Avrupa Birliği gündemine dönüş

Eklenme Tarihi31.08.2018 - 1:32-Güncellenme Tarihi31.08.2018 - 1:32

Dışişleri Bakanlığı bünye- sindeki Reform Eylem Grubu’nun 3 yıl aradan sonra toplanmış olması, hükümetin yeniden AB gündemine dönmekte olduğunun açık bir göstergesidir.

Toplantıdan çıkan mesaj, Ankara’nın bir süredir hareketsiz kalan ve zaman zaman gerginleşen ilişkileri yeniden canlandırmak istediği ve bu amaçla da birtakım reformları hayata geçirmeye kararlı olduğu yönündedir.

Bu önemli gelişmelerin zamanlaması ilginçtir: Trump yönetiminin çıkışları Türkiye’yi AB ile yakınlaştırmıştır. Son zamanlarda AB’ye soğuk bakan, birçok AB ülkesiyle kavgalı duruma gelen Ankara, bu yeni konjonktürde Avrupa’yı güçlü bir alternatif olarak görmüştür. Aynı şekilde, başta Fransa ve Almanya olmak üzere birçok AB ülkesi ve AB yöneticisi yeni konjonktürde Türkiye ile yakınlaşmanın kendi çıkarlarının icabı olduğuna kanaat getirmişlerdir. 

Böylece, -daha çok Türkiye’nin inisiyatifiyle- Ankara ile AB ilişkilerinde şimdi yeni bir sayfa açılıyor.

Neden reform?

Ankara’da kilit mevkideki dört bakanın katılımıyla yapılan Eylem Grubu toplantısında demokratik hak ve özgürlükler, yargı ve adalet sistemiyle ilgili reformların yapılmasına karar verilmesi, birbirleriyle bağlantılı iç ve dış politika alanında atılan önemli bir adım oluşturuyor. 

Bugünkü iktidar, görevinin ilk yıllarında reformlar konusunda önemli hamleler gerçekleştirmiş, bu da AB ile tam üyelik perspektifli bir süreç başlatmıştı.

Son yıllarda ise iç ve dış olayların etkisiyle Türkiye maalesef AB kıstaslarına ters düşen uygulamalarla o reform çizgisinden uzaklaşmıştır.

Şimdi iktidar bunun bilinci içinde -ve yeni konjonktürün etkisiyle- reformlarla ilgili AB gündemine dönmek kararlılığını gösteriyor. Eylem Grubu toplantısına katılan bakanların bu konudaki konuşmalarında demokratik reform sürecinin hızlandırılacağına dair sözleri yeni bir taahhüt niteliğindedir. 

Kuşkusuz bunda önemli olan, reformlarla ilgili yapılacak düzenlemelerin kâğıt üstünde kalmaması, uygulamada bütün ilgili makamların buna uygun bir zihniyet ve yaklaşım göstermesidir…

Üyelik mi, ortaklık mı?

Türkiye’nin bu konudaki gayretine AB’nin aynı amaçla karşılık vermesi beklenir. Aynı amaçtan kasıt, AB’nin de Türkiye’nin üyelik yolunu açacak adımları atmasıdır.

Ne var ki AB’nin ve başlıca üye ülkelerin böyle bir niyeti olduğuna dair bir işaret yok. Fransa ve Almanya liderlerinin son demeçleri, Türkiye’ye tam üyelik yerine ortaklık gibi farklı bir statünün verilmesi fikrinin ağır basmakta olduğunu gösteriyor. Üstelik kesik olan üyelik müzakere sürecinin yakında başlatılması söz konusu bile edilmiyor.
Yeni konjonktür AB’de bir fikir değişikliği yaratır mı bilemiyoruz, ama Türkiye’nin AB gündemine dönmesi, reformları hayata geçirme kararlılığını göstermesi çok yerindedir. Ne de olsa asıl amaç Türkiye’nin bu reformların sağlayacağı daha yüksek siyasal, sosyal ve ekonomik seviyeye ulaşması değil mi?