Samed Karagöz

Samed Karagöz

samedkaragoz@gmail.com

Tüm Yazıları

Belkıs Balpınar’ın “Dokuma-ma” sergisi, kilimin çağdaş sanatın bir parçası halinde nasıl ele alınabileceğini gösteriyor.

Belkıs Balpınar geleneksel bir sanatın bugüne nasıl uyarlanabileceğine dair son derece başarılı işlere imza atıyor. Malum kilim özellikle Anadolu’da yüzlerce yıldan beri var olan bir sanat formu. Ama maalesef geleneksel sanatlarımızın hemen tamamının başına gelen talihsizlik onun da yakasını bırakmıyor. Geçmişe ait bu sanata bugün artık sanat demek maalesef mümkün değil, en fazla söylenebilecek şey zanaat olur. Artık zanaat haline gelmiş bir yaklaşımı tekrar sanat haline getirebilmek elbette ki son derece zor bir uğraş. İşte Belkıs Balpınar’ın başarısı da burada yatıyor.

Geleneğin yeni hali

Haberin Devamı

Sanatçı, Anna Laudel Contemporary’de 10 Haziran’a kadar devam edecek olan “Dokuma-ma” başlıklı sergisinde kilimin çağdaş sanatın bir parçası halinde nasıl ele alınabileceğini gösteriyor. Çağdaş sanat demek belki biraz iddialı olabilir ama daha çok modern soyut resmin ya da minimal sanatın kilime yansımış hali demek daha uygun olabilir. Eserlerinde yer alan daireler, elipsler, başka geometrik şekiller, karışık kompozisyonlar ve “boş”luklar bu etkiyi pekiştiriyor.

Hareketin peşinde

Sergide sanatçının 1990’lardan itibaren ürettiği ilk işlere de yer verilmesi nedeniyle sanatçının izlediği yolları görmek mümkün, bu da sergiyi daha önemli kılıyor. Belkıs Balpınar verdiği bir röportajda “Anadolu kilimlerindeki motifler filan çok güzel ama o düz, durmadan tekrarlayan şeyler nedeniyle, önce derinlik aramaya başladım, sonra da hareket aramaya başladım. Devamlı derinlik ve hareketin peşindeyim” diyerek sanat yaklaşımını ortaya koyuyor. Ayrıca sanatçının mikro ve makro evrenlerle, uzaydaki değişik uzamlarla ilgilenmesinin eserlerinde yer alan bazı temaları daha iyi anlayabilmek için faydalı bir bilgi olacağını düşünüyorum.

Sergide yer alan özellikle son dönem işlerinde sanatçının dokunmamış olarak bıraktığı alanlar hem minimal yaklaşıma uyarken hem de kullandığı desenlerin daha fazla ön plana çıkmasını sağlıyor.

Haberin Devamı

Balpınar bu alanda tek değil; örneğin Şakir Gökçebağ’ın halıyla kurduğu münasebet ya da Azeri sanatçı Faig Ahmed’in eserleri de dokuma sanatı kullanılarak günümüzde nasıl canlı ve bugünün görsel algısına hitap eden eserler üretilebileceğini gözler önüne seriyor.

Jameel Prize

Geleneksel İslam sanatlarından ilham alan eserleri çağdaş sanatla buluşturan Jameel Prize, Londra’daki Victoria&Albert Müzesi tarafından Suudi Jameel Ailesi desteğiyle her iki yılda bir veriliyor. Son ödül töreni İstanbul’da Pera Müzesi’nde yapılarak bir ilke imza atılmıştı. Geçtiğimiz günlerde ise bu yılın adaylıkları paylaşıldı. Amerika’da yaşayan Iraklı sanatçı Hayv Kahraman, İranlı Kamrooz Aram, tasarımcı Nisreen [Nesrin] ve Nermeen [Nermin] Abudail yani “naqsh” [Nakış] collection, tasarımcı Hala Kaiksow, mimar Marina Tabassum, Pakistan Lahorlu minyatür sanatçısı Wardha Shabbir, Fransa’da yaşayan Iraklı sanatçı Mehdi Moutashar ve Faslı görsel sanatçı Younes Rahmoun eserleriyle finale kalan isimler. Eserler 28 Haziran’da Victoria&Albert Müzesi’nde açılacak sergiyle sanatseverlerle buluşacak. Umarım daha sonra bu sergi İstanbullu sanatseverle buluşmak için tekrar Pera Müzesi evsahipliğinde sergilenir.