SU, ALEV VE GÜZEL YEMEK: HAPPY MOON’S

Eklenme Tarihi15.04.2017 - 20:30-Güncellenme Tarihi15.04.2017 - 20:30

İstanbul’un son beş yıldaki artı ve eksileri incelenmeli. Dünyada acaba bu derece master plansız ya da kendi planını kendisi oluşturarak büyüyen bir metropol var mı? Geçtiğimiz günlerde bir dostumun tavsiyesiyle Ataşehir Belediyesi’nin tam yanında inşa edilen Water Garden adlı yiyecek-içecek ve mini alışveriş merkezine gittim. Her yarım saatte bir yapılan ışık ve ateş şovları doğrusu şaşırttı. Alev ve suyun en son böyle görsel beraberliğini Las Vegas’ta aynı Happy Moon’s gibi bir mekanda seyretmiştim. 

Şimdi gelelim, yiyecek-içecekte bir süredir adını duyduğum fakat hiç gidemediğim bu zincirin özelliklerine...  Mesleğe yıllarını vermiş bir Türk iş adamının soyadına ithafen oluşturduğu Happy Moon’s, aslında kafeden ziyade bir restoran.

Oturduğum süre zarfında kahveden çok kocaman şık tabaklarda servis edilen Amerikan usulü tatları gördüm. Sipariş vermeden önce menüdeki yemeklerin adlarını fiyatlarıyla inceledim.

 Bu kadar şık, kapısında sıra beklenen bir restoranda alınan ödemenin hizmet karşılığının altında kaldığını görmekten mutlu oldum. Salataların gözünüzün önünde açık mutfakta yapılıyor olması çok güzel. Klasik ve ana yemek gibi daha güçlü salatalar da mevcut. Buna birkaç örnek vermem gerekirse en çok beğendiğim kinoalı levrekle şiş köfteli salata olabilir. Ayrıca cajun sevenler için içinde kaşar, mısır, domates, salatalık ve ballı hardal olan tavuk salata da iyi bir seçenek gibi görünüyor.

 Hamburgerlere gelince size tavsiyem, BBQ Burger. Zira hem çok doyurucu, hem de zengin bir tat ve yanında karamelize soğan, barbekü sos, sote mantar veya çedar peyniri gibi ilaveler de isteyebiliyorsunuz.

Uzun yıllardır İstanbul’un ünlü cafe ve restoranlarında çalışmış şef Zeki Taşdemir, mutfağın başında. Özellikle Meksika yemeklerinde uzman, dolayısıyla da quesadilla’larda büyük başarı sağlamış. Oldukça büyük bir yeri olan restoranı dolaştığımda çoğunluğun fajitas ve burritos yediğini gördüm. Benim oyum ise soğan, renkli biberler, sour cream salsa, avokado püresi ve tortilla ekmekleriyle servis edilen, iki kişinin rahatlıkla paylaşabileceği ızgara biftek veya ızgara tavuk fajita combo oldu. Bunun yanında bir de yine renkli biberler, Meksika pilavı ve sour cream sosla servis ettikleri tortilla ekmeğine sarılı sote tavuk ve mantar, özellikle genç kuşak için tercih edilecek bir seçenek olabilir.

Tatlılar şovla sunuluyor

Dürümlerde etli olan, kreplerdeyse tavuklu ve mantarlı olan denenmeli. Makarnalara gelince menüye yeni giren taze somonlu fettuccine denenebilir. Kocaman porsiyonlu yemeklere midenizde yer ayırdıysanız, gratine piliç göğsüyle hazırlanmış taze mozzarella peyniriyle bezendirilmiş chicken bella, büyük bir tabakta buğdaylı pancar risotto, brokoli ve patatesle geliyor. Et tercih edenler içinse beğendili köfte ve cafe de Paris soslu bonfile yer alıyor.

Tatlılara gelince en enteresanı kızgın tavada çikolata sosuyla masanıza gelen ve küçük bir şovla sunulan dondurmalı browni. Yine çok beğendiğim bir Uzak Doğu lezzeti olan kızarmış dondurmanın da tadına bakmalısınız. Masadaki tüm dostlarımın ortak olarak anlaştığı lezzet, şef Zeki Taşdemir’in kendisini aştığı tarifiyle pişmaniyeli cheesecake oldu. Bir tanesi yetmeyince garsonumuz Cihan Yıldırım, bir tane daha getirerek imdada yetişti.

Bu mekan aslında aile işletmesi. Emirhan ve Batuhan Kazancı kardeşler tarafından çok kısa zamanda, gece gündüz çalışılarak üç ay içinde hizmete açılmış. İkisi de hem aşçı, hem de işletmeleriyle ilgili en ince detaylara bile hâkimler. Açılıştan kapanışa kadar işlerinin başındalar, ayrıca evlerinin balkonundan da restoranı izleme imkânları var.