AB ile ilişkilerde gerileme

Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri konusunda bu hafta peş peşe hiç de umut verici olmayan iki gelişme oldu.

Bunlardan biri geçen pazar günü, AB’nin yasama organı olan Avrupa Parlamentosu (AP) için 28 üye ülkede yapılan seçimlerin sonucu, diğeri de AB’nin yürütme organı olan AB Komisyonu’nun çarşamba günü yayımlanan Türkiye ile ilgili yıllık raporudur.

Her iki olay, Türkiye’nin AB üyeliği perspektifini ve Türk dış politikasını zorlayabilecek unsurlar içeriyor. Hem de Türkiye’nin zaten yakın müttefiki ABD ile ilişkilerinin şimdiye dek görülmediği derecede gerildiği ve bölgesel birçok sorunla karşılaştığı kritik bir dönemde.

***

Avrupa Parlamentosu seçimleri, aşırı sağ partilerin, yeşillerin ve liberallerin güçlenmesi sonucunu vermiştir. Bunun Türkiye’yi ilgilendiren yanı, bu partilerin farklı nedenlerden de olsa, Türkiye’nin AB üyeliğine temelden karşı olmaları ya da Türkiye’yi müzakerelerin devamı için müsait görmemeleridir. Bütün gözlemciler de şu noktada birleşiyorlar: Yeni parlamentoda Türkiye için “tehlike” sadece aşırı sağdan değil, yeşillerden ve liberallerden de gelecek. Bunun Türkiye’yi zorlayabileceği söylenebilir...

Kaldı ki son parlamentoda çoğunluktaki Hıristiyan Demokratlar ile Sosyalistler de Türkiye’ye karşı mesafeli, hatta eleştirel davranmaya başlamışlardı. Nitekim geçen mart ayında AP, Türkiye ile üyelik sürecinin askıya alınmasını öngören bir kararı, bu parti mensuplarının da katılımıyla, büyük bir çoğunlukla almıştı. Oysa birkaç yıl önce bu partiler, ellerindeki “Evet” pankartları ile Türkiye’ye güçlü bir destek vermişlerdi.

AP’nin yeni kompozisyonu şimdi farklı ve zorlu bir noktaya gelindiğini gösteriyor.

***

Gelelim AB’nin yıllık raporuna. Eskiden bu belgeye “İlerleme Raporu” deniyordu. Artık fazla bir ilerleme görülmüyor ki bu başlık kullanılmıyor!

Bu raporda Türkiye’deki bazı olumlu gelişmeler kaydedilmiyor değil. Bu arada Türkiye’den “önemli bir ortak” gibi ifadeler de kullanılıyor.

Ama buna karşılık, hukuk ve siyaset alanındaki bazı konular eleştirilirken Türkiye’nin AB kurallarına uyması gerektiği hatırlatılıyor.

En önemlisi, bu 116 sayfalık rapor, daha önce “dondurulmuş” olan müzakerelerin yeniden başlatılmasının şimdilik söz konusu olmadığını belirtiyor. Bu da üyeliğe giden sürecin ölü noktada kalmaya devam edeceğini gösteriyor…

***

Ankara her zamanki gibi bu rapora tepki gösteriyor, eleştiri kabul etmiyor, AB’yi tarafsız ve anlayışlı davranmamakla suçluyor. Kısacası, her rapordan sonra görülen tablo, bu kez de gözlerin önüne seriliyor. AB Türkiye’den bir tavır değişikliği bekliyor, Türkiye de aynı şekilde AB’nin tutumunu değiştirmesini istiyor.

Bu bağlamda bir yakınlaşma emaresi yok. Aksine, AB raporu Türkiye’nin AB müktesebatından uzaklaşmakta olduğunu öne sürüyor.

AP Türkiye’nin üyeliğinin askıya alınması kararını verdiğinde Türk yetkililer bunu “yok saydıklarını” belirtmişti. Ancak alınan kararlar değişmedi.

Nitekim AB ile uyuşmazlıklar yerinde duruyor...