Aynı nakarat...

Eklenme Tarihi26.04.2019 - 8:15-Güncellenme Tarihi26.04.2019 - 8:15

Yıllardan beri her 24 Nisan’da dünyanın birçok ülkesinde Ermeni diasporasının çabasıyla “Ermeni soykırımı” diye sunulan 1915 olaylarını anma törenleri düzenlenir. Özellikle Amerika ve Avrupa’daki belli başlı kentlerde Türkiye’yi hedef alan gösteriler düzenlenir, konuşmalar yapılır, medya kampanyaları yürütülür, o dönemin acı olaylarından Türklerin suçlu kabul edildiği birtakım kararlar çıkartılır...

Bu yıl da aynı senaryo tekrarlandı. Önceki gün benzer etkinlikler yapıldı, konuşmalarda ve yayınlarda aynı nakarat yaşandı.

Bu kez “ekstra”dan bir olay oldu: Fransa’da Cumhurbaşkanı Macron’un bir kararnamesiyle, 24 Nisan, ülke çapında Ermeni soykırımını anma günü ilan edildi. Yani böylece ilk kez bir Avrupa devleti Ermeni soykırım iddiasını benimseyen bir tavrı resmen sergilemiş oldu.

Bu arada diğer bir Avrupa ülkesinde, İtalya’da da 24 Nisan arifesinde Millet Meclisi Ermeni soykırımını tanıyan bir karara imza attı.

24 Nisan günü bütün gözler Beyaz Saray’a çevriliydi. Acaba ABD Başkanı bu vesileyle yayımlanan mesajında “Ermeni soykırımı” terimini kullanacak mıydı, yoksa daha önceki yıllarda olduğu gibi “Büyük Felaket” anlamına gelen Ermenice “Meds Yeghern” sözcüğünü kullanmakla yetinecek miydi? Neyse ki Trump, ikinci formülü kullanmayı tercih etti ki bu da tabii Ermenileri hiç memnun etmedi.

Türkiye’nin tepkisi

Ankara bu yıl da sahnelenen bu büyük şova sert beyanlarla ve de karşı ataklarla cevap verdi. Yani Ankara bu vesileyle bir kez daha soykırım suçlamalarını asla kabul etmediği mesajını iletti ve bu işin siyasetçilere değil, tarihçilere bırakılması çağrısını yeniledi.

Bu arada Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul Ermeni Patrik vekiline gönderdiği anlamlı mesajda kucaklayan ve uzlaşıcı bir üslup kullanması da dikkati çekti.

Dikkati çeken diğer bir nokta da Ankara’nın bazı yabancı ülkelerin bu meseledeki olumsuz davranışlarına pratikte ölçülü ve sağduyulu bir karşılık vermesidir. Geçmiş yıllarda örneğin Fransa’nın bu tür davranışlarına karşılık Türkiye Paris’teki Büyükelçiliği geri çekmiş, Fransız firmalarıyla ticari ilişkilerini kısmıştı. Bu kez ikili ilişkilerin bundan zarar görmemesinin milli çıkarlara daha uygun olacağı fikrinin ağır bastığı anlaşılıyor.

Ne kazanıyorlar?

Ermeni lobilerinin her yıl bu zamanlarda sahnelediği soykırım senaryosunun, pratikte kendisi açısından da ne sonuç verdiği sorulmaya değer. İşi yabancı parlamentolara taşımanın, Türkiye’yi suçlayan beyanların veya kararların “kıymetiharbiyesi” var mı?

Bunca yıllık tecrübe, bu tür davranışlarla bir yere varılmayacağını açıkça göstermiyor mu? Aynı şekilde, her 24 Nisan’da böyle etkinliklere sahne olan ülkeler, bunun kendi çıkarlarına da uygun olmadığının farkında değiller mi?

Her 24 Nisan etkinliği, yıllardır süren anlaşmazlığı, öfkeyi ve gerginliği uzatmaktan başka bir işe yaramadığını göstermiyor mu?