Bazı insanların müstesna yetenekleri vardır. Hayatlarını bu müstesna yeteneklerini kullanarak kazanır. Kimisi çok, kimisi az, yeteneğinin üstünlüğüne göre.

Bir kimsenin sahip olduğu yeteneğin karşılığı toplumdan topluma ve zamandan zamana da değişir. Türk toplumunun çok değer verdiği bir yetenek türüne, bir başka toplum değer vermeyebilir.

Fatih Terim de futbol bilgisi yönünden Türk toplumunun yetiştirdiği müstesna yeteneklerden biridir. Futbolculuk dönemine göre teknik direktör olarak Türk futboluna katkısı çok büyüktür. Galatasaray Spor Kulübü sporcularına, Mustafa Denizli’nin aşıladığı özgüven, Fatih Terim ile zirve yapmış, Türk futbolcusunun ürkek ve mücadeleyi başlamadan kaybetme psikolojisini yok etmiştir.

Artık Türk futbolcusu, önce topu rakibinin almasını izleyip, sonra peşinden koşarak ondan topu kapma mücadelesi verme ruh halinden kurtulmuştur. Yerli teknik direktörlerinin aşıladığı özgüveni sayesinde, topa rakibinden önce sahip olma ve oyunu yönlendirme inancı ve psikolojisiyle sahadadır. 6-0, 8-0 skorlu mağlubiyetler çok gerilerde kalmıştır.

Türk Milli Futbol Takımı ile Akdeniz oyunları şampiyonluğunu kazanan, 1996 yılında Türkiye’yi ilk defa Avrupa Şampiyonası finallerine taşıyan odur.

2000 yılında Galatasaray’la UEFA şampiyonluğunu kazanıp, bütün Türkiye’yi sevince boğan, özellikle gurbetçilerimize sevinç gözyaşı döktüren de odur.

2001 yılında Fiorentina’ya İtalya Kupası’nda final oynatan da odur.

Haklı bir sebep

Milli Takım’ın üçüncü olduğu 2008 Avrupa Şampiyonası’nda geriye düşen Milli Takım’ın geri dönüşleri efsane olmuştur. Oyunculara geri dönüş inancını ve özgüvenini aşılayan teknik direktörler arasında hiç şüphesiz Terim en önlerdedir. Şampiyonada, kalecisi dahi son dakikalarda oyundan atılan bir takımın Çek Milli Takımı’na karşı oynadığı futbol, şampiyona tarihine geçmiştir. Milli Takım’a yarı final oynatmıştır.

Fatih Terim ülkemize bu kadar sevinç yaşatmışken, üzdüğü olmamış mıdır? Futbolun içinde bu da vardır. Hep kazanan takım ve teknik direktör yoktur. Önemli olan, bariz teknik direktör hatasıyla kaybedilen maçların sayısıdır. Her ülke futbolunun zirve yaptığı dönemler vardır; bir zamanlar Avrupa’yı kasıp kavuran İtalyan futbol takımları şimdi nerededir?

Futbol tarihimizde gerek kulüp gerekse Milli Takım bazında Fatih Terim’in bizlere yaşattığı mutluluğun, sevincin karşılığı ölçülemez. Şimdi tonlarca para versek bu sevinci yaşayamayız. Aldığı her şey helali hoş olsun.

Fatih Terim’in Milli Takımlar Teknik Direktörlüğü, Alaçatı’daki restoran “basma” olayının ardından sona erdi. Şimdi Terim’e ödenecek tazminat tartışma konusu.

Teknik direktörlük, hizmet, kira gibi süreklilik arz eden bütün sözleşmeler, haklı sebepler varsa, süresinden önce feshedilebilir.

Sözleşmenin feshi için haklı sebepler varsa, diğer tarafı sürenin bitimine kadar sözleşmeye katlanmaya mecbur etmek doğru olmaz.

Eğer Fatih Terim ile Futbol Federasyonu arasındaki sözleşmenin sona erdirilmesi Alaçatı olayına dayanıyorsa, bunun Federasyon bakımından sözleşmenin feshi için haklı bir sebep oluşturup oluşturmadığı değerlendirilmelidir.

Alaçatı olayının bir ülke Milli Takımı’nın teknik direktörlüğü yapılmasına engel bir unsur olarak değerlendirilmesinde, “haklı sebep” bulunursa, sözleşmenin feshi için de tazminat ödenmesi gerekmeyecektir.

Çözüm şart...

Şimdi sorulması gereken soru: Futbol Federasyonu, kişisel sebeplerle aile yakınları ve korumalarıyla birlikte restoran “basan” bir Teknik Direktör’ün sözleşmesi bitene kadar Türkiye Futbol Milli Takımı’na teknik direktörlük yapmasına katlanmak zorunda mıdır?

Cevap “evet” ise, sözleşme haksız yere feshedilmiştir, Terim tazminat isteyebilir.

Cevap “hayır” ise, sözleşme haklı sebeplerle feshedilmiştir, tazminat ödenmesine gerek yoktur.

Konunun bir an evvel çözülerek gündem dışı bırakılması faydalı olacaktır. Sürekli gündemde olması Fatih Terim’e ve bizlere yaşattığı milli sevinçlere saygısızlıktır. Tüm futbol bileşenlerini yıpratıcıdır. Başkalarını başarısız göstermeye çalışarak başarılı gibi görünmeye çalışmak faydasızdır, kimseye yararı yoktur.

Bizler tazminat tartışmalarını değil, Fatih  Terim’le yaşadığımız Milli Takım başarılarını sohbet konusu etmek istiyoruz.

İlk söz son söz olsun: Haklıysanız, yükümlülüğünüz yoktur!