Arter’in Sergileri-2

Ocak ayına kadar devam edecek sergileri çağdaş Türk sanatının bir özeti olarak değerlendirebiliriz.

Geçen hafta Arter’de yer alan Altan Gürman retrospektifi ve Ayşe Erkmen’in “Beyazımtırak” isimli sergilerinden bahsetmiştim. Bu hafta ise “Kelimeler Pek Gereksiz”, “Saat Kaç?” ve “Bir An İçin Durdu”dan bahsedeceğim.

Geçen haftaki yazıyı okumayanlar için şu hususu tekrar belirtmekte fayda var. Yeni açılan bir müzenin, galerinin ilk sergisi/sergileri o kurumun gelecek perspektifi, artistik yaklaşımı açısından büyük önem taşır ve bu ilk sergiler sonrakilere yol gösterir. Bu sergileri değerlendirirken bu noktadan hareket ediyorum.

“Kelimeler Pek Gereksiz” Arter koleksiyonundaki 42 sanatçının eserlerinden oluşan bir seçki. Selen Ansen’in küratörlüğünde düzenlenen “sergi, alışıldık nesne odaklı perspektifin ötesine geçerek, bir sanat kurumunun barındırdığı ve muhafaza ettiği maddi olan veya olmayan şeyler üzerine düşünmeyi öneriyor.” Sergide en beğendiğim eserler Francis Alys’in 2004 tarihli “Gece Devriyesi” isimli video eseri; Elmas Deniz’in 2010 tarihli “Sümerbank”ı ve Ali Kazma’nın 2010 tarihli “O.K.”yi oldu.

Arter’in Sergileri-2

“Saat Kaç?” da Arter koleksiyonundaki eserlerden oluşuyor. Bu sergide ise 34 sanatçıdan eserler var. Eserler zaman, mekan ve bellek kavramları etrafında bir araya geliyor. Bina yeni olduğu, yani bizim için yabancı bir mekan olduğundan, hangi eserin hangi sergiye dahil olduğunu anlamak zorlaştığı için bir aradalık kesintiye uğrayabiliyor. Dikkatimi daha çok çeken eserlerin başında hiç şüphesiz Sarkis’in “Çaylak Sokak”ı geliyor. 1986 tarihli “Çaylak Sokak” çağdaş Türk sanatının mihenk taşlarından biri olması açısından son derece önemli. (Detaylı bilgi almak için Emre Baykal’ın Arter Yayınları’nın “Yakın Plan” serisinden çıkan kitaba başvurabilirsiniz) Video Art’ın kurucusu kabul edilen Nam June Paik, Mona Hatoun, Hüseyin Bahri Alptekin, Cevdet Erek ve Deniz Gül diğer dikkat çeken sanatçılar. Hale Tenger’in “Dışarı çıkmadık, çünkü hep dışardaydık / İçeri girmedik, çünkü hep içerdeydik” isimli eserini bembeyaz bir müzede görmek açıkçası benim çok hoşuma gitmedi.

Birikimin yansıması

İnci Furni’nin “Bir An İçin Durdu” başlıklı sergisinde sanatçının uzun zamandan beri izlediği hafif, sıradan, boşluklu desenlerin kağıt üzerine akrilik kullanılarak yapılmış resimlerini görüyoruz. İşlerinin merkezinde gündelik nesneler yer alan sanatçı, sergiye eşlik eden yayında küratör Eda Berkmen’le yaptığı söyleşide eserleri birleştiren şeyi şu sözlerle aktarıyor:

“İki yıl evvel Hong Kong’a gitmiştik… Girdiğim yer bir tür alışveriş merkeziymiş, Türkiye’dekilere benzeyen bir AVM ama kullanılmayan AVM’ler vardır ya onlardan… O AVM’nin en alt, zemin katına üç adet bank konmuştu. AVM’nin acayip soğuk gri bir zemin kaplaması olduğunu hatırlıyorum. Bu banklarda yaklaşık beş-altı kişi oturmuş, orada boş boş bakıyorlardı; bunun gibi bir an aslında sergideki de.”

Ocak ayına kadar devam edecek sergileri çağdaş Türk sanatının bir özeti olarak da değerlendirmek mümkün. Arter çağdaş Türk sanatının en büyük koleksiyonlarından birine sahip olduğuna göre ilk sergilerin de bu birikimin bir yansıması olması gayet normal ama başka bir küratöryel ekip aynı koleksiyondan çok daha farklı ve etkileyici bir seri hazırlayabilirdi. Her şeye rağmen böyle bir kurumun açılmış olması, bu sergilerin düzenlenmesi Türkiye’de çağdaş sanatın geleceğinden umut duyabileceğimizin bir göstergesi.