Contemporary İstanbul rüzgarı

Geçen hafta Ai Weiwei sergisinden bahsetmiştim bu hafta Contemporaray Istanbul’un kısa bir değerlendirmesini yapmak istiyorum.

Eylül ayı İstanbul’da sanatın en yoğun hissedildiği zaman dilimi olarak hızla geçiyor. Hiç tartışmasız 15. İstanbul Bienali, 12. Contemporary İstanbul (CI) çağdaş sanat fuarı ve Sabancı Müzesi’ndeki Ai Weiwei sergisi en ön plana çıkan etkinlikler. Bunların dışında şehirde görülmesi gereken onlarca sergi var.

Geçen hafta Ai Weiwei sergisinden bahsetmiştim bu hafta Contemporaray İstanbul’un kısa bir değerlendirmesini yapmak istiyorum.

Cazip bir program

Öncelikle fuarın bienalle eşzamanlı yapılıyor olmasının etkisini ben hissettim. Yurt dışından gelenlerin bir kısmı, ister sanatçı, ister sanat eleştirmeni, ister küratör, ister koleksiyoner olsun iki etkinliğin eşzamanlı olmasından son derece memnundular. Bir kısmı normalde sadece fuara gelirken bu yıl bienali de açılış haftasında görme imkanına eriştikleri için son derece memnundular. Örneğin Ortadoğu’nun en önemli koleksiyonerlerinden ve sanat hamilerinden biri olarak gösterilen Adel Dalloul’la yaptığım sohbette bu modelin özellikle Körfez ülkelerinde sıklıkla uygulandığını hatırlattı. Katar’da her yıl yapılan The New York Times konferansının bitişiyle Dubai Sanat Fuarı’nın başlangıcı eşzamanlıdır, iki yılda bir de Sharjah Bienali bu tarihlerde başlar. Ayrıca bu yıl Abu Dhabi Sanat Fuarı’yla birlikte uzun zamandır beklenen Louvre Abu Dhabi’nin de açılışı gerçekleşecek. Böylelikle sadece bir etkinlik için o ülkeyi ziyaret etmeyecek sanatseverlere daha cazip ve yoğun bir program sunuluyor. 2018 Eylül’de İstanbul, dünya sanat haritasında daha sağlam bir yer edinecek. Nasip olursa hep beraber göreceğiz. Bu isabetli kararından dolayı Contemporary İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli’yi ve fuarın direktörü Kamiar Maleki’yi tebrik ederim.

Contemporary İstanbul rüzgarı

80 bin ziyaretçi

Bazı köşe yazarları ve hatta sanat eleştirmenlerinin fuarın artistik yönünün zayıf olduğundan veya tavsiye ettikleri bir eserin ziyaretçiler tarafından yerinde bulunamadığından çünkü satıldığı için galeri tarafından başka bir eserle değiştirildiğinden yakındıklarını üzülerek okudum. Öncelikle Contemporary İstanbul bir fuar, bir ticari girişim. Birincil hedefi koleksiyonerlerin sanat eserleri satın almaları olan bu fuarı tabii ki sanatseverler, sanat eleştirmenleri de ziyaret ediyor. Bazı eserleri de sadece fuar süresince görmek mümkün. Örneğin ben İbrahim El-Salahi’nin “Flamenco Dancers” isimli eserini bir daha görme ihtimalimin çok düşük olduğunun farkındayım. El-Salahi’nin Tate Modern’de solo sergisi açılan ilk Afrikalı sanatçı olduğunu ve “Flamenco Dancers”ın da bu sergide yer aldığını belirtmek isterim.Contemporary İstanbul rüzgarı

Peki ticari olarak bu fuar başarılı mıydı? Net rakamlara tam olarak ulaşamadım lakin öngösterim dahil 5 gün süren fuarı yaklaşık 80 bin kişinin ziyaret ettiğini biliyoruz. Fotoğraf çekmek, eserleri görmek için gelenler tabii ki büyük çoğunluğu oluşturuyor.

Önemli rakamlar

Fuarda satışa çıkan eserlerin toplam tutarı 55 milyon dolardı ve büyük çoğunluğunun satıldığını söyleyebilirim. Yayoi Kusama’nın “Infinity” isimli eseri 500 bin euro’yla satışa çıkan ve satılan en pahalı eser oldu. Hemen ardından da Fahrelnisa Zeid’in eseri 500 bin dolara satıldı. Bunlar Türkiye sanat piyasası için önemli rakamlar. Contemporary İstanbul gibi butik sayılabilecek bir fuar için son derece etkileyici rakamlar. Umarım yapılan satışlardan büyük kısmı uluslararası koleksiyonerler tarafından gerçekleşmiştir.