Aynı dert...

Aynı dert...


       Türkiye'nin güvenlik ve anayasal düzen konusunda son yıllarda karşılaştığı dertlerin bir benzeri, şimdi bazı Avrupalı dostlarımızın başına geliyor.
       Özellikle Almanya'da, Fransa'da ve İspanya'da ortaya çıkan bu durum, yetkilileri bir ikilem ve zor bir seçim karşısında bırakıyor.
     Türkiye'nin yıllardan beri bu meselelerle cenkleşmesi karşısında fazla anlayış göstermeyen, hatta bu mücadelesindeki tavrını eleştiren Avrupalıların, şimdi benzer koşullarla karşılaşması karşısında, insanın "gülme komşuna..." diyeceği geliyor!..
       * * *
       ALMANYA'da özellikle son haftalarda neo - Nazilerin azması, bazı kanlı eylemlerin arkasında olduğu belirlenen Milliyetçi Demokratik Parti'nin kapatılması konusunu gündeme getirmiş bulunuyor.
       Her ne kadar koalisyon hükümeti içinde bu konuda henüz tam bir mutabakat sağlanamadı ise de, birçok siyasetçi ve hukukçu, mevcut anayasal düzeni, huzuru ve demokrasiyi koruyabilmek için, bu değerleri ortadan kaldırmayı hedeflediği öne sürülen bu partinin yasadışı ilan edilmesi gerektiğini savunuyor.
     Bu yönde çalışmalar sürerken, mevcut yasalar çerçevesinde güvelik kuvvetlerinin ve mahkemelerin harekete geçmesi sağlanıyor. Bu arada devlet kadrolarında, Nazi eğilimli memurların işlerine son verilmesi için hazırlıklar yapılıyor. Nazi eylemlerine karışanlar tutuklanıyor, süratle yargılanıyor ve ağır cezalara çarptırılıyor...
       "Demokratik bir ülkede parti kapatılır mı?" sorusu elbet Almanya'da enine boyuna tartışılıyor. Ama artık "demokrasiyi öldürmek isteyen bir partinin yaşamaması gerektiği" kanısı yaygınlaşıyor...
       * * *
       İSPANYA ve Fransa'daki olaylarda da bir noktada benzerlik var: İkisi de, ayrılıkçı hareketlerin tehdidi ile karşı karşıya. Bu iki ülkede de şiddet eylemleri tırmanıyor. Üstelik, geniş özerklik verildiği veya verileceği açıklandığı bir dönemde...
       İspanya, Bask bölgesine nerede ise yarı bağımsız sayılacak durumda. Bask halkı aslında kendisine tanınan geniş otonomiden memnun. Ama, artık bir "umutsuzlar çetesi" haline gelen ETA, bombalar patlatmaya, adam öldürmeye devam ediyor. Bunu yapanlar az da olsalar, bölgenin ve tüm İspanya'nın huzurunu kaçırmaya yetiyor.
       Aznar hükümeti zor durumda. Bask bölgesinde yerel yönetim, Milliyetçi Parti'nin kontrolünde. Bu parti aslında terörizme karşı, ama ETA'ya da alenen karşı çıkamıyor ve Madrid'i bu örgüt ile uzlaşmaya çalışmamakla suçluyor. Oysa Başbakan Aznar'ın kesin tavrı "teröristlerle pazarlığa girişmemek"tir.
       Fransa'da ise, Başbakan Jospin'in Korsika'ya kademeli olarak özerklik vermek ve dört yıl sonra Anayasa'yı değiştirmek yönünde aldığı karar, hükümeti ve iktidar partisini de böldü. İçişleri Bakanı J. P. Chevenement'in istifa etmesi, ciddi bir kriz yarattı. Bu arada Korsika'da şiddetin yeniden patlak vermesi, "Jospin planı"nın başarı şansı ve bu yöndeki kararın doğruluğu hakkında sorulara - ve tartışmalara - yol açıyor...
       * * *
       ŞİMDİ İspanya'da ve Fransa'da son olaylar Türkiye'nin yıllardan beri çektiği sıkıntılara benzer bir durum yaratıyor. Türkiye'yi almak zorunda kaldığı tedbirler yüzünden eleştiren Avrupalılar, şimdi dert başa düşünce farklı hareket edemeyeceklerinin işaretini veriyorlar.
       Belki bu durum, onların artık Türkiye'ye karşı daha anlayışlı davranmalarına yol açar...


Yazara E-Posta: skohen@milliyet.com.tr