1998'de dış politika

1998'de dış politika

       TÜRKİYE'nin dış dünya ile ilişkilerinde 1998, tarihe herhalde en fazla sorunla karşılaşıldığı yıl olarak geçecek.
       Yıllardan beri süregelen bazı sorunlara 1998'de yenileri eklendi. Ankara'nın dış politika gündemi kabardıkça kabardı. Gerçi (Kuzey Irak'a zaman zaman yapılan sınırlı operasyonlar dışında) komşularla herhangi bir sıcak çatışma olmadı; ama birçok yakın ülke ile, hatta bazı müttefiklerle, gerginlikler yaşandı.
     Türk diplomasisi eski veya yeni sorunlara çözüm aramakta zorlanırken, içte siyasal istikrarsızlığın da sıkıntısını yaşadı. Vizyon ve siyasi irade eksikliği sonuçta bazı meselelerin kilitli kalmasına yol açtı.
       Ancak, bütün bu zorluklara ve sıkıntılara rağmen, Türkiye jeostratejik konumu ve potansiyeli sayesinde uluslararası arenada önemini koruyabildi...
       * * *
       YIL boyunca Türkiye'yi meşgul eden dış politika sorunlarının uzun listesinin başlıca bölümlerine kısaca bakalım:
     * KIBRIS: Yıl içinde Türkiye'nin - ve KKTC'nin - politikasında temel bir değişiklik oldu: "İki kesimli federasyon" tezi ve çözüm için "toplumlararası müzakere" yöntemi terkedildi. Yerine "iki eşit devlete dayalı konfederasyon" görüşü benimsendi ve görüşmelerin - gerçekleşirse - bu yeni esaslara göre yapılması istendi. Ağustos ayında ortaya atılan bu tezi Rum - Yunan tarafı kabul etmedi. Birkaç diplomatın "anlayışlı tavrı"na karşılık genelde ilgili devletler ve BM (son Güvenlik Konseyi'nin kararında görüldüğü gibi) bu görüşe karşı çıktı. Bu arada AB'nin Güney Kıbrıs'la üyelik müzakerelerine oturması, iki taraf arasındaki uçurumu daha da derileştirdi. KKTC, Türkiye ile daha sıkı bir entegrasyona doğru adımlar attı.
     Yıl boyunca Kıbrıs'a S - 300'lerin gelmesi olasılığı gerginlik yarattı. Türkiye'nin bu konudaki sert uyarıları - ABD ve AB'nin de baskıları - sonunda Klerides yönetimi füzeleri adaya konuşlandırmaktan vazgeçti. Ancak Rum - Yunan tarafı bu kez S - 300'leri "siyasal silah" olarak kullanmaya yöneldi...
     * EGE: Türk - Yunan ilişkileri 1998'de inişli - çıkışlı seyrini sürdürdü, zaman zaman (özellikle askeri tatbikat ve hava ihlalleri yüzünden) gerginlikler yaşandı. Ege ile ilgili sorunların çözümü için Dışişleri Bakanı İsmail Cem'in şubatta sunduğu 5 maddelik öneri Atina'da dikkate bile alınmadı. Taraflar eski pozisyonlarını korurken, bu durumun tek olumlu yanı, bir çatışmaya gitmemek ve statükoyu bozmamak konusunda gösterilen özen oldu...
       * AB ADAYLIĞI: 1998, Aralık 1997'de Lüksemburg zirvesinde alınan - ve Türkiye'ye eşit aday statüsünü vermeyen - kararından farklı yeni bir durum getirmedi.
Gerçi ekimde AB Komisyonu'nun raporu Türkiye'nin adaylık statüsünü fiilen doğruladı, ama Ankara bunu da - içeriğini boş saydığı için - tatmin edici bulmadı. Viyana zirvesinde de bu yönde yeni bir gelişme olmayınca, iş gene havada kaldı. Sonuçta Ankara ile AB arasındaki ilişkiler dondu ve Türkiye'de AB üyeliği konusundaki umutlar da söndü...
       * PKK FAKTÖRÜ:
Türkiye, Güneydoğu'da ve Kuzey Irak'ta teröre karşı elde ettiği askeri başarıdan sonra, sorunun kökünü kazımak üzere eylülden itibaren Suriye'ye karşı sert bir kampanya başlattı. Sonuçta Adana mutabakatı ile Öcalan'ın Suriye'den çıkarılması ve PKK'nın faaliyetinin yasaklanması sağlandı. Ne var ki, Apo'nun önce Moskova'ya, oradan Roma'ya geçmesi ve İtalya'nın onu barındırması, yepyeni ve kritik bir durum yarattı. Bu kez PKK'nın Avrupa platformuna çıkması ve terör örgütünün de siyasileşmesi tehlikesi ortaya çıktı. Bu yüzden Ankara'nın İtalya ile - diğer bazı Avrupa ülkeleri ve kuruluşları ile de - ilişkileri gerginleşti. Bu olayın uluslararası arenaya yansımaları artık Türkiye'nin başlıca dış politika sorunu haline geldi...
       * K. IRAK:
Yıl içinde Kuzey Irak'taki Kürt 'oluşumu' Ankara'yı yakından meşgul etti ve kaygılandırdı. Kürt liderlerinin Washington'da eylülde vardıkları anlaşmaya Türkiye tepki gösterdi. Sonradan yapılan açıklamalar ve verilen güvenceler dahi kuşkuları tam dağıtmadı. Irak'ın bobalanmasından sonra ortaya çıkan yeni durum, Türkiye'yi gene sıkıntıya soktu...
     * CEYHAN HATTI: Bakü - Ceyhan petrol boru hattı projesinin 1998'de karara bağlanması umudu gerçekleşmedi. Bunun başlıca nedeni petrol şirketlerinin ekonomik nedenlerle projeye sıcak bakmaması. ABD'nin ve Azeri hükümetinin desteği, istenen sonucun alınmasına yetmedi...
       * * *
       TABİİ 1998'i dış politikada sırf sorunların ve sıkıntıların hakim olduğu bir yıl olarak görmemeli. ABD ile sıklaştırılan işbirliğinden Rusya ile geliştirilen ilişkilere, İsrail ile yakınlaşmadan Uzakdoğu ve Latin Amerika'ya açılmaya kadar, dış politikada olumlu gelişmeler de oldu. Türkiye dışardan, Balkanlar - Kafkasya - Ortadoğu üçgeninde bölgesel bir güç olarak görülüyor. Herhalde Türkiye içerde durumunu düzeltse, dışarda hem sorunlarını çözmek, hem de uluslararası platformda daha etkin bir rol oynamak olanağını bulacak...

       YARIN: 1999 - NASIL BİR YIL?




Yazara E-Posta: s.kohen@milliyet.com.tr