Sami Kohen

Sami Kohen

skohen@milliyet.com.tr

Tüm Yazıları
Haberin Devamı

İlk bakışta AB dışişleri bakanlarının geçen cuma günü Malta’da yaptıkları gayri resmi toplantıda Türkiye ile ilişkilerin geleceği hakkında vardıkları sonuç umut verici.
AB üst düzey yetkililerinin resmi açıklamalarına göre, Türkiye ile üyelik müzakerelerinin kesilmesi söz konusu değil. Birlik Türkiye’ye “kapıyı açık” tutuyor, Türkiye’nin “aile”ye katılmasını arzu ediyor. Ancak...
“Ancak” sözcüğünden sonra söylenenlere gelmeden önce, müzakere sürecinin kesilmemesinin ve kapıların açık tutulmasının önemini belirtmek gerek.
Bu toplantı, AB’nin birçok kesimlerinden son zamanlarda Ankara ile Avrupa arasında hüküm süren gerginlik ortamında, müzakerelere son verilmesi veya askıya alınması yönünde çatlak seslerin yükseldiği bir sırada yapıldı, Malta’daki toplantıda da bunu açıkça dile getirenler oldu. Buna rağmen toplantıdan “tamam” değil, “devam” kararının çıkması önemli.
Bu bir kez daha AB’nin kolay
kolay Türkiye’den vazgeçmek istemediğini gösteriyor...
Malum kriterler
Ancak...
Toplantıdan sonra yapılan resmi açıklamalara dönersek, şu açıkça ortaya çıkıyor: Müzakere süreci devam ediyor görünmekle beraber, fiilen müzakere edilen bir şey -yani bir fasıl- yok. Yakında yeni bir faslın açıklanacağına
dair bir işaret de yok.
Resmi ağızlar bunun gerçekleşmesi için, topu Türkiye’ye attılar ve Türk hükümetinin kuralların ve şartların ne olduğunu bildiğini de belirttiler. Bunlar, temel demokratik hak ve özgürlükleriyle ilgili malum kriterler... AB yetkilileri yaptıkları açıklamalarda bunları tek tek sayarken, idam cezasını da zikretmeyi ihmal etmediler...
Bizce bunun pratik anlamı şudur: Diyalog kopmayacak, süreç kesilmeyecek. Ama üyelik yolunda adım atılmasına yönelik esas müzakerelerin yapılabilmesi için, Türkiye’nin malum kriterleri
yerine getirmekte olduğunu göstermesi gerek.
Asıl mesele
Bu yeni bir durum değil. AB’nin
sürecin başından beri koştuğu bir şart...
Ne var ki Türkiye’nin de içinde bulunduğu şartlar meseleyi bir kısır döngünün içine sokuyor...
AB gibi Türkiye’de şimdiye kadar müzakere sürecinin kesilmemesini tercih etti. Bağların kopmaması, diyaloğun devam etmesi, AB kadar Türkiye için de vazgeçilmez bir zorunluluk.
Nitekim Türk liderlerinin son zamanlarda bu sürece son verilebileceğini, bu konuda bir halk oylamasına da gidilebileceğini söylüyorlarsa da resmi tutum gene de AB’den kopmamaktır. Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun
Malta’daki temaslarından sonraki
beyanı da bunu gösteriyor.
İki tarafın da süreci sonlandırmamak, bağları koparmamak arzusunu paylaşması önemli; ama pozisyonlar değişmez ve karşılıklı davranışlar eskisi gibi devam ederse bu süreç gene tıkanacak ve kesilme tehlikesiyle karşılaşacaktır.