Süresiz nafakanın adı yok!

Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde süresiz nafakayla ilgili bir çözüme yer verilmemesi bu konuda beklentisi olanlarda hayal kırıklığı yarattı. Ek bir madde ile bu konuda düzenleme teklif edilmesi için geç değil...

Süresiz nafaka konusunu artık bilmeyen kalmadı. Özellikle son bir yılda yoğun bir şekilde gündemi meşgul etti. Bilimsel sempozyumlar, çalıştaylar yapıldı. İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde 30 Eylül 2018 tarihinde yapılan “Süresiz Nafakaya Adil Çözüm Sempozyumu”ndaki görüşler bir rapor halinde hem Adalet Bakanlığı’na hem de Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na sunuldu.

Bu sempozyumdan 10 gün sonra da her iki bakanlık Ankara’da “Nafaka Sistemi” başlıklı bir çalıştay düzenledi. Başlığı, “Nafaka Sistemi” olsa da, aslında sadece süresiz nafaka tartışıldı. Çalıştay’a hem Adalet bakanı Abdülhamit Gül, hem de Aile Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, bizzat katılarak, ortada çözülmesi gereken hukuki ve sosyal bir sorun olduğuna işaret etmiş oldular.

Hem İstanbul Aydın Üniversitesi’nin düzenlediği sempozyumun, hem de hem de bakanlıkların düzenlediği çalıştayın önemi ve özelliği, süresiz nafakanın doğrudan tarafı olanların ve onların temsilcisi niteliğindeki sivil toplum kuruluşlarının katılmaları ve düşüncelerini dile getirme olanağı bulmalarıydı.

Herkes heyecanlandı

Bu sempozyum ve çalıştay üzerinden yaklaşık bir yıl geçti. Arada siyasilerin zaman zaman süresiz nafakaya çözüm için yasal çalışma yaptıklarına dair beyanları oldu. Hatta süresiz nafakanın temel olarak 5 yıl ile sınırlanması, ancak nafakaya olan ihtiyacı devam eden eşe Devletin yardımcı olması gerektiği yönünde çözüm getirileceği de dillendirildi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, göreve başladıktan sonraki ilk 100 günlük eylem planında nafakayla ilgili adil bir düzenleme getirilmesine de yer verildi.

31 yıl nafaka ödedi

Herkes heyecanlandı. Bir günlük evlilik sonrası boşanmanın bedeli olarak 31 yıldır nafaka ödeyen de heyecanlandı. 20 yıl önce boşandığı eşine, ortak çocukları da olmadığından ismini dahi unuttuğu eşine nafaka ödemeye devam eden de heyecanlandı.

15 yıldır yoksulluk nafakası ödediği eşinden olan öz çocuklarına artık iştirak nafakası ödemeyen nafaka borçlusu da heyecanlandı. Öz çocukları ergin olduklarından onlara artık iştirak nafakası ödemezken, onların annelerine ömür boyu ödeyeceği nafakanın nihayet süreye bağlanacağını düşünerek içini ferahlattı.

Yoksulluk nafakası ödeyen kişinin yeni evlendiği eşi ve çocukları artık eş ve babalarının (ya da annelerinin) tüm kazancını ailesinin geçimine, ihtiyaçlarının giderilmesine harcayacağını, eş ve babalarının (ya da annelerinin) yıllar önce boşandığı ve ne yapar ne eder hiç bilmedikleri bir kişiye ödeme yapmayacaklarını umduklarından heyecanlandılar.

Adil çözümün tam zamanı...

Süresiz nafakanın süreye bağlanması ile Sosyal Devlet ilkesinin boşanan eşlere değil, devletin kendisine yükleneceğini düşünen aile konusunda çalışan sosyologlar heyecanlandı.

Nafaka süresi bittikten sonra da nafakaya ihtiyacı devam edenlerin meslek edinmelerine öncelik verileceğini, işe alınmada öncelik tanınacağını düşünen nafaka alacaklıları heyecanlandı. Öyle ya, artık boşandıkları eşlerinden gelecek nafakaya muhtaç olmayacak, kendi hayatlarını kendileri kazanacaklardı. Devlet onlara meslek edinmelerinden yardım edecekti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın duyuracağı Yargı Reformu Strateji Belgesi’nde, süresiz nafakayla ilgili beklentisi olanlarda, süresiz nafakayla ilgili bir çözüme yer verilmemiş olması hayal kırıklığı yarattı. Ancak, adı üstünde, bu bir “yargı reformu”, “adalet reformu” değil.

Geç sayılmaz

Yargı reformu ile daha çok, yargı mekanizması içerisinde yapısal değişiklikler içeren bir reform hedeflenmiştir. Adaletin daha hızlı gerçekleşmesi için yapısal değişiklikler ön plandadır. Yargı reformu esasa ilişkin değil, usule ilişkin değişiklikleri öncelik kabul eder.

Yargı reformu ile ilgili TBMM’ye sunulan “Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına dair Kanun Teklifi” 1 Ekim 2019 tarihinde Adalet ve İçişleri Komisyonu’na havale edildi. Esas Komisyon olarak Adalet Komisyonu’ndaki görüşmeler esnasında ek bir madde ile süresiz nafakayla ilgili bir düzenleme teklif edilmesi için çok da geç sayılmaz.

