AB ile gene eskisi gibi...

TÜRKİYE-AB ilişkilerinde kritik bir hafta yaşanıyor. Bugün 27 üye ülkenin dışişleri bakanlarının Brüksel’deki konsey toplantısının kabarık gündeminde Türkiye de var. Konsey 2010 İlerleme Raporu’nun ışığında Türkiye ile değerlendirmesini ve katılım müzakerelerinin geleceğine ilişkin görüşlerini, sonuç bildirisi ile açıklayacak.
Bu bildirinin taslağı hazır: Ancak bakanların bugünkü toplantıda metin üzerinde hararetli tartışmalar yapması bekleniyor.
Bu toplantının ardından, önümüzdeki perşembe ve cuma günleri AB zirvesi yapılacak. Türkiye bu zirvenin gündeminde ayrıca yer almıyor. Yani bugünkü bakanlar konseyinden çıkacak bildiri (tabii son dakikada bir terslik olmazsa) liderler tarafından aynen kabul edilecek.
Edindiğimiz bilgilere göre, bugün taslağı ile alınacak olan bildiri, geçen yılkinden pek farklı değil. Brüksel’deki ve Ankara’daki yetkililer bir sürpriz beklemiyor.
Bir bakıma bu iyi bir haber. En azından, müzakere sürecinin askıya alınması gibi bir durum yok. Bir ara, Kıbrıs Rum yönetiminin çabalarıyla, Türkiye’nin limanlarını Rumlara açmayı reddetmesi yüzünden, Ankara’yı “cezalandırmak” zorunda kalabileceği söyleniyordu. Zira geçen yılki bildiride 2010’un sonuna kadar bir “mühlet” verilmişti.

Kimse kriz istemiyor
ŞİMDİ anlaşılan, bu şart nedeniyle Türkiye’ye karşı böyle ağır bir “yaptırım” uygulanması söz konusu değil. Hatta Kıbrıs Rum tarafının dahi, bu konuda bir kriz yaratmaktan çekindiği de söyleniyor.
Ancak Kıbrıslı Rumlar son günlerde bildiride Türkiye’yi baskı altında tutacak ağır ifadeler kullanılması için çaba harcamaktan geri kalmadılar. Belki bugünkü toplantıda da bunu tekrar deneyecekler. Fakat çoğunluk Türkiye-AB ilişkilerini bozabilecek bir durumun ortaya çıkmasını hiç istemiyor.
Dolayısıyla Kıbrıs Rum tarafından gelebilecek müdahalelere rağmen sonuçta bildirinin dengeli bir şekilde çıkması ve özellikle müzakere sürecinin devamını tehlikeye düşürebilecek herhangi bir ifadeyi içermemesi bekleniyor.
Dışişleri bakanları, Komisyonun İlerleme Raporu’ndaki değerlendirmelere de katılacak, bir yandan Türkiye’nin iç ve dış politikasındaki olumlu gelişmeleri övecek, bir yandan da iç durumdaki bazı yetersizlikleri belirtecektir.
Eğer son dakikada bir terslik olmazsa bu hafta AB Konseyi’nden ve zirvesinden çıkacak sonuç, Ankara’yı tatmin edecektir. Bu, bir yetkilinin deyişiyle, “işlerin normal devam edeceği anlamına gelir.”

Herkes “devam” diyor
Ama ne kadar “normal?” Açıkçası AB ile müzakere süresinin kaplumbağa temposu ile ilerlemesine öylesine alışıldı ki, sürecin kesilmemesi ve sadece 3 başlığın gündemde yer alması bile, “ehveni şer” sayılıyor.
Aslında bu 3 faslın dışında, kısmen Kıbrıs, kısmen de Fransa tarafından bloke edilen 18 başlık var. Türkiye bunların en az 12’sini müzakere etmeye hazır. Ama bu, sözünü ettiğimiz iki ülkenin çıkardığı engeller yüzünden mümkün olmuyor.
Açılabilir durumdaki 3 başlık ise bir türlü masaya yatırılamıyor. Belçika’nın 6 aylık başkanlık döneminde rekabet faslı açılamadı. Yani Belçika bu dönemi “sıfır fasıl” ile kapatıyor!
Kısacası, müzakere süreci kesilmiyor, ama bu süreç bu şekliyle Türkiye’yi tam üyelik hedefine de pek yaklaştırmıyor.
Gerek Türkiye’nin, gerekse AB’nin buluştuğu ortak nokta sürecin canlı tutulmasıdır. Yani karşılıklı olarak bir nevi “müzakerecilik” oyunu oynanıyor. Belki ilerde bu gerçek bir müzakere süreci olur umuduyla...