uykusuz geçen gecelerden sonra her gece yatağa yine uykusuz kalacakları korkusuyla girer. Bu da stres düzeylerini artırır. Cihan Bey’de olduğu gibi uykusuz geçen her dakikanın yarattığı endişe uykuya dalmayı daha da zorlaştırır.

Modern yaşamın zararı

Etrafımızda az uyumayı marifet sayan birçok insan vardır. Özellikle yoğun çalışan profesyonellerden “Bana 5 saat uyku yetiyor” ya da “8 saat uyumaya vaktim yok” gibi ifadeleri duymak hiç de ender değildir. Modern yaşamın insanlara yüklediği sorumluluklar son 50 yılda ortalama uyku süresinin 1-2 saat azalmasına yol açtı.
Oysa, uyku yaşamımız için ekmek ve su kadar gereklidir. Beynimiz ve vücudumuz uykuda dinlenir. Uyku hayatımızın her alanını etkiler. Vücut ve akıl sağlığımızın olmazsa olmazdır.

Performansımız bozulur
Kendimizi nasıl hissettiğimiz bir ölçüde uykumuzu almamıza bağlıdır. İyi uyumamışsak keyfimiz kaçar, asık suratlı, kolay sinirlenir ve alınırız. Dikkat isteyen işlerdeki performansımız bozulur. Sınava hazırlanmak için gece geç saate kadar çalışan öğrenci, ertesi gün sınavda problem çözerken dikkatini toplayamaz, çok kolay hata yapar. Direksiyon başına uykusuz geçmek alkollü araba kullanmak kadar tehlikelidir.

Uykunun doğruları

* Uyku ihtiyacımızı genlerimiz belirler.
* Uyku ihtiyacı kişiden kişiye değişse de 5-6 saat çoğumuza yetmez.
* Beynimizi ihtiyacından daha az uykuyla yetinmeye alıştıramayız.
* Beynimizin ancak uyurken yapabildiği işler vardır.
* Gereken biyolojik fonksiyonlar eksik yapılırsa sağlığımız etkilenir.
* Uyku zaman kaybı değildir, biyolojik bir ihtiyaçtır.
* Çok uyuyan insan mutlaka tembel demek değildir.
* Uyku bozuklukları sanıldığından çok daha sıktır.

BEYNİN?ÇÖPÇÜSÜ

Tüm vücudumuzdaki hücreler küçük fabrikalar gibidir. Her iş yerinde olduğu gibi hücrelerde de iş gününün sonunda atıklar birikir. Çoğu hücrenin atıklarının önemli bir bölümü lenf damarları yoluyla temizlenir. Beynin temizleme işini yapan lenf dolaşımı yoktur. Yakın zamana kadar uzmanlar beyin hücrelerinin atıkları geri dönüşümden geçirerek yeniden kullandığını düşünüyordu. Son yıllarda yapılan hayvan deneyleri, beyinde değişik bir çöp toplama sistemi olduğunu düşündürtüyor.

Uyku sırasında oluyor
Beynin hücreleri arasında, Venedik şehrindeki kanallardaki su gibi sıvı akımı vardır. Hayvanlarda yapılan araştırmalar beyin hücrelerinin atıklarını hücre arası sıvısına boşalttıklarını ortaya koydu. Araştırmanın en ilginç noktası bu çöp toplama işleminin hemen tümünün uyku sırasında yapılıyor olması.
Deneyler hayvanlar uyanıkken beyinde hücreler arası alanın daraldığını sıvı dolaşımının yavaşladığını ve atık temizlemenin çok azaldığını gösterdi. Kısa süreli uykusuzluklar sırasında biriken çöplerin daha sonraki derin uyku sırasında kolayca temizlendiğini söyleyen bilim insanları, kronik uykusuzlukta sorunun o kadar kolay çözülmediği uyarısını yapıyor.

Hastalıklarda yeni ufuklar
New York Times gazetesi muhabiri Maria Konnikova’nın 11 Ocak 2014’de yayınlanan röportajında, araştırmacılardan biri bu durumu bir benzetmeyle açıklıyor. Yoğun kar fırtınası şehirde çöp toplanmasını birkaç gün için aksatsa da fırtına geçince çöpler hızla toplanır. Oysa, temizlik işçileri uzun süreli bir grev yaparlarsa, iş başı yaptıklarında çöplerin toplanması hem çok uzun süre alır, hem de şehirde kalıcı bir kirlilik kalma ihtimali yüksektir.
Uykusuzlukla birçok kronik hastalık arasındaki ilişkiyi açıklayabilecek olan bu teori insanlarda da kanıtlanırsa, Alzheimer’dan depresyona kadar birçok hastalığın tedavisinde yeni ufuklar açabilir.

SON SÖZ

Yazıyı İrlandalıların bir sözüyle bitirelim: İçten bir gülüş ve uzun bir uyku doktorun vereceği en iyi ilaçtan daha iyidir.