Pek ala, Adalet Komisyonu’na hem süresiz nafaka borçlusu olup yıllardır ödeyen taraflardan hem de süresiz nafakadan yıllardır yaralanan taraflardan, değişik il ve yörelerden, değişik meslek ve toplumsal kesimlerden konunun doğrudan ilgilileri çağrılıp dinlenebilir. Lehe ve aleyhe görüş bildiren sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile nafaka konusuyla ilgilenmiş avukat ve akademisyenler, aile mahkemesi hakimleri ve Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nde olumlu ve olumsuz görüşe sahip başkan ve üyeleri dinlenerek, adil ve herkesçe kabul edilebilir bir çözüm bulunabilir.

Bence süresiz nafakaya adil bir çözümün tam sırasıdır.

TÜRKİYE BREXIT’E HAZIR MI?

Avrupa Birliği hep genişlemeyi tartıştı. Avrupa Birliği için ilk planda her zaman bir Avrupa ülkesinin birliğe katılması üzerine kafa yoruldu, kurallar konuldu. Avrupa Birliği’nden bir ülkenin çıkacağına kimse ihtimal bile vermedi.

Oysa biz hukukçular, her türlü ihtimali, gerçekleşmesi ihtimal dahlinde olmayan ihtimalleri bile kurallara bağlamak zorundayız.

Gerçekleşmesine ihtimal bile vermediğimiz bir durumu düzenleyen bir kural, yıllarca öylece hiç ihtiyaç olmadan kalır. Derslerde, böyle bir ihtimale ilişkin kural var ama, öğrencilerimize daha çok hayatın içinden, uygulaması yoğun olan kuralları anlatmayı tercih ederiz.

İşte, tam üye bir ülkenin birlikten ayrılması halinde neler olacağına ilişkin düzenlemeler, kurallar öngörülmediğinden, şimdi herkes birbirine bakıyor.

Gafil avlandılar

Brexit, herkesin girmek için kapıda beklediği Avrupa Birliği’ni, deyim yerindeyse, gafil avladı. Ama Birleşik Krallık kendisi de gafil avlandı. Avrupa Birliği en azından, tam üyelikten çıkışla birlikte Gümrük Birliği’nden de doğrudan ve kendiliğinden çıkılmış olunmayacağını, en azından bunun üç yıllık, beş yıllık bir sürece yayılacağını ve süre sonunda Gümrük Birliği’nden de çıkılmış olunacağını düzenlemiş olsaydı, şimdiki belirsizliklerin çoğu giderilmiş olacaktı.

Durum bilhassa Birleşik Krallık için o kadar belirsiz ki, bu belirsizlik İngiliz turizm devi Thomas Cook’un iflasına neden oldu.

Çözülebilir mi?

Şimdi bu belirsizliğin nasıl çözüleceği büyük bir sorun. Brexit, Avrupa Birliği ile anlaşmalı gerçekleşirse, belirsizlikler büyük oranda giderilmiş olacaktı. Ancak, İngiliz Parlamentosu, zamanın İngiltere Başbakanı Theresa May’in yaptığı Brexit Anlaşması’nı kabul etmeyince, ortada bir anlaşma da kalmadı.

Brexit’in gerçekleşeceği 31 Ekim 2019’a kadar bir anlaşma olabilir mi? Bunun mümkün olması çok az bir ihtimal. O yüzden İngiltere Başbakanı Boris Johnson, anlaşmasız Brexit’e hazır olduklarını söylüyor.

Şüphesiz ki, 31 Ekim’den sonra Brexi’in Türkiye ve Türk ekonomisi bakımından da sonuçları olacak. Bazı sektörlerimiz olumlu etkilenirken, bazı sektörlerimizi için olumsuz sonuçları olabilecek.

Bizi nasıl etkiler?

Türkiye olarak Brexit ile ilgili sonuçlar neler olabilir? Çalışmalar yapılıyor mu?

Bu soruyu, İstanbul Aydın Üniversitesi Batı Platformu’nun düzenlediği “2023 Hedeflerine Doğru Türkiye Ekonomisi ve Siyaseti” konulu toplantıda konuşma yapan Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı Dr. Nureddin Nebati’ye sorduk.

Bakan Yardımcısı Nebati, Ticaret Bakanlığı’nın bu konuda çalışma yaptığını söyledi. Bu sevindirici ve ferahlatıcı bir haber.

İstanbul Aydın Üniversitesi de “Brexit Türk Ekonomisi İçin Fırsatlar ve Zorluklar” başlıklı bir uluslararası sempozyum düzenleyerek, Brexit’in, eğitim sektöründeki, seyahat ve oturum vizesindeki, özellikle İngiltere’ye ihracat yapan ve oradan ithalat yapan sanayi ve hizmet sektöründeki olumlu olumsuz sonuçlarının tartışılmasına olanak sağlayacak.

Brexit’in sonuçları hakkında rapor yazılarak ilgili bakanlıklara ve meslek örgütlerine gönderilecek.