Picasso’nun sır gibi korunan mezarında

4 Temmuz 2009

1973’te 92 yaşında ölen İspanyol ressam Pablo Picasso’nun Vauvenargue Şatosu’nun sahanlığındaki mezarı geçen ay sınırlı sayıda ziyaretçiye açıldı

Güney Fransa’nın tipik bir dağ köyü, 1000 kadar nüfusun yaşadığı Vauvenargue’a doğru tırmanan minibüste yolculuk ederken bir yandan da hayal kuruyorum: Karşımda 15 yıl önce cenazesini İstanbul’a yolcu ettiğimiz Abidin Dino, uzattığım fotoğrafa gözünün ucuyla bakıyor, o her zamanki muzip ifadesiyle, “Şimdi beni kıskandırdın doğrusu. O şatonun içini ve Picasso’nun yattığı mezarı ben bile görmemiştim” diyordu hayalimde. Teyidi iyice abes kaçacağından Abidin Bey’in gerçekten de Picasso’nun mezarını görüp görmediğini Güzin Dino’ya sormadım tabii ki. Ama 1973’te 92 yaşında ölen İspanyol resim dehasının o tarihlerde çok yakın çevresinde bulunan birkaç kişi dışında, şu son günlere kadar bir devlet sırrı gibi korunan Vauvenargue Şatosu’nun sahanlığındaki mezarı gören olmadığı gayet iyi biliniyor. İlk gören kişilerden bir ben olacaktım yani.
Minibüs şatoyu çepeçevre kuşatan duvarın önüne geldiğinde hayallerimin yıkıldığını hemen anladım. Görüntülemek, fotoğraf makinesi veya cep telefonuyla resim çekmek yasaktı, “aile” öyle talimat vermişti. “Yani mezarı başında huşu içinde bir hatıra resmimiz olmayacak mı?” diye sordum. Hongkonglu bir genç bayan meslektaş espri yaptığımı düşündü, daha doğrusu anladı, Çin kültürüne özgü bir tonlamayla ve kısık sesle güldü. Avrupalı basın mensupları ise duymazlıktan geldi.
İspanya iç savasının en kanlı günlerinde meşhur Guernica tablosunun da sergilendiği, 1937 Paris Evrensel Fuarı’nda İspanyol Cumhuriyeti Pavyonu’nun girişine konan Picasso’nun “elinde vazo tutan kadın” heykelinin bir replikası mezar taşı olarak önümüzde duruyordu. Heykelin altında Pablo Picasso ile 15 Ekim 1986’da yine aynı Vauvenargue Şatosu’nun parkında sabaha karşı beynine kurşun sıkarak intihar eden son karısı Jacqueline yan yana yatıyorlardı.
Aslında Picasso bu şatoda en fazla üç yıl kalmış. Hem kendi hem de başka ressamların paha biçilmez tablolarından oluşan dev resim koleksiyonunu buraya taşımış. Pablo Picasso’nun Vauvenargue’daki çalışmaları sırasında yaptığı resimler sanatçının Akdeniz bitki örtüsünün o kendine has koyu yeşil rengini cömertçe kullandığı bir dönemini temsil ediyor. Koleksiyon ise şimdi Paris’teki Picasso müzesini dolduruyor.

Yazının devamı...

’68 Türkiye’deki öğrenci hareketleri nasıldı?

18 Mayıs 2008

Paris’e ilk ayak basışım 1972 yılının mayıs ayının ilk günlerine rastlar. Aslında tam da Türkiye’de, celladın Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının boynuna ilmeği geçirdiği günlerdeydik. Ya bir gün önce ya da bir gün sonrası olmalı.
Doğrusu o ki, ben o tarihlerde kafamı devekuşu gibi kuma gömecek yer aradığımdan 6 Mayıs infazlarını, kelimesi kelimesine “Çocukları astılar” diye memleketten kötü haberi aktaran genç garsondan birkaç gün gecikmeyle öğrendim.
Kötü haber Paris’i gezmeme engel olmadı. Kendi çocukluk yıllarımda kurduğum hayallere uyacak olsam Paris’te ilk gideceğim yer Louvre Müzesi olurdu. Ama Paris’i Latin Mahallesi'nden başlayarak gezmeye koyuldum. 

Sanki eğleniyorlardı
Buraları gezerek bir çeşit “devrimci hacı” olmayı özlemiş değildim. “Fransa başkentinin en hareketli yerleri oralarıdır” tavsiyesine uyup kendimi Saint Michel metro istasyonundan dışarı atmıştım. O yıllarda bizde Batı ülkelerindeki gençlik olayları pek önemsenmezdi. Önce Almanya’daki gençlik lideri Rudi Dutschke adını basından duyduk. Peşinden Daniel Cohn-Bendit ön plana geçti. Her ikisi de ama özellikle bu ikincisi, öncelikle “cinsel devrim” peşinde koşan sosyalizmden çok anarşizme yatkın liderlerdi.
Fransa’da 1968’de bir ay boyunca yer yerinden oynamış ama devleti ele geçirmek bir yana, bizce sanki “eğlenceli” bir ay geçirmişlerdi. Gençlik olaylarına işçi grevleri eklenince koskoca General De Gaulle bir gecede Batı Almanya’daki Fransız işgal kuvvetleri komutanı General

Yazının devamı...

Künyeler Muhafızı’nın hareketli politik yaşamı

30 Mart 2008

Fransa’da adalet bakanlarının resmi adı “Adalet Bakanı ve Künyeler Muhafızı (Garde des Sceaux)” olarak geçer. Tüm resmi mühürler bu bakanlıkta muhafaza edilir.
Bir metnin altına vurulduğu zaman tüm devleti bağlayan Fransa Cumhuriyeti’nin künye ve mühürleri 10 aydır 12 çocuklu, Mağripli, göçmen, Müslüman, varoşlardan çıkma bir ailenin kızı, 43 yaşındaki Rachida Dati’ye teslim edilmiş durumda. Üstelik söz konusu 12 çocuktan ikisi uyuşturucu kaçakçılığından sabıkalı ve davaları da devam ediyor.
Adalet Bakanlığı binasının girişi Cartier, Chaumet, Alexander Reza, Van Cleef gibi ünlü mücevhercilerinin bulunduğu Vendome Meydanı’na bakıyor. Bakanlık, Muhammed El Fayed’in (Galler Prensesi Diana’nın son sevgilisi Dodi’nin babası) sahibi olduğu Ritz Oteli’nin de kapı komşusu. Öyle ki bakan Dati her gün giriş çıkışlarında milyoner yolcularını bekleyen limuzinler ya da Rolls-Royce’larla karşı karşıya artık.
Adalet Bakanlığı yürütme-yargı ilişkisinin karmaşıklığı dolayısıyla Fransız anayasal sisteminde ülkenin kilit koltuklarından biri durumunda. Nitekim Rachida Dati dünyanın şaşkın bakışları arasında bu göreve geldiği 18 Mayıs 2007’den beri kaçak göç, göçmen çocuklarına DNA testi uygulaması, sabıkalı çocukların yeniden suç işlemesi, adliye haritasının yenilenmesi gibi fırtına koparan polemiklerin merkezine yerleşti.
Bakan Dati son olarak, Nicolas Sarkozy’nin seçim vaatlerine uygun şekilde, önümüzdeki ay “basın mensuplarının bilgi kaynaklarını korumasına” yönelik yeni bir yasa tasarısını meclise sevk edecek.
Bir yandan da giyim kuşamıyla kendinden söz ettiriyor. Magazin dergilerinde yayımlanan fotoğraflarıyla, başta Christian Dior olmak üzere büyük moda evlerinin tuvaletleri, kapkara gözleri ve doğulu tebessümüyle çok az kimsenin ilgisiz kalabildiği Dati, Fransız politik yaşamının demirbaşları arasına girmiş görünüyor.

Eski first lady Cecilia’nın gözdesi olmakla suçlandı

Yazının devamı...