İhracatçıya, avukata yeşil pasaport

Yeşil pasaport bakımından bereketli bir ay geçirdik.

Önce, en az 15 yıl kıdemi bulunan avukatlara yeşil pasaport verilmesine ilişkin Pasaport Kanunu’nun 14’üncü maddesine eklenen düzenleme, Birinci Yargı Reformu Paketi ile Meclis’ten geçti. 25 Ekim 2019 günlü Resmi Gazete’de yayımlandı. Şimdi uygulama Yönetmeliği bekleniyor.

Üçüncü derece ve üstü memurlara talepleri üzerine yeşil pasaport “verilir”. Yeşil pasaport sahibi olma onlar için bir haktır. Ama avukatlar için böyle değil. Yasal düzenleme, “Hususi damgalı pasaport verilebilir” diyor, “verilir” demiyor. Yani 15 yıl kıdemli her avukata yeşil pasaport isteme bir “hak”, bir “talep” olarak düzenlenmemiş. İdarenin takdirine bırakılmış.

Aldığımız duyumlara göre, disiplin cezası almış avukatlara yeşil pasaport verilmeyecekmiş. Yönetmeliğe, idarenin takdir yetkisine bağlı olarak böyle bir hüküm konulması tartışılıyormuş.

Bir başka husus da, TCK’daki devletin güvenliğine karşı suçlardan, anayasal düzene ve işleyişine karşı suçlardan, milli savunmaya karşı suçlardan, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluktan, terör suçlarından mahkûm olanlar ile haklarında soruşturma veya kovuşturma olan avukatlara yeşil pasaport verilmeyecek.

Buna karşılık, adliyeye karşı işlenen suçlardan mahkûm olan avukatlara yeşil pasaport yasağı kanunda yok.

Disiplin cezası

Avukatlara kanun adamı oldukları için yeşil pasaport verilecek, ama adliyeye karşı suç işlemiş kanun adamına, kanun adamı diye pasaport verilmesi yasaklanmayacak!

Mesela, davada görevli bilirkişiyi veya tanığı hukuka aykırı olarak etkilemeye teşebbüs suçundan, suç delillerini gizlemek, yok etmek suçundan iki yıla kadar ceza ya mahkûm olmuş bir avukata yeşil pasaport verilebilecek. Bu konuda da yönetmeliğe hükümler konulacakmış.

Olabilir mi? Olabilir, çünkü disiplin cezası almış, adliyeye karşı suçlardan mahkûm olmuş avukatlara yeşil pasaport verilmemesi, seyahat özgürlüğünün kısıtlanması anlamına gelmez.

Yurtiçi Kargo’dan Lütfiye Hanım

Türk insanı gerçekten bir cevher. Mesele, bu cevheri bulup, işleyebilmek.

Toprağın altında olduğu tahmin edilen elmas, yakut neye yarar ki, para bile etmez.

Ama o elmas, yakut, her neyse toprağın altından bulunup çıkarılır, işinin ehli elmas kesicilerle bir güzel tıraşlanır, alaturka mıhlamacıların eline verilirse, ışıl ışıl, doğanın içindeki en güzel renkleri ortaya çıkarıp, çevresine yayan bir değer olur.

Bakın, çevrenizde birçok böyle cevher vardır.

Yurtiçi Kargo’nun Florya Şubesi’nde çalışan Lütfiye Hanım da böyle bir cevher.

Ne zaman gitsem hep gülümser, hep mutlu.

- Lütfiye Hanım, neden böyle mutlusunuz? Kargo yerine ulaştı, siz mutlusunuz! Kargo kayboldu, siz yine mutlusunuz!

- Bir sebebi yok Hocam, ben sebepsiz mutlu olurum. Mutluluğumun bir sebebi olursa, o sebep ortadan kalktığında mutluluğum da bitmesin diye!

Lütfiye Hanım, gencecik yaşında felsefe dersi verir gibi konuşuyor.

Bu hafta kargo vermek için yine Lütfiye Hanım’ın çalıştığı şubeye gittim.

Beni görüce hemen cep telefonundan bir resim çıkardı.

Resimde, bir deniz kıyısı ve dalgalarla birlikte kıyıya vurmuş bir çöp yığını.

Resmi altında da bir yazı:

“Doğa aldığını geri veriyor!”

Lütfiye Hanım açıklıyor, “Hocam neden sebepsiz mutlu olmayı tercih ettiğimi anlıyor musunuz?”

Lütfiye Hanım’ın sebepsiz mutlu olma hakkındaki felsefi ve bilimsel temelli açıklamasıyla, kargo şubesinden ayrıldım.

Gerçekten de öyle değil midir; mutlu bir insan, etrafına da mutluluk saçar.

Siz hiç sürekli mutsuz, kendisi dahil herkesle ve her şeyle kavgalı birisiyle karşılaştığınızda mutlu olur musunuz? Yoksa ortama bir gerilim mi çöker, gökyüzünü negatif bulutlar mı kaplar?

Ne verirsek onu alırız. Denizlere attığımız çer çöpün denizler tarafından aynen iade edilmesinde olduğu gibi, çevremize verdiğimiz mutluluk veya olumsuzluk da yine çevremizce bize aynen iade edilir.

Kötünün üstünü örtüp, iyinin üstünü açalım.

Bardağın hem dolu hem boş tarafını görelim ama dolu tarafıyla mutlu olalım.

Boş tarafı sizi üzmesin.

DİĞER YENİ YAZILAR