Afrika’ya açılırken...

Türk kamuoyu Orta Afrika Cumhuriyeti’nin adını son günlerde ilk kez duymaya başladı.
Aslında 1960’ta bağımsızlığa kavuşan bu eski Fransız kolonisinde, son zamanlara kadar varlığını dünyaya hissettirecek önemli bir olay olmadı. Ta ki, bu 4.5 milyon nüfuslu ülkeden iç çatışma ve katliam haberleri gelmeye başlayıncaya kadar...
Orta Afrika Cumhuriyeti (OAC)’nin adını dünya medyasına taşıyan olay, ülkedeki Müslümanlarla Hıristiyanlar arasında geçen aydan itibaren iyice kızışan ve BM gözlemcilerinin deyişiyle “etnik temizlik” boyutlarını almaya başlayan iç çatışmalardır.
Durumun vahameti nihayet uluslararası camiayı da harekete geçirdi. Şimdi pek çok ülke OAC’deki bu insanlık faciasına son verilmesi için çare arıyor. AB birçok ülkeye OAC’ye asker göndermeleri veya bir şekilde bu misyona destek olmaları için çağrıda bulunuyor.
Böyle bir çağrı birkaç gün önce Ankara’ya da geldi. Artık bu bahtı kara Afrika ülkesine yardım konusu, Türkiye’nin de gündeminde...

Neden çatışıyorlar?
Önce OAC’deki son duruma kısaca bakalım:
Ülke altın, elmas ve benzeri zengin kaynaklara sahip. Ancak halkı hâlâ yoksul ve geri. Nüfusun yüzde 50’si Hıristiyan, yüzde 15’i Müslüman, geriye kalanı da çeşitli yerel inançlara mensup.
Geçen yılın başlarında Seleka adlı Müslüman grup bir darbe yapıp cumhurbaşkanlığı makamını ele geçirdi. Ne var ki örgütün tabanı bunu fırsat bilerek yağmacılığa, işgallere, kadınlara tecavüzlere girişti. Bu da Hıristiyanların karşı saldırılara geçmelerine yol açtı. Son haftalarda ülkede bir Müslüman kıyımı başladı, binlerce kişi hunharca öldürüldü, yüz binlerce kişi evlerini terk etmek zorunda kaldı.
Başta Afrika Birliği Örgütü ülkeye toplam 5 bin kişilik bir askeri güç sevk etmeye karar verdi. Fransa derhal 1600 asker gönderdi.
AB geçen hafta, daha önce göndermeye karar verdiği 500 kişilik bir askeri birliği 1000 kişiye çıkaracağını açıkladı. Ancak bu güce Estonya, Romanya, Portekiz gibi birkaç ülke ufak birliklerle katkıda bulunmayı taahhüt ettiler. İngiltere, Almanya gibi güçlü devletler ise asker yerine sadece lojistik destek sağlayacak...

Ankara ne yapacak?
Ya Türkiye? Ankara’da yetkililer AB’den gelen çağrının “bir şekilde katkı”dan söz ettiğini, “asker talebi”nde bulunulmadığını söylüyorlar ve konunun “değerlendirilmekte olduğunu” belirtiyorlar.
Erdoğan hükümetinin “Afrika açılımı”na verdiği önem malum. Son 2-3 yılda bu yönde büyük adımlar atıldı, yeni elçilikler açıldı, yeni ticari ilişkiler kuruldu, mali yardım programları hayata geçirildi.
Hükümet OAC’deki olaylara da özel bir ilgi gösterdi. Özellikle Müslümanlara karşı girişilen katliam konusunda büyük bir duyarlılık gösterdi.
Türkiye’nin, gelen çağrı üzerine, uluslararası bir destek kampanyasına katılması doğal. Bu, “Afrika’ya açılma” politikasına da uygun. Tabii bu ülkelerdeki kompleks içi çatışmalara bulaşmamak ve taraf durumuna düşmemek kaydıyla...