Balkanlara karşılık Kafkaslar

Rusya ile Gürcistan arasındaki “beş gün savaşı”nın askeri boyutu dün sona erdi. Şimdi bu çatışmanın diplomatik süreci başlıyor.
Savaşın arkasında, Gürcistan’ın birçok bölgesinde büyük yıkım, binlerce ölü ve yaralı, yüzbinlerce mülteci ve derin acılar kalıyor.
Diplomatik sürece, Rusya askeri alandaki kazanımlarının avantajı ile, buna karşılık Gürcistan ise uğradığı yenilginin derin izleriyle giriyor.
Bütün belirtiler, diplomatik sürecin uzun ve çetin geçeceğini gösteriyor. Bu aşamadaki gelişmeler, sadece Gürcistan’ın geleceğini belirlemekle kalmayacak, aynı zamanda bölgesel hatta küresel dengelerin yeniden şekillenmesine de yol açacak.

Tam istediği gibi...
Dün de belirttiğimiz gibi, askeri alanda Rusya’nın istediği oldu: Gürcistan’ın G. Osetya’yı yeniden kendi otoritesi altına almak için giriştiği operasyon hezimetle sonuçlandı. Cumhurbaşkanı Saakaşvili’nin hesap hatası Moskova’ya bağımsızlık isteyen G. Osetya’yı ve Abhazya’yı kendi kontrolü altına alma fırsatını verdi... Ayrıca Rusya, kendi arka bahçesinde, çıkarlarına karşı gelinmesine asla izin vermeyeceğini, buna kalkışanlara çok sert şekilde karşılık vereceğini gösterdi.
Şimdi Rusya masaya daha güçlü kartlarla oturmak ve son zamanlarda “başka cephelerde” uğradığı kayıpları, kendisine daha yakın olan bu bölgede telafi etmek imkânını sağlıyor.

Hamle üstüne hamle
Gürcistan’da son günlerde cereyan eden dramatik olayları, siyasi satranç tahtasında bir süredir oynanan “büyük oyun”un bir parçası olarak görmek lazım.
Açıkçası, Rusya, Batılıların Balkanlardaki ve Doğu Avrupa’daki hamlelerine, “Kafkas cephesi”nda karşılık vermeyi çoktan planlıyordu. Saakaşvili’nin vahim hatası (veya onu böyle bir yanılgıya sevk edenler), Rus liderlerinin eline bir altın fırsat verdi.
Batının Rusya’yı bir süredir çok rahatsız eden hamlelerini anımsayalım: Kosova’nın bağımsızlığının teşvik edilmesi ve tanınması... NATO ve AB’nin Yugoslavya’nın dağılmasından sonra bağımsız olan Cumhuriyetlerin çoğu ile sıkı bağlar kurması; ayrıca Bulgaristan ve Romanya’nın da bu topluluklara üye alınması... ABD’nin Çek Cumhuriyeti ile bir füze savunma sistemi kurmak konusunda anlaşması... Batının giderek Ukrayna’yı kendi yörüngesine çekmesi...
Moskova bu gelişmeler karşısındaki rahatsızlığını her fırsatta dile getirdi, ama Batılı muhataplarına söz geçiremedi. Ruslar zaman zaman sert uyarılarda da bulundular. Örneğin Kosova’nın tanınması noktasında, bunun Abhazya için de bir emsal oluşturabileceğini söylediler...
Bunun gelişigüzel verilen bir örnek olmadığı, Moskova’da bununla ilgili planların hazırlandığı, şimdi daha iyi anlaşılıyor...

Son damla
Olayı, Rusya’nın “Kosova’ya karşı Osetya-Abhazya” misillemesinin de ötesinde, “Balkanlara karşılık Kafkasya” stratejisinin bir parçası olarak da görebiliriz.
Rusya Balkanlarda ve Doğu Avrupa’da epey zemin kaybetti. Buralar, fiilen Batının “etkinlik alanı” içine girdi.. Rusya, aynı durumun Kafkasya’da tekrarlanmasına izin vermemeye kararlıydı. Hele Gürcistan ABD ile sıkı fıkı ilişkiler kurduktan ve NATO adayı sayıldıktan sonra... Ruslara göre Gürcistan’a verilecek ders, aynı zamanda Batıya da güçlü bir mesaj göndermiş olacaktı...
Nitekim öyle oldu. Şimdi uluslararası diplomasinin oynamaya hazırlandığı büyük oyunun “Kafkasya turu”nda, bölgesel ve küresel dengelerin yeniden nasıl şekilleneceğini göreceğiz...