Prof. Dr. Erol Ulusoy

Prof. Dr. Erol Ulusoy

erolulusoy@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları

26 Ağustos 2016’da yürürlüğe giren 6741 sayılı Kanunu’nda 2 kurum düzenlendi.

1 Ayrı bir malvarlığından oluşan, tüzel kişiliği sadece kendisine devredilen hakların mülkiyetini kazanma ve bunun için şart olan tescil işlemleri ile sınırlı olan Türkiye Varlık Fonu (TVF).

1.2 trilyon dolarlık kaynak yaratacak fon

2 Onu yönetecek olan Türkiye Varlık Fonu Yönetimi AŞ. Fon Yönetim Şirketi’nin sermayesi 50 milyon TL olup, toplam 50 milyon paya bölündü. Payların tamamı nama yazılı ve Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na ait. Yani Fon Yönetim Şirketi’nin bir tek hissedarı var, o da Özelleştirme İdaresi Başkanlığı. Bu şu demektir: Fon Yönetim Şirketi’nin kârının tamamı hisseleri kısmen başkasına satılmazsa - Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na ait olacak...

Haberin Devamı

Fon Yönetim Şirketi’nin sermayesi 50 milyon TL olsa da, bu şirket 150 - 200 milyar dolar değerine ulaşması planlanan TVF’nin malvarlığını yönetecek.

Uygun görürse, TVF’ye dahil varlıkları ayırarak, bunları kapsayan alt Fon’lar kurabilecek. Fon Yönetim Şirketi her ne kadar profesyonel yönetim ilkelerine göre yönetilmek üzere kurulsa da, kendisinin hazırlayacağı ancak Bakanlar Kurulu’nca Anayasa değişikliği kabul edildiğinde Cumhurbaşkanı’nca - onaylanacak 3 yıllık stratejik yatırım planına uymak zorunda.

‘Süper’ Anonim Şirket

Fon Yönetim Şirketi, her türlü para piyasası işlemi yapabilir, en basitiyle TVF hesabındaki doları TL’ye, TL’yi dolara çevirebilir, arbitraj yapabilir, sermaye piyasası araçları ihraç edebilir, alıp satabilir, repo, ters repo yapabilir, taşınmazlarını kiraya verebilir, kiralayabilir, yerli ve yabancı şirketlere yatırım yapabilir.

Kısaca sınırlama olmaksızın her türlü ticari ve finansal faaliyetleri gerçekleştirebilir. Uygun görürse bir otel veya maden de işletebilir. Faaliyet konularındaki sınırsızlığa ve aşağıda değineceğimiz muafiyetlere bakılınca, ortada bir “Süper Anonim Şirket” var diyebiliriz.

Bir malvarlığı olarak TVF’nin kaynaklarının neler olacağı Kanunun 4’üncü maddesinde ayrıntısı ile sıralanmış; özelleştirme programından çıkarılarak TVF’ye devrine karar verilen kuruluş ve varlıklardan, kamu kurum ve kuruluşlarının tasarrufu altında bulunan ihtiyaç fazlası gelir, kaynak ve varlıklardan, yurtiçi ve yurtdışı sermaye piyasalarından temin edilecek finansman ve kaynaklardan, KİT’lerden, bağlı ortaklıklardan, özel hukuk kurallarına tabi olarak kurulmuş bulunan ortaklıklardaki kamuya ve Hazine’ye ait paylardan oluşur.

Haberin Devamı

Özelleştirme İdaresi Başkanlığı veya Bakanlar Kurulu’nun bu varlıkların TVF’ye devir kararı alması gerekir. Bakanlar Kurulu kamu ve Hazine paylarını TVF’ye devretmek yerine, sadece ilgili şirketlerin yönetimini devretmekle de yetinebilir.

Kendi kendinin sahibi

Hemen belirtelim ki, TVF’ye devredilen varlıkların sahibi artık kamu veya Hazine değildir. Fon Yönetim Şirketi de değildir. TVF, Fon Yönetim Şirketi’nin sermayesine ve malvarlığına dahil değildir. O halde TVF’nin sahibi kimdir? TVF, kendi kendisinin sahibidir! TVF şu anda kendisine devredilen varlıklardan oluşan bağımsız bir malvarlığı olarak duruyor. Tüzel kişiliği sadece kendisine devredilen malvarlığının mülkiyetini elde etmekle sınırlı olarak var.

Haberin Devamı

Hazıra dağ dayanmaz...

TVF’deki veya alt Fonları’ndaki malvarlığını temsil eden “varlığa dayalı menkul kıymet” ya da “fon katılım pay senedi” ihraç edildiğinde bunları satın alanlar da doğrudan TVF’ye dahil olan varlıklar üzerinde mülkiyet hakkına sahip olmayacaklar, sadece menkul kıymet ve katılım payı senetlerinin temsil ettiği değer üzerinde mülkiyet hakkına sahip olacaklar. Bu nedenle, eğer TVF’na devredilen varlıklar, örneğin BOTAŞ, TPAO, Turksat, Türk telekom’daki hisseler veya taşınmazların mülkiyeti başkalarına satılmaz dolaylı yoldan özelleştirilmez -, sadece bu varlıkları temsil eden menkul kıymet, katılım pay senetleri ihraç edilirse, gerçekten ekonomiye bir kaynak yaratılmış olur. Aksi takdirde, varlıkların satılması ile reel olarak kaynak yaratılmış olmaz, sadece kamuya ait gayrınakdi malvarlığı nakte çevrilmiş özelleştirilmiş - olur. Nakit para ise iyi değerlendirilmezse uçar gider; “hazıra dağ dayanmaz”.

İnternet sitesi hazırlanmalı

Hakim şirket konumundaki Fon Yönetim Şirketi ile TVF’na dahil olan şirketler arasındaki hukuki yapı, “holding” şirketlere benzese de, Türk Ticaret Kanunu ile ilk defa düzenlenen, “ana şirket” ve “yavru şirketler”den oluşan bir “şirketler topluluğu”na uymaktadır.

Bunlar konsolide bilanço hazırlarlar, ayrı bir şirketler topluluğu denetçisi tarafından denetlenirler. Türkiye Varlık Fonu Kanunu’ndaki üçlü denetim mekanizmasına ek olarak bu denetim mekanizması da ihmal edilemez.

Ana şirket ile yavru şirketler arasındaki ilişkiler de özel olarak düzenlenmiştir ve bilgi toplumu, şeffaflık ilkesi gereği raporlanmak zorundadır. Fon Yönetim Şirketi üç ay içerisinde herkesin erişimine açık bir internet sitesi hazırlamak ve ilana tabi bütün hususlara yer vermek zorundadır.

Rekabete etkisi ne olur?

Liberal ekonomilerin temeli serbest rekabete dayanır. Oysa ne Fon Yönetim Şirketi’nin kendisi ne de kuracağı şirketler ile TVF gelir vergisi ve kurumlar vergisi vermeyecek, harç, katılma payı ve tasdik ücreti ödemeyecekler, davalarda teminat yatırmayacaklar, halka arzlarda diğer şirketlerin tabi olduğu külfetlere tabi olmayacak, Rekabet Kurulu’ndan izin almadan her türlü birleşme ve devralmayı gerçekleştirebilecekler, serbest rekabeti engelleyici işlemler yapabilecekler, rakipleri olan şirketlere Rekabet Kurulu ceza kesebilirken, Fon Yönetim Şirketi’nin kurduğu şirketlere ceza kesemeyecektir.

Böyle bir durumda rakiplerin serbest rekabet etme şansı olabilir mi? Serbestçe rekabet etme olanağı bulunmayan bir sektöre yabancı yatırımcı gelir mi?

Fon Yönetim Şirketi’nin bu kadar muafiyetin “hakkını vermesi”ni umalım. TVF’nin varlıklarının değeri 200 milyar dolara ulaştığında iyi kullanılırsa, bu varlıkları elden çıkarmadan, - tahvil, borçlanma senedi ihraç edildiğinde kaldıraç etkisi ile birlikte - teorik olarak 6 katı, 1.2 trilyon dolar kadar kaynak yaratılması mümkündür.

Yazacak çok şey var. “Yerim dar”. Bugünkü yazıma son verirken; Bu muafiyetlerden TVF’nin kendisi, Fon Yönetim Şirketi ve kuracağı şirketler yararlanır, TVF’ye dahil olan şirketler örneğin THY bu muafiyetlerden yararlanamaz.

Tüm bu muafiyetlere rağmen, Türk Ticaret Kanunu’nun haksız rekabet hükümleri TVF şirketleri için de geçerlidir, onlar da dürüst ve iyiniyetle rekabet etmek zorundalar.

Yönetim kurulunun sorumluluğu nedir?

Fon Yönetim Şirketi’nin yönetim kurulu üyelerini Başbakan atar Anayasa değişikliği kabul edildiğinde, bu yetki Cumhurbaşkanı tarafından kullanılacak -. Fon Yönetim Şirketi yönetim kurulu üyeleri sorumsuz değiller. Kusurları ile şirkete verdikleri zarardan dolayı şirkete ve alacaklılara, hissedara bu durum Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’nın hisselerini başkalarına devretmesi halinde önemli olacak - karşı sorumludurlar.

Ancak Ticaret Sicili Gazetesi’nde ilan edilen TVF İç Tüzüğü gereği Fon’a sağlanan kaynakları Bakanlar Kurulu kararlarına uygun şekilde varlıklara ve işlemlere yatırdıklarını ileri sürerek sorumluluktan kurtulmayı deneyebilirler.

Örneğin, Fon’un hesabında bulunan 100 Milyon doları Bakanlar Kurulu tavsiyesi ile TL’ye çevirme ve bundan dolayı da reel olarak yüzde 20 kur kaybı zararının doğması halinde ihraç edilen varlığa dayalı menkul kıymet sahiplerinin yüzde 20 zararından sorumlu olacaklar.

Yetkilerini kullanırken çok dikkatli olmaları gerekecektir. Para ve sermaye piyasaları dışında diğer yöntemlerle TVF’ye kaynak sağlarken, örneğin özel bir kişiden kredi temin edip, teminat olarak BOTAŞ hisseleri üzerinde rehin hakkı kuracaklar mıdır?

İlk söz son söz olsun

Aman dikkat, “dimyata” kaynak bulmaya giderken “evdeki” yatırımdan olmayalım!