Avusturya Dışişleri Bakanı Ursula Plassnik’in Türkiye ziyareti, bu ülkenin neden Türkiye’nin AB üyeliğine bu kadar karşı olduğu sorusunu gündeme getiriyor.
AB’nin 27 üyesi arasında Avusturya halkı, Türkiye’nin Birliğe girmesine karşı çıkanların başında geliyor. “Eurobarometer” kurumunun araştırmasına göre, Türkiye’nin üyeliğini isteyenlerin oranı, sadece yüzde 5... Türkiye’ye sıcak bakmayan ülkelerden Almanya için bu oran yüzde 16, Fransa için yüzde 22, Kıbrıs Rum kesimi için dahi yüzde 19...
Halkın bu eğilimine paralel olarak, Avusturya’daki bütün partilerin (Yeşiller dışında) tavrı da oldukça olumsuz. Sağda Hıristiyan Demokratlar kadar, solda Sosyal Demokratlar da Türkiye’nin tam üyeliğine karşı. Bu şimdiki hükümet için de geçerli.
Avusturya, Türkiye’nin AB üyeliğini referanduma sunmaya da kararlı. Avusturya’nın başka hiçbir üye için uygulamadığı bu sistemi Türkiye için planlaması gerçekten anlamlı... Referandum için düşünülen tarih ise ta 2015...
Avusturya’nın AB’nin genişlemesini pek istemediği biliniyor; ancak öyle bir referandum koşulunu ne kapının eşiğinde bulunan Hırvatistan, ne de ileride üye olması düşünülen Makedonya ve Arnavutluk gibi Balkan ülkeleri için koşuyor...

Esas nedenler

Bunun nedenleri, “Avrupa İstikrar İnisiyatifi”nin (ESİ) bu konuda yayımladığı bir raporda bulmak mümkün.
Özetlersek, rapor bu durumun esas nedenini Avusturyalıların Türkiye’yi tanımamasına bağlıyor. Örneğin Avusturya’daki okullarda okutulan ders kitaplarında modern Türkiye hakkında hemen hemen hiçbir şey öğretilmiyor... Pek çok Avusturyalının kafasında hâlâ 1683 Viyana kuşatması yer alıyor. Bu da Türklerin şimdi başka yoldan Avrupa’ya yayılacakları vehimini yaratıyor...
Halkın eğilimleri bağlamında buna eklenecek başka faktörler de var tabii. Örneğin Avusturya’da yaşayan Türklerin yarattığı imaj, Türkiye’nin üyeliği halinde Avusturya’nın işçi akımına uğraması kaygısı gibi... Bu arada Muhafazakâr (Katolik) çevreler de Türkiye gibi bir Müslüman ülkenin AB’de yer almasını istemiyorlar...
ESİ’nin raporuna bakılırsa, Türkiye’nin kullandığı argümanların bir kısmı, Avusturyalıları çok etkilemiyor. Örneğin Türkiye’nin AB’nin güvenliğine katkıda bulunacağı, Avrupa ile İslam dünyasını yaklaştıracağı, AB’nin ekonomik potansiyelini güçlendireceği gibi tezler, ancak yüzde 20 civarında destek görüyor...

Ne yapmalı?

Avusturya’da kamuoyunun çeşitli nedenlerden ötürü Türkiye’nin AB üyeliğine karşı çıkması, siyasetçilerin ve hükümetlerin de, “itici” bir tavır almalarına, hatta müzakere sürecinde engellemelere girişmelerine yol açmış bulunuyor. Dün Ali Babacan ile görüşmesinden sonra Plassnik’in hâlâ “ucu açık” bir süreçten söz etmesi, Viyana’nın bu politikasının değişmediğini gösteriyor.
ESİ raporu, Avusturya’da siyasetçilerin popülist davranışlarından örnekler veriyor. Oysa kendilerinden beklenen şey, halkı aydınlatmaları ve şimdiden yıllar sonrası için referandum düzenlemek yerine, Türkiye’nin üyeliğini enine boyuna tartışmalarıdır.
Dün Babacan’a bir Avusturyalı gazeteci, “Avusturya kamuoyundaki desteğin düşüklüğüne karşı ne yapacaksınız?” şeklinde bir soru yöneltti. Tabii ki tanıtım ve imaj konusunda Türkiye’nin -Babacan’ın söylediklerine ek olarak- yapması gereken çok şey var. Ama raporda da belirtildiği gibi, Avusturya makamlarına da bu konuda çok iş düşüyor. Şimdi de biz Avusturyalı bakana soralım: “Siz bu konuda ne yapacaksınız?”

Etiketler