Uygarlıklar buluşması

Eklenme Tarihi26.09.2008 - 1:19-Güncellenme Tarihi26.09.2008 - 1:20

İspanya Başbakanı Zapatero “Medeniyetler Buluşması” için Türkiye’ye geldi. Türk Başbakanı ile İspanyol Başbakanı birlikte iftar yaptılar. Böylelikle, uygarlıkların buluşması gerçekleşti.
Uygarlıklar buluşması, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’nin onayladığı bir proje. Değişik dinler, değişik kültürler arasında karşılıklı hoşgörüyü, saygıyı, anlayışı yerleştirmeyi amaçlayan, bu nedenle de desteklenmesi gereken bir proje.
Bir konuyu başından beri anlayabilmiş değilim. Buluşan uygarlıklar hangileri? Nedense resmi konuşmalarda, açıklamalarda hangi uygarlıkların buluştuğu konusuna hiç değinilmiyor. Herkesin bildiği varsayılıyor herhalde.
Burada kastedilen, Hıristiyanlıkla Müslümanlığın buluşması ise, uygarlıkla din karıştırılıyor demektir. Oysa bunlar çok farklı kavramlar. Uygarlıkları din üstünden tanımlamak son derece tehlikeli. Kaldı ki, laik bir devletin Başbakan’ının bir dinin sözcüsü olarak hareket etmesinin laiklik ilkesiyle ne ölçüde bağdaştığı sorulabilir. 
Kastedilen, Batı uygarlığı ile İslam uygarlığı arasındaki buluşma ise bunun doğurduğu başka sorunlar var.
Edgar Morin, “Avrupa’yı Düşünmek” başlıklı kitabında uygarlık ile kültür arasında ayrım yapar. Bu ayrıma göre, kültür “Bir topluma özgül ve tekil olanı, uygarlık ise bir toplumdan diğerine aktarılabilen, alınıp verilebileni” anlatır. Kültür yereldir, uygarlık ise evrensel.
Batı uygarlığı, Sarkozy’nin iddia ettiği gibi, belirli bir din ya da coğrafi alanla sınırlı değil. Batı uygarlığının temelinde Yunan, Roma, İslam uygarlıkları var. Yahudilik ve Hıristiyanlık da etkilemiş. Hıristiyanlık ise, Avrupa’da doğan bir din değil. Sonradan Avrupa’ya gelmiş. Avrupa’ya sıkışıp kalmasının nedeni, İslam kuşatması. Gerçi Rönesans, Aydınlanma, sanayi devrimi Avrupa’nın batısında ve güneyinde doğmuş.
Ama sonra Rusya’ya, Atatürk devrimleriyle de Türkiye’ye kadar uzanmış. Bununla yetinmemiş, Amerika’ya, Avustralya’ya, Japonya’ya sıçramış. Böylelikle Batı uygarlığı evrenselleşmiş. Bu nedenle, Batı uygarlığının değerleri bugün artık Batı Avrupa’nın tekelinde değil.
Evrensel değerler. İnsan hakları, demokrasi, hukuk devleti bütün insanlığın kabul ettiği değerler. Batı uygarlığının değerlerinin evrenselleşmesindeki en önemli etken, Batı düşüncesinin laik niteliği.
O nedenle Batı uygarlığını bir Hıristiyan uygarlığı olarak görmek, her şeyden önce bu uygarlığın evrenselliği, laik niteliğiyle bağdaşmaz.
Burada asıl sorun şu galiba: Biz kendimizi nasıl tanımlıyoruz? Batı uygarlığının bir parçası olarak görüyor muyuz? Cumhuriyetin modernleşme projesinin amacı Türkiye’yi Batı uygarlığını benimsemiş modern, çağdaş bir devlet yapmaktı. Bu amaç bugün için de geçerli değil midir?
Uygarlıklar buluşması projesinin iki eşbaşkanından biri, Başbakan Zapatero Batı uygarlığının sözcüsü ise, diğer eşbaşkan olan Başbakan Erdoğan hangi uygarlığın sözcüsü?
Türkiye kendini Batı uygarlığı içinde gördüğü içindir ki, AB’ye tam üyelik için başvurdu. Uygarlıklar buluşması projesinde Batı dışında bir uygarlığın sözcülüğünü yapmamız kendimizi başka uygarlığa ait görmemiz anlamını taşımaz mı? Dolayısıyla, Türkiye’nin Batı değerleriyle ilgisinin bulunmadığını, AB içinde yeri olmadığını ileri sürenlerin eline bir koz verilmiyor mu?
Uygarlıkların buluşması projesinin iyi niyetli, doğru amaçlara yönelmiş önemli bir proje olduğu kuşkusuz. Ancak, projenin uygarlıkları temel almasının yarattığı kuramsal sorunlar var.
Bu sorunlar Türkiye’nin yeri ve neyi temsil ettiği yönünden büsbütün önem taşıyor.

Etiketler