SOSYAL MEDYANIN GÜCÜ

Teknolojiyle beraber yaşadığımız dünya ve yaşam biçimimiz de hızla değişiyor. İçinde olduğumuz için maalesef her zaman farkına varamıyoruz

Geçtiğimiz günlerde ailecek yaptığımız şehirlerarası bir yolculuktan önce 7 yaşındaki oğlum Ali Emir kütüphanemden bir CD’yi alarak çantasına koymuş. Arabaya biner binmez bu CD’yi dinlemek istedi. Bir klasik müzik albümüydü. Niçin bunu dinlemek istediğini sorduğumda aldığım cevap beni hayli şaşırttı. Oğlum daha önce hiç CD’den müzik dinlemediğini söyledi.

Geçtiğimiz günlerde Sony Music şirketi ikinci çeyrek rakamlarını açıkladı. Streaming servislerinden yani Apple Music, Spotify, Deezer gibi platformlardan, olan kazancını geçen yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüze 27 artırarak 600 milyon dolardan fazla bir gelir elde etmiş.

Yaşam biçimini değiştiriyor

Dünyanın en büyük müzik şirketlerinden bir diğeri olan Universal Music’te de durumun pek farklı olduğunu sanmıyorum. 4-5 yıl önce büyük bir krize giren Universal’in bugünkü değeri yaklaşık 50 milyar dolar. Onun da en büyük gelir kaynaklarından birisi streaming platformları. Teknolojiyle beraber yaşadığımız dünya ve yaşam biçimiz da hızla değişiyor. İçinde olduğumuz için maalesef her zaman farkına varamıyoruz. Sony istediğimiz her zaman yanımızda müzik dinlememize imkan sağlayan Walkman’i piyasa çıkaralı tam 40 yıl oldu. Walkman piyasa çıktığında da benzer bir etkisi vardı. Sadece müzik dinleme biçimimizi değil yaşama biçimizi de değiştirmişti. Müziğin seyyar hale gelmesi bugün müziğin daha çok internet üzerinden dinlemesiyle devam ediyor.

Değişiklik sadece burada değil. Sosyal medya da hayatımızın artık vazgeçilmez bir bölümünü oluşturuyor. Hatırlayın, sosyal medya yeni yeni yaygınlaşmaya başladığı dönemlerde genel söylem şu şekildeydi: Hayat sosyal medyadaki gibi değil. Bugün de benzer söylemleri az da olsa duymaya devam ediyoruz ama özellikle gençler için hayatın vazgeçilmez bir tarafı sosyal medya. Burada oluşan yeni markalar, bunlar arasında kurumsal firmalar da var bireysel girişimlerle kendi markasını oluşturan gençler de, artık gündeme yön vermeye başlıyor. Konvansiyonel medya hızla güç kaybederken sosyal medya daha da hızlı bir şekilde etkisini artırıyor.

Bu etki kendini sosyolojik bağlamda daha çok hisettiriyor. Örneğin bir yerde haksızlığa uğradığını düşünen birinin attığı tweet yeterince paylaşım alırsa sorunun daha hızlı çözüldüğü ya da yaşanan toplumsal bir olayla alakalı sosyal medyada gösterilen tepkilerin çığ gibi büyüyebildiği ve karar alıcıların buna göre kararlar alabildiklerini görüyoruz.    Siyasetin doğrudan işleyişiyle alakalı sosyal medyanın etkisi hâlâ birinci sırada değil ama yakın zamanda bunu görmenin hiç de şaşırtıcı olmayacağını rahatlıkla söyleyebilirim